<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Neferkamin Anu</title>
	<atom:link href="http://neferkaminanu.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://neferkaminanu.wordpress.com</link>
	<description>Bilgenin Dudakları Anlamayan Kulaklara Kapalıdır</description>
	<lastBuildDate>Mon, 16 Jan 2012 14:54:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='neferkaminanu.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/a83f358baa15395df51014d44aef151b?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Neferkamin Anu</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/osd.xml" title="Neferkamin Anu" />
	<atom:link rel='hub' href='http://neferkaminanu.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Seven Bir Fahişeyim Ben</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2012/01/01/seven-bir-fahiseyim-ben/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2012/01/01/seven-bir-fahiseyim-ben/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 00:01:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Semavi Sonrası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=277</guid>
		<description><![CDATA[Mabet fahişeliğinden izler     Seven bir fahişeyim ben ?    İştar&#8230;. “Herodot kitabında, Babil’de her kadı­nın evlenmeden önce mabette bir erkekle yatmasının zorunlu ol­duğunu, bu yüzden evlenmek isteyen kadınların mabedin etrafın­da oturarak erkek beklediklerini, güzel kadınların hemen bulduğu­nu, çirkin kadınların ise uzun süre bulamadıklarını yazıyor. ? “Sumer kanununa göre evlenen kadın bakire değilse ,  kocasından boşanırken   [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=277&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mabet fahişeliğinden izler     <span style="color:#0000ff;"><strong>Seven bir fahişeyim ben</strong></span> ?    İştar&#8230;.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/160.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-278" title="160" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/160.png?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>“Herodot kitabında, Babil’de her kadı­nın evlenmeden önce mabette bir erkekle yatmasının zorunlu ol­duğunu, bu yüzden evlenmek isteyen kadınların mabedin etrafın­da oturarak erkek beklediklerini, güzel kadınların hemen bulduğu­nu, çirkin kadınların ise uzun süre bulamadıklarını yazıyor. ?</p>
<p>“Sumer kanununa göre evlenen kadın bakire değilse ,  kocasından boşanırken   bakire olarak evlenen ka­dının alacağı tazminatın yarısını alabiliyor. ? &#8220;</p>
<p>“Antropologlara göre en eski toplumlarda uygarlık kadınlar eliyle başlamış. İlk ipi yapmayı akıl eden, yiyecekleri koymak için tartan ve kilde kap kacağı yapan, yenecek ve ilaç olarak kullanılacak bitkileri, ateşi bulan, hayvanları evcilleştiren kadınlarmış. Kadınların en önemli niteliği de çocuk doğurmalarıydı. Bu olay onların yaratıcı olarak tanımlanmalarına neden oluyordu. Böylece ilk ana tanrıça ortaya çıkmış. Kadınlar da yeryüzünde ana tanrıçanın bir temsilcisi. M.Ö. 10.000 yıllarında ilk tarım topluluğunun başlaması sonucu insanlar arasında bir ‘din’ düşüncesi gelişmiş. Ana tanrıça için küçük tapınaklar yapmışlar. Buralarda düzenlenecek törenler için rahibeler sınıfı oluşmuş. Kuşkusuz tanrıçanın gücüne ulaşmak için seks ayinleri yapılıyormuş. Daha sonra avcılığın başlaması ile erkekler güçlenmiş, bunun sonucu erkek tanrılar ortaya çıkmış, onlara hizmet için de rahipler. Bunlar kadınlar üzerinde baskı yapmaya başlamışlar. İşte o devirde fahişelik vücut bulmuş, diyor Nickie Robert.1</p>
<p>Bunun ilk örneğini Mezopotamya’da Sumerlilerde görüyoruz. Sumer’in Aşk ve Savaş Tanrıçası İnanna belgelerde ‘göğün fahişesi’ olarak adlandırılır. Kocası Çoban Tanrısı Dumuzi de onun için ‘o fahişedir, benim eşim fahişedir’ diyor. İnanna, fahişelerin de koruyucusu. Kutsal fahişelik, sokaklarda değil, mabetlerde yapılana deniyor.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/inanna.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-279" title="inanna" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/inanna.jpg?w=614" alt=""   /></a> İnanna</p>
<p>Sumer mabetlerinde rahipler ve rahibeler büyük bir grup oluşturuyor. Rahibeler 20′ye yakın sınıfa ayrılmışlardı. Bunlar arasında şarkıcılar ve dansözlerin özel bir yeri vardı.  Onlar arp, lir gibi çalgılarla şarkılar söyleyerek, danslar ederek tanrıları, dolayısıyla insanları eğlendirirlerdi. Bunlarda asıl amaç tanrıları eğlendirerek onları sakinleştirmek, böylece insanlara zarar vermelerini önlemekti. Rahibeler arasında sihir ve kahinlik yapan, rüya tabir edenler ayrı ayrı sınıflardı.2 Prensesler, şehir bey­lerinin ve kralların eşleri erkek tanrılara ait baş rahibe olarak mabedin idari işlerini yürütürlerdi. Bunların önemli görevlerinden biri de Kutsal Evlenme törenlerinde Tanrıça İnanna yerine geçerek Tanrı Dumuzi’yi temsil eden kral ile evlenmeleriydi.</p>
<p>Böyle rahibelik, ilk Ur şehrinde Akad Kralı 1. Sargon’un kızı şair Enheduanna ile başlamıştı. Ondan sonra Sumer ve Akad’da hangi kral başa geçerse onun kızı bu göreve atanmıştı. Böylece siyasal ayrılıklar olduğu zaman bile bu kurumlar şehir beylikleri arasında bir kült bağı oluşturmuşlardır. Bu gelenek M.Ö. 1800′le­re kadar sürmüştür.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/12/enheduanna.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-504" title="Enheduanna" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/12/enheduanna.gif?w=614" alt=""   /></a>Enheduanna</p>
<p>Mabetlerde, özellikle İnanna’nın mabetlerinde rahibelerin özel bir görevi de genel kadınlık, bir tür fahişelikti.  Bunlar tanrıya hizmet ettiklerinden kutsal sayılıyordu. Tapınak fahişesini Gilgameş Destanı’nda görüyoruz.  Gilgameş’e arkadaş yapılmak istenen Enkidu bir orman adamıydı.  Ormanda hayvanlarla yiyip içiyor, onlarla yaşıyordu. Onu insan gibi yapmak için mabetten bir fahişe gönderilir. Bu kadın ona insan gibi yemeyi, içmeyi, konuşmayı öğrettiği gibi cinsel ilişkiyi de öğretir.3 Bu da fahişe olarak adlandırılan bu rahibelerin, acemilere cinsel ilişkide bir tür öğretmenlik görevi yaptıkları izlenimini veriyor.  Daha sonra bu gelenek Babillilere ve Asurlulara geçmiş. Herodot kitabında, Babil’de her kadının evlenmeden önce mabette bir erkekle yatmasının zorunlu olduğunu, bu yüzden evlenmek isteyen kadınların mabedin etrafında oturarak erkek beklediklerini, güzel kadınların hemen bulduğunu, çirkin kadınların ise uzun süre bulamadıklarını yazıyor. Sumer’de böyle bir gelenek olamaz, çünkü onlarda kadınların evlen­mesinde bekaret aranıyor. Sumer kanununa göre evlenen kadın bakire değilse, kocasından boşanırken, bakire olarak evlenen kadının alacağı tazminatın yarısını alabiliyor. Mabet fahişeliği bir meslek. Onlar kendilerini tanrı namına bu işe gönüllü olarak adayan kadınlar. Bunlar aynı zamanda bereket kültünün de temsilcileri. Sumer dininin bir simgesi olan 100 kadar kurumu kapsayan ‘me’ler arasında fahişelik de bir kurum olarak görünüyor. Bu rahibelerin diğer rahibelerden ayrılmaları için başlarını örtmeleri gerekir.4 M.Ö. 1600 yıllarında bir Asur kralının yaptığı kanunun 40. maddesiyle o tarihten sonra bütün evli ve dul kadınların başlarını örtmeleri şart koşulmuş. Kızlar ve sokak fahişeleriyse örtemeyecek. Böylece evli ve dul kadınlar da mabet fahişeleri gibi yasal seks yaptıklarından kutsallaştırılmışlar.5 Sokak fahişeleri örtünürse çok ağır ceza görüyorlar. Kuşkusuz mabet fahişeliği yanında sokak fahişeliği iyi görülmüyor. Bu mabet fahişeliği geleneği, Babilliler ve Asurlular yoluyla Kenanlılara, oradan da İsrail’e geçmiş, ama Tevrat boyunca bu geleneğin kaldırılma çabaları izleniyor.</p>
<p>Diğer taraftan Tevrat araştırıcıları da iki kısma ayrılmış. Bir kısmı İsrail’de mabet fahişeliğinin olduğunu, bir kısmı da tanrı namına cinsel ilişki yapılmasının akıl alamayacağını söylüyor. Bütün söylentilere karşın, İnanna’nın bereket kültünün ve mabedinin İştar, Astarte adlarıyla İsa’nın doğumuna kadar sürdüğünü görüyoruz. İsa’nın annesi Meryem doğmadan önce Meryem’in annesi onu mabede adamış.</p>
<p><strong>Kur’an, Al-İmran Suresi, ayet 35-37:</strong></p>
<p>‘İmran’ın karısı şöyle demişti: Rabbim! Karnımdakini azatlı bir kul olarak sırf sana adadım. Adağımı kabul buyur. (…) Rabbim! Ben onu kız doğurdum, (…) Ona Meryem adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı diliyorum, dedi. Rabbi Meryem’e hüsnü kabul gösterdi; onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi. Zekeriyya’yı (teyzesinin kocasını) da onun bakımı ile görevlendirdi. Zekeriyya, onun yanına, mabede her girişinde orada bir rızk bulur ve ‘Ey Meryem, bu sana nereden geliyor’ der; o da, Bu, Allah tarafındandır, Allah, dilediğine sayısız rızk verir, derdi.’</p>
<p>Bu ayetten anlaşıldığına göre, o zaman mabetler vardı.</p>
<p>Tevrat ve İncil’de de mabetlerin bulunduğu yazılı.</p>
<p>Daha önce sözünü ettiğimiz kitabında Nickie Robert fahişe­liği aslında kadının bir tür özgürlüğü olarak görüyor. Yunanlar’da keyfince yaşamak isteyen kadınlar kendi istekleriyle fahişe oluyorlarmış. Hıristiyanlık başladığı zaman Korentliler’in Venüs ve Afrodit mabetlerinde binden fazla fahişe varmış. İnançlarına göre, bunların erkeklere yaptıkları bu iş karşılığında mem­lekete bereket geliyormuş. Bu düşünce tamamıyla Sumer’in bereket kültünün bir devamıdır.</p>
<p>Kutsal fahişelik Hindistan ve Afrika’da da varmış. Fakat oralarda geç başlamış. Güney Hindistan’da mabet fahişeliği sürüyor. 1927 yılında Madaras’da 200 bin fahişe olduğu tahmin ediliyormuş.6 Lidya kızları da çeyizlerini hazırlamak için fahişelik yapıyor. 20. yüzyılın başında Cezayir’de bir kabilenin kızları büyük Biskara’ya gidip dans ve fahişelik yaparak para kazanıp evlenirlermiş. Kadınlar fahişelikten ne kadar çok para kazanırlarsa o kadar saygın oluyorlarmış. Mabet fahişeleri kendileri için bir ücret almıyorlarmış, ama mabede gelir sağlıyorlarmış.</p>
<p>Tevrat’ta iki türlü fahişelik var. Biri qadeşah; anlamı kutsal kadın veya adanmış kadın, daha doğrusu kült fahişeliğini ifade eden kelime. Bunun Akadcası qadiştu. Bazı araştırıcılar mabette böyle bir görev olacağını kabul etmek istemiyorlar. Qadeşah kelimesinin ebe veya büyücü olabileceğini söylüyorlar. Sokak fahişesinin şiirsel bir adı olabilir diyenler de var. Diğer taraftan belki kıtlık zamanlarında ülkeye bereket sağlaması için bir rahip ile birleşen bir rahibe de olabileceği öne sürülüyor. Sokak fahişesinin adı ise zonah.7</p>
<p>İsrail’de kült fahişesi ahlaki bakımdan iyi görülmese de yasa dışı değil.</p>
<p>“Rah Hoşeaya dedi: Git kendine bir kötü kadın, ve zina çocukları al; çünkü memleket Rabbin arkasından ayrılarak çok zina ediyor.’ <strong>(Tevrat, Hoşea, Bap 1-2.)</strong></p>
<p>Tevrat araştırıcıları bunu, İsrail Halkı’nın inançsızlığının ve yabancı tanrılara tapmalarının bir tür cezalandırılması olarak yo­rumluyorlar.</p>
<p>Yine aynı yerde şöyle yazar:</p>
<p>‘… çünkü zina ruhu onları saptırdı ve kendi Allahlarından ayrılıp zina ettiler. Dağların başlarında kurban ediyorlar, tepelerde meşe ve kavak ve çitlenbik ağaçlan altında buhur yakıyorlar, çünkü onların gölgesi iyidir; bundan dolayı kızlarınız fahişelik ediyorlar, gelinleriniz zina ediyorlar. Fahi­şelik ettikleri zaman kızlarınızı ve zina ettikleri zaman gelinlerinizi cezalandıracağım; çünkü erkekler kendileri fahişelerle bir yana çekiliyorlar ve fuhşa vakfedilmiş kadınlarla birlikte kurban kesiyorlar.’ <strong>(Tevrat, Hoşea, Bap 4: 12- 14.)</strong></p>
<p>Burada fuhşa vakfedilmiş sözleri mabet fahişeliğini anlatıyor. Diğer taraftan Tevrat, Levililer, Bap 19: 29′da ‘Kızını fahişe ederek onu murdar etme, ta ki, diyar zina etmesin, ve diyar alçaklıkla dolmasın’ şeklinde yazar. Burada ‘kızını mabet fahişesi yapma’ anlamına geliyor olmalı, çünkü aklı başında bir baba kızını sokak fahişesi yapmaz. Üstelik evlenirken bekaretin çok önemli olduğu bir ülkede.</p>
<p>‘(…) kahinler ve rahipler (…) fahişe veya bozuk kadın almayacaklar. Ve kocasından boşanmış kadın da almayacaklar, çünkü, kahin Allahına mukaddestir. (Tevrat, Levililer, Bap 21: 7.)</p>
<p>‘Bir kahinin kızı fahişelik ederek kendini bozarsa, babasını da bozmuş olur; ateşle yakılacaktır.’ <strong>(Tevrat, Levililer. Bap 21: 9.)</strong></p>
<p>‘İsrail kızlarından ve İsrail oğullarından kendilerine fuhşa vakfetmiş kimse olmayacaktır. Kadın fuhuşunun kazancını veya erkek fuhuşunun ücretini herhangi bir adak için Allahın Rabbin mabedine getirmeyeceksin; çünkü bunların ikisi de Allahın Rabbe mekruh şeylerdir.’ <strong>(Tevrat, Tesniye. Bap 23: 17- 18.)</strong></p>
<p>Burada fuhuş ile kazananın mabede verilmemesi, yine mabet fahişeliğinin varlığını gösteriyor. Ayrıca bu ayete göre, mabetlerde erkek fahişelerin de bulunduğunu anlıyoruz. Onlara “qadeşim ? yani kutsal erkek deniyor. Sumerlilerde de mabetlerde erkek fahişeler var. Bunlar eşcinsellik yapıyorlar. Tanrıça İnanna için yazılan bir ilahide buluyoruz bunu:</p>
<p>Saygın danışman, göğün süsü,</p>
<p>Uyku sona erince, gün ışığı olursun,</p>
<p>Sumer Halkı önünden geçer,</p>
<p>Sana selam, deriz.</p>
<p>Ayın yedinci gününde</p>
<p>Ay hilal olunca,</p>
<p>Kutsal suda yıkanıp kraliçelik elbisesini giyince,</p>
<p>Davullar vurulur önünde.</p>
<p>Sumer Halkı önünden geçer,</p>
<p>Göğün yüce hanımına selam, der.</p>
<p>Erkek olan kadınlar,</p>
<p>Kadın olan erkekler</p>
<p>Önünden geçer, sana selam, der</p>
<p>Kadın olan fahişeler,</p>
<p>Erkek olan fahişeler</p>
<p>Önünden geçer, sana selam, der.</p>
<p>‘Ve onlar her yüksek tepe üzerinde ve her yeşil ağaç altında kendileri için yüksek yerler; dikili taşlar ve Aşerler yaptılar ve diyarda fuhuşa vakfedilmiş erkekler vardı. İsrail oğulları önünden Rabbin kovduğu milletlerin bütün mekruh şeylerine göre yaptılar.’ (Tevrat, 1. Kırallar, Bap 14: 24.)</p>
<p>Burada sözü edilen ağaçlar tanrıça, dikili taşlar da tanrı sembolleri. Bunlar kitabın çeşitli yerlerinde tekrarlanıyor, Halk Rab’ı tanımıyor veya onunla birlikte tanrıça ve tanrılara da tapıyorlar.</p>
<p>“Ve Asa atası Davud gibi Rabbin gözünde doğru olanı yaptı ve fuhuşa vakfedilmiş erkekleri diyardan kovdu ve babalarının yapmış oldukları bütün putları ortadan kaldırdı. ? <strong>(Tevrat, 1. Kırallar, Bap 15: 11-]2.)</strong></p>
<p>‘(Kral Yehoşafat) babası Asanını günlerinde bırakılmış olan fuhuşa vakfedilmiş erkeklerin geri kalanını memleket­ten süpürüp attı.’ (Tevrat, 1. Kırallar, Bap 22: 46,)</p>
<p>Burada sözü edilen Asa, Kral Süleyman’ın torunu. Kıral Süleyman öldükten sonra memleket İsrail ve Yahuda olmak Üzere ikiye ayrılıyor (M.Ö. 931). Asa 911-870 yılları arasında Yahuda’da krallık yapıyor. İsrail tarihi İbrahim ile başladığına göre onun yaşadığı tahmin edilen tarihten (M.Ö. 1900- 1800) Asa’nın zamanına kadar hemen hemen 1000 yıl geçmiş olmasına rağmen mabet fahişeliğinin devam ettiğini görüyoruz. Kral Asa’dan hemen hemen 250 yıl (M.Ö. 641-609) sonra krallık yapmış olan Yoşia, 2. Krallar 23: 7’de yazdığına göre, ‘Fuhşa vakfedilmiş er­keklerin Rab evinde bulunan evlerini yıktı. Kadınlar orada Aşera için çadır dokurlardı’.</p>
<p>Nerede ise Yahuda devletinin sonuna gelinmek üzere olduğu halde (M.Ö. 586; yine de mabet fahişeliğinin sürdüğü görülüyor.8 Mabet içinde onların özel yerleri bulunuyormuş, İsrail mabedinde de Sumer mabetlerinde olduğu gibi kadınlar tarafından dokumacılık yapıldığı da anlaşılıyor.</p>
<p>Bütün bunlardan anlaşılacağı gibi, İsrail’de mabet fahişeliği vardı ve Tevrat boyunca onu kaldırmak için uğraşılmış. Fakat ne olursa olsun bu gelenekten vazgeçmek kolay değildi. İsrail’de erkeklerin çok kadınla evlenmelerinin fahişeliği önlemek için oldu­ğu söylenirse de, yine önüne geçilememiş. Çok kadınla evlenemeyen erkeklerin onlara ihtiyacı varmış. Yazıldığına göre bugün bile en çok genelev Telaviv’de imiş. Belki de mabet fahişelerine gitmek kutsal bir görev kabul ediliyordu. Sumer’de mabet fahişelerinin başlan örtüldüğü gibi İsrail’de de yüzlerine peçe takıyor olmalılar. Yüzüne peçe takıp kendisini fahişe gibi göstererek kaynatası ile yatan Yakub’un gelini Tamar’ın Tevrat’ta yazılan öyküsü, yüz yıllardan beri Tevrat araştırıcıları arasında mabet fahişesi mi, sokak fahişesi mi, olduğu tartışması sürüp gidiyor. Halbuki o zonah olarak değil, qadeşah olarak yazılmış. Olay şu:</p>
<p>İbrahim’in torunu Yakup’un oğullarından Yahuda’nın üç oğlu oluyor. Bunlardan birini Tamara adlı bir kadınla evlendiriyor. Oğul ölüyor. Gelenek icabı kadın ikinci oğul ile evleniyor. O da ölünce kaynata onu üçüncü oğluna almıyor. Buna kızan gelin dulluk elbisesini çıkarıyor, yüzüne peçe takarak kaynatasına kendisini fahişe gibi göstererek onunla yatıyor. Fahişelik ücreti olan bir oğlağa karşılık kadın adamın kuşağını, mührünü ve sopasını alıyor. Adam verdiklerini geri almak için bir oğlak vermek istiyor, ama kadını bulamıyor.9 Tamara gebe kalıyor ve kaynatası onun yakılmasını istiyor. Fakat o çocuğun kaynatasından olduğunu on­dan aldıklarıyla kanıtlıyor. <strong>(Tevrat, Tekvin, Bap 38: 12 vd.)</strong></p>
<p>Ölen kardeşin karısı ile evlenme zorunluluğu, Tevrat, Tensi­ye 25: 5-10′da şöyle açıklanıyor:</p>
<p>Eğer kardeşler bir arada otururlarsa, onlardan biri ölürse, oğlu yoksa, onun karısı yabancı adama varamayacak, kocasının kardeşi onu karılığa alacak. Kadının doğuracağı ilk oğul ölen kardeşin adıyla onun yerini tutacak, adı İsrail’den silinmeyecek. Eğer adam istemezse yaşlılar önünde anlatacak, kadın onun yüzüne tükürecek ve çarığını çıkaracak. Adamın adı ‘çarığı çıkarılan’ olacak.</p>
<p>İkinci oğlun neden yengesiyle evleneceği ve onun ölmesinin sebebi Tevrat’ta şöyle yorumlanmış:</p>
<p>‘Ve Yahuda Onan’a dedi: kardeşinin karısının yanına gir ve ona kain biraderlik yap ve kendi kardeşine zürriyet yetiştir.’ <strong>(Tekvin, Bap 38: 8.)</strong></p>
<p>‘Tamara’nın ikinci evlendiği ona Onan doğacak çocuğun kendisinin olmayacağını bildi. Kardeşine zürriyet vermesin diye yere dökerdi. Yaptığı Rab’ın gözünde kötü oldu ve onu öldürdü.’ <strong>(Tekvin, Bap 38: 9-10.)</strong></p>
<p>‘Bir adam kardeşinin karısını alırsa murdarlıktır; kardeşinin çıplaklığını açmaktır; çocuksuz olacaktır.’ (Levililer, Bap 20: 21.)</p>
<p>Tevrat’ta Süleyman’ın Atasözleri bölümünde bulunan fahişelikle ilgili atasözlerinden bazı örnekler ise şöyledir:</p>
<p>“Yabancı kadının dudaktan bal damlatır, ağzı yağdan yumuşaktır. Fakat sonu pelin otu gibi acıdı.’ (Bap 5: 3.)</p>
<p>“gençliğinin kansı ile sevin. Sevimli geyik, nefis ceylan gibi onun memeleriyle seni doyursun. ? (Bap 5: 18.)</p>
<p>“kötü kadından. yabancı kadının yaltaklanan dilinden korunmak için babanın emirlerini oku, annenin öğrettiklerini bırakma. Onun güzelliğine arzu çekme ve seni kirpikleriyle yakalamasın. Çünkü fahişenin elinden insan bir parça ekmeğe muhtaç olur.’ (Bap 5: 23.)</p>
<p>‘Fahişenin yüzünden insan bir parça ekmeğe muhtaç olur.’ (Bap 6: 26.)</p>
<p>‘onu bir kadın karşıladı, fahişe kılıklı, yüreği kurnaz ve yaygaracıdır. Kem almaz, ayakları evde durmaz, kah so­kakla, kah meydanlardadır. Her köşede pusuda bekler.’ (Bap 7: 10.)</p>
<p>‘komşunun karınsın yanına giren, ona dokunan kim olursa olsun suçsuz tutulamaz.’ (Bap 7: 29.)</p>
<p>‘fahişe derin bir çukurdur; yabancı kadın dar bir kuyudur.’ (Bap 23: 27.)</p>
<p>‘fahişelerle arkadaşlık eden malını kaybeder.’ (Bap 29: 8.)</p>
<p>Rehab adlı bir fahişe hem Tevrat, hem de İncil’de korunuyor:</p>
<p>‘Şehir evinde olanın hepsi Rab’a tahsis edilecek (yani öldürülecek,), yalnız fahişe Rehab ve kendisiyle beraber evde olanların hepsi yaşayacak, Çünkü gönderdiğimiz habercileri sakladı.’ (Tevrat, Jeos, Bap 6: 17.)</p>
<p>Maria Magdelene adlı bir kadın, fahişelik yaparken İsa’ya yanaşıyor, fahişelikten ayrılıyor ve Hıristiyan oluyor. Sonra da azize haline geliyor, İsa’nın ölümü sırasında yanında imiş, İsa’nın yeniden dirildiğini de Havarilere o bildirmiş, Bu olay yüzyıl sonra ancak İncil’e yazılıyor. Hıristiyanlıkta bütün fahişelerin bedenlerini satmaktan vazgeçip İsa’ya sığınmaları öneriliyor. Fahişelerle ilişki kuran erkekler de lanetleniyor.</p>
<p>Bütün uyarılara, sıkılara karşın bu kurum kaldırılamamış, hatta bazı ülkeler zaman zaman onların çoğalmasını istemiş, onlardan aldıkları vergi ile bütçelerini zenginleştirmişlerdir.10</p>
<p>Konumuzu burada kapatıyoruz, görüldüğü gibi tanrı sözü olarak inandırılan din kitapları, çeşitli kültürlerden alınan etkiler, yerli halkın kültürü ile karıştırılarak meydana gelmişlerdir.</p>
<p>Medresede okuyup hafız, sonra da öğretmen olan babam bana ‘Kızım Kuran üç kısımdan oluşur, efsaneler, emirler ve tarih’ derdi. Araştırmalarımızda Kuran’da yazılan öykülerin hemen hepsi Musevi efsanelerinden alınarak, İslam düşüncesine göre şekillendirilmiş, Tevrat’tan bile değil. Tevrat’ta ise diğer kültürlerdeki efsanelerin Musevi kültürü ile karıştırılarak yazılmış olduğunu görüyoruz. ?</p>
<p>1 Nickie Robert Batı Tarihine Fahişeler, çeviren: Gülden Şen. Sabah Kitapları.<br />
2 Sumer rahibe!eri hakkında bkz. Renger, Zeitschrift für Assyriology, N.F 24. 126 S. 139. Afo VII 23.<br />
3 Burada kadının insanın uygarlaşmasındaki rolünü açıkça görüyoruz.<br />
4 Hartmut Schmökel, Kulturgeschichte des Alternorient, Stuttgard, 1961, s.37.<br />
5 Prof. Mebrure Tosun, Doç. Dr. Kadriye Yalvaç. Sumer, Babil, Asur Kanunları ve Ammi-saduqa Fermanı, s.252.<br />
6 M. Yamouchi. Cultic Position Essays Presented to Cyrus Gordon on his Occasion of his sixty Birthday, s.213.<br />
7 Jhonatan Kirsh, The Harlot by the Side of the Road.<br />
8 Harper Collins. Atlas of the Bibel, s.21.<br />
9 Bundan fahişelik ücretinin bir oğlak olduğu ortaya çıkıyor.<br />
10 Bu konuda daha fazla bilgi için bkz. Emre Caner, Toprak ve Kadın Kutsal Fahişelerden Bakire Meryem’e. Su Yayınları 2004: Nickie Roberts. Batı Tarihin­de Fahişeler. Çeviren: Gülden Şen. Sabah Kitapları.</p>
<p>(Bereket Kültü ve Mabet Fahişeliği, Muazzez, İlmiye Çığ, Kaynak Yayınları)</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/277/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/277/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=277&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2012/01/01/seven-bir-fahiseyim-ben/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/160.png" medium="image">
			<media:title type="html">160</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/inanna.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">inanna</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/12/enheduanna.gif" medium="image">
			<media:title type="html">Enheduanna</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Keltler : 400 Tanrı 1 Tanrıça</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Nov 2011 19:19:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=2072</guid>
		<description><![CDATA[XX. yy. altmışlı yıllarında antropologların bir kısmı insanın Afrika&#8217;da ortaya çıktığını belirsiz bir dönemde oradan diğer kıtalara göç ettiğini ileri sürmüşlerdir. Bu göçün Ortadoğuya ulaştığını ve oradan iki büyük akıma bölünerek birinin Avrupa diğerinin Asya nüfusunu oluşturduğunu ileri sürmüşler ilerleyen süreçte bering Boğazından Amerika Kıtasına diğeri ise deniz yoluyla Okyanusya adalarına ulaşmışlardır. 30 yıl sonra [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=2072&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>XX. yy. altmışlı yıllarında antropologların bir kısmı insanın Afrika&#8217;da ortaya çıktığını belirsiz bir dönemde oradan diğer kıtalara göç ettiğini ileri sürmüşlerdir. Bu göçün Ortadoğuya ulaştığını ve oradan iki büyük akıma bölünerek birinin Avrupa diğerinin Asya nüfusunu oluşturduğunu ileri sürmüşler ilerleyen süreçte bering Boğazından Amerika Kıtasına diğeri ise deniz yoluyla Okyanusya adalarına ulaşmışlardır.<br />
30 yıl sonra bu hipotez çökmüştür. Asya&#8217;da çok başka bir şeye işaret eden fosiller bulunmuştur : İnsanlaşmaya yani dik yürümeye alışkın deyim yerindeyse ilk İnsan varlıklarının ortaya çıkışı Asya&#8217;da meydana gelmiş olabilirdi, belki de avrupada. Fransız Arkeologların Brezilyanın delikli Taş denilen bölgesinde insan varlığını 30,000 yıl öncesine götüren mağaraları bulması söylenenden çok önce insan varlığı hipotezi bir olgu haline getirmiştir.<br />
Geriye bu kadar çok kavmin nasıl oluştuğunu bilmek kalmıştır, örneğin iri ve sarışın Keltlerle ufak tefek ve siyah saçlı Mongoloid Asyalıların. Bu farklılıklar bir imgelemide bünyesinde değiştirecektir.Kuzey avrupanın sarışın toplulukları keltlerin sarı saçları ve mavi gözleri çekinik genlerin ağır basmasıyla oluşmuştur. Mongoloid ırkın farklı özellikleri , afrikalı bir insanın farklı özellikleri genetik miras olarak aktarılmış ve bu özellikler günümüzde terk edilen İnsan Irkları kavramını ortaya çıkarmıştır.Irk konusunda bir ve bölünmez tek bir insan Irkı vardır.<br />
Batının devlet destekli kollektif hayal gücü Etrüskler ve Yunanlılar ile birlikte Keltleride bu hayal gücü sepetine atma dışında çok az şey bilinir. &#8221; Kelt &#8221; terimi bile anlam belirsizliklerine ve bir çok spekülasyonlara maruz kalmış bir dolu mistik hikaye üretilmiştir.<br />
Keltoi terimi tanımını ilk yapanlar yunanlılar olup Aplerin kuzeyinde yaşayan insanlar için kullanmışlar &#8211; galyalı ve Kelt terimleri birbirlerinin yerine kullanılabilir. Sicilyalı Diodoros tarafından bizlere aktarılanlar , çok kaba ve soğuk görünüşleriyle kendilerini sürekli yücelterek karşılarındakini sürekli aşağılayan ve tehdit sayan hızlı öğrenen , Lire benzeyen estrüman eşliğinde şiirler okuyan şairlere sahip, özel önem verdikleri filozofları ve teologları olan &#8211; bunlara druidler denir , insanlardır.<br />
Keltler kararlı yapıları ve dil yoksunluğu ile farklılaşsalar bile şiir okuma ve kahramanlık özellikleri ile yunanlıları çağrıştırır. Onlara Kuzeyde Norse denir, önce üç gruba bölünmüş gibiler : Kartal burun ,uzun kafatası (delikosefal) ve çok açık renk saçları ile yunanlıların tanımına tamı tamına denk düşen <strong>İskandinavlar</strong> : Güney doğu Fransa&#8217;da Savoie&#8217;de , İsviçre&#8217;de Po ovasında ,Tiroller&#8217;de Normandi&#8217;ya ,Ardenne&#8217;de rastlanan ve kafalarının yuvarlak ,burunlarının iri , boylarının kısa , fındık gözlü ve kestane saçlı olmalarıyla vucut hatları öncekilerden farklı olan <strong>Alpliler</strong> ; ve orta boy , ince,uzun yüzlü, koyu renk saçlı koyu renk gözlü <strong>Akdenizliler</strong>. Bu tanım Eski kıtanın nüfusunu oluşturan büyük istilanın ikinci dalgasını oluşturan topluluklara denk düşmektedir. <strong>(1)</strong> Birincisi doğudan batıya , İÖ yaklaşık üç bir yılda Hint&#8217;ten gelen Hint-Avrupa topluluklarınınkiydi , hakkında daha geniş bilgiye sahip olduğumuz ikincisi batıdan doğuya ve kuzeye üçüncüsü ise V yüzyılda başlamıştır.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/attachment/1250/" rel="attachment wp-att-2101"><img class="aligncenter size-full wp-image-2101" title="1250" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/05/1250.jpg?w=614&#038;h=364" alt="" width="614" height="364" /></a></p>
<p>Üç istila dalgasından toplulukların ortak bir soydan geldikleri hipotezi büyük oranda kabul görür.Gerçektende Keltlerde kıtanın ilk Hint_avrupa istilacılarının soyundan gelenler görülür. Bu hipotezi destekleyen olgu ,Karpatlarla Ural arasında bir yerde yaklaşık dört bin beş yüzyıl önce kök salmış olan Hint-Avrupa dil ağacına mensup Kelt dilidir. keltçe Latincenin olduğu kadar Slav dilinin , Hinducanın olduğu kadar Yunancanında akrabasıdır.<br />
Keltler dalga dalga yayıldıklarında boş alan bulamadılar .Ataları ,&#8221; ölüleri yakkan &#8221; halklar ve pro-keltler onlardan önce gelmişlerdi. Titizlikle hazırlanan soy ağaçlarına karşın ikinci ve üçüncü dalga Keltlerin kökenleri bilinmezliktir.</p>
<p>Tüm Kelt edebiyatı geç dönemlidir, kökenlere gönderme yapan efsaneler hayal gücünde iç içe girerler. İstilalar kitabında der ki ; <strong>İrlandanın ilk istilacıları , elli bin kadın ve üç erkek, Nuh soyundan geliyorlardı ve hepsi , tek bir erkek hariç Tufan&#8217;da öldüler. Hayatta kalan o adam , Fintan , büyü yeteneğine sahip olduğundan , dalgalar arasında yüzebilmek için somon balığına dönüştü.Sular çekildiğinde kartal oldu , ardından atmaca, atmaca olarak ülkenin çok yükseklerinde uçtu ve su çekilirken ortaya çıkan dağları ve ovaları gözledi.</strong><br />
Tez şaşırtıcı gelsede ,yunanlı tarihçiler tarafından tanımlanan sarışınlık irlandalılarda hiç yoktur, genetik olarak çekinik genlerin üstün gelmesini sağlayan bir ırk karışımı meydana gelmiş olabilir. Kelt&#8217;ler dahil Avrupa istila topluluklarının tümünde Vedacılık ve Zerdüştcülüğe ait inançlar vardır. Buradaki önemli ayrıntı Hint_arilerle aynı dinleri yaratmamış olduklarıdır, aynı ağacın farklı dallarına benzerler.<br />
Kısaca Keltler hakkında bilinen her şey , ikinci istila dalgasını oluşturanlara adanmış terimlere göre , köken olarak Orta Avrupalı gözüktükleri ve İÖ V yüzyılda başlayan La Tene denen dönemden itibaren kayda değer olarak yayıldıklarıdır. Britanya adalarını, ispanya, yunanistan ve rusyayı almışlardır. Seçmiş oldukları topraklara göre farklılaşmışlardır. Kimileri kendini Galyalı, kimileri İrlandalı kimileri ise Norveçli olarak adlandırmışlardır.<br />
Romalı tarihçiler tarafından telkin edilen ve onlar açısından uygunsuz olan önyargılar kesin olarak doğrulanabilmiş değildir. Bu halklar İÖ III. bin yıldan beri tekerlekli araçları kullanan proto-keltlerin mirasını almışlardır, barbar olduklarıda bakış açısına bağlıdır.Ölülerini yakan halklar aynı dönemde etlerini küçün bronz kazanlarda pişirmekte , giyisi ve mücevherlerinde ise estetik duygular bulunmaktaydı. Vikingler gemi inşaa etmeye başladıklarında &#8220;drakkar &#8221; denen ve Kolomb&#8217;un karavellerinden beş yüzyıl önce Amerikaya kadar ulaşmışlardır.<br />
İÖ 279&#8242;da Keltler yeniden makedonyayı ve Teselya&#8217;yı dolayısıyla Yunanistanı işgal etmişlerdir. Kelt paralı askerleri III yy. Helenik savaşlarında çarpışmışlar ; Roma tarafından Yeni Ahit&#8217;in ünlü &#8220;tetrark&#8221;&#8216;ı Herodes Antipas &#8216;a hediye edilen dört yüz galyalıdan özel muhafızlarda yine Kelt&#8217;tir. İçlerinden yirmi bin kadarı bu kezde Küçük Asyayı işgal için yola çıkmışlar ve Galatia&#8217;ya yerleşmişlerdir.<br />
<a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/galatia-2/" rel="attachment wp-att-2139"><img class="aligncenter size-full wp-image-2139" title="Galatia" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/05/galatia1.png?w=614" alt=""   /></a><br />
Avrupanın hemen her yerinde kelt&#8217;ler vardır fakat homojen ve farklı bir bütün oluşturmazlar. Süreç içerisinde sürekli farkılılaşmışlardır, örneğin Vikinglerle galyalılar arasındaki fark ortadadır.Yüzyıllar içerisinde göreneklerinin yanı sıra inançlarıda farklılaşmıştır. Ne varki inanç zamana ve bölgeye göre farklılaşsada ortak gövdeden gelmesi sebebiyle Arverni ya da Viking olgusunu değiştirmez.</p>
<p>İnançları konusunda, bronz ardından demir çağında nasıl olduklarına dair hiç bir şey bilinmez. Keltler hakkında bilinenler XIII. yy yaşamış Snorri Sturluson adlı İzlandalı bir bilginin çalışmalarından kaynaklıdır. Proto Keltlere gelince bir kaç parça bilgi dinlerini yeniden tasarlama olanağı vermez. Sanat ve metinlerin gösterdiği gibi kesik baş kültleri mevcuttur ; İÖ III-II yy kadar uzanan Bouches-du-Rhone&#8217;daki Roqueperteuse Tapınağı&#8217;nın tüyler ürpertici sütünu sadece bir örnektir.Bu taşlar arasına sıkıştırılmış hakiki kafa tasıdır çünkü Keltler ellerine geçen her kesik başın onları doğa üstü güçlere karşı koruduğuna inanmaktadır.<br />
<a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/217040-2/" rel="attachment wp-att-2167"><img class="aligncenter size-full wp-image-2167" title="217040" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/2170401.jpg?w=614" alt=""   /></a><br />
Keltlerin taptıkları ana tanrıçanın kutsal renginin mavi olduğu inancı onların gövdelerini boyamaya yöneltmiştir. Onları yamyam olarak niteleyen Romalılar ; çığlıklar atarak çırılçıplak arabalarının üstünde boyalı bedenleriyle savaşa atılan bu insanlar korkunç bir barbarlığı temsil etmektedir.Ayrıca şenlikleri sırasında ortalık yerde sevişmeleri Romalılar tarafından hoş karşılanmamktadır.<br />
<a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/3390062813_b4ef29304d/" rel="attachment wp-att-2180"><img class="aligncenter size-full wp-image-2180" title="3390062813_b4ef29304d" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/3390062813_b4ef29304d.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Tüm bu olumsuz bakış açısına karşın bir panteonları vardır.  Theodor Mommsen  , Spekülasyonların ve hayal gücünün birbirine karıştığı Kelt Rahipleri (druid) öğretisi hakkında kesin bir fikir belirtme isteğinin boş bir çabadan başka bir şey değildir teşhisi koyar. Ancak Momsein  Kelt dinini, kuşkusuz ruhu tatmin etmeye daha uygun bulduğu Greko_Romen  diniyle karşılaştırdığınında unutulmaması gerekir. Bu bakış XX . yy bakış açısını yansıtmaktadır. Kelt panteonunda &#8221; en az dört yüz tanrı &#8221; sayılmıştır. Burada büyük bir tanrıça <span style="text-decoration:underline;">Danu</span> vardır. İrlanda Keltleri onun soyundan geldiklerini söylerler. Keltlere Hint_Ari köken oluşturmak tamamen raslantılara kalmış bir iştir.</p>
<p>Tarımın başlangıcından itibaren öncelikle hayatta kalmanın garantisi sonra da zenginliğin kaynağı olan toprak  , tohum ekmeyi, boynuzlugilleri ve ardından vahşi koyunları evcilleştirmeyi öğrenmiş tüm halklar tarafından  kutsallaştırılmıştır. Verimlilik ve bunu sürdüren cinsellik , Kelt el yapımında figür haline gelmiştir. Fallus taş anıtında vajinasını iki eliyle ayırarak duran tanrıça temsillerine, yumuşak kiraç kayalardaki ereksiyon halindeki erkeklerin tasvir edildiği dev granürlere kadar liste uzundur.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/boa/" rel="attachment wp-att-2191"><img class="aligncenter size-full wp-image-2191" title="boa" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/boa.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Keltlerin hayal gücü cinsellikle ölüm kutupları arasında salınır gibidir. Her durumda Danu tek ana-tanrıça değildi ; Kelt panteonunun tanrıçaları genel olrak sıfatları aile yaşamını temsil eden ana-tanrıçalardır.</p>
<p>Yakın dönem tanıklarına yani ikinci dönem kelt istila dalgasıdan kaynaklanan tarihsel tanıklara başvurulduğunda bile Kelt inançları kısmen oluşturulabilmektedir. Bunların hemen hepsi çok biçimlidir ve kabileden kabileye değişiklik göstermektedir.  Doğa üstü güçlere inanma isteği olsada hepsi aynı şeye inanmaz. Yinede uygulama ve törenleri hakkında bilgi çoktur. En büyük şenlikleri olan bizim 1 Kasımımızın arifesinde kutlanan Samhain , düzen karşısında kaos yok olduğunda dünyanın yaratılışı kutlanır. Ölülerin ruhlarının yeryüzüne musallat olduğu bu dönemde dönüşlerini engellemek için kurban sunulur. Hristiyanlık ise ölüleri kutlamak için bir gün kaydırmıştır ; 2 Kasım. Demek ki Keltler ölülerin ruhlarına yani ruhun dirilişine inanmaktadırlar. Onları çağırmak için Druidleri vardır; II.. yy&#8217;da Strabon&#8217;un naklettiğine göre bir insan kurban ederek kehanete girişmektedirler.</p>
<p>keltlerde tek bir yaratıcının karşıtı olabilecek Şeytan zine raslanmaz. Boynuzlarla temsil ettikleri cehennemle ilişkilidir. Cehennemler tanrıçası Proserpina gibi bereket,şans ve hasat tanrısıdır. Günümüz şeytanı boynuzlarını ona borçludur. Roma işgalinin dayattığı Apollon ve Merkür &#8216;le birlikte bizim ortaçağ şeytanımıza benzemeye başlar. Bouches-du-Rhone&#8217;da , Noves şehrinde bulunan ve İÖ III yy. tarihlenen Noves canavarı kesin biçimini almamış Hristiyan şeytanının en mükemmel tasvirlerinden biridir.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/tarasque_de_noves_profil_-_epoque_incertaine/" rel="attachment wp-att-2208"><img class="aligncenter size-full wp-image-2208" title="Tarasque_de_Noves_(profil_-_époque_incertaine)" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/tarasque_de_noves_profil_-_c3a9poque_incertaine.png?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Romalı ve ardından gotik sanatçılar şeytan figürünü işlerken hep bu çizgilerden yararlanmışlardır. Ancak bu tanrı Crom Cruach&#8217;tır yani ; tepenin kamburu. Crom Cruach&#8217;tan bize sadece taş figürler kalmıştır, fakat XI yy. adı bilinmeyen bir keşişin metninin aktardığı gibi , altın işlemeli resimleride vardır; Leinster kitabında şöyle yazar</p>
<pre>".......kötü davranırlar,
Ellerini çırparak, bedenlerini döverek,
onları zincire vuran canavarın yanında ağlaşarak
Gözyaşları yağmur gibi dökülerek.
Taştan on iki put diziliyordu ;
Fakat Crom'unki altındandı. "</pre>
<p>Crom önemli bir tanrıdır, efsane buna tanıktır. Efsaneye göre yine bir efsanevi tanrı olan iskoçyalı Tiernmas döneminde IÖ XVI yy. bütün klan şefleri ilk doğan çocuklarını Tapınma ovasında ona kurban etmektedirler. Şeytanın Kelt sıfatına uygun bir aday olabilir gibi gözüken bir başka tanrı daha vardır : Loki.  Konu uzmanı Georges Dumezil tüm çalışmasını ona adamış ve iskandinav tanrılarının en eşsizi diye yazar. Kuzey ülkelerinin , İskandinav ve Germen panteonunun kurnaz soytarısıdır. İstediği biçimi alır ve Kelt efsanelerinde sekiz bacaklı at Sleipnir&#8217;in babası olarak geçer. Loki tanrı odin&#8217;in hizmetindedir . Odin ve Thor dışında hiçbir Kelt tanrısında olamayan bir özelliğe sahiptir , eşi vardır ve bu onun toplumsallığıdır. Devler ve canavarlarlada yakındır, ne yazak ki efendisine ve diğer ölümsüzlere kötü oyunlar oynama fırsatını hiç kaçırmaz. Örneğin Balder&#8217; in ölümüne neden olarak dünyanın mahvolmasına sebep olur.</p>
<p>Germen mitolojisinde Loki gelecek olan kıyamet ya da Ragnakök&#8217;ün failidir. Gelecekteki balta ve kılıç döneminde insanlar bütün dünya yanana kadar dövüşeceklerdir.Bunun üzerine tanrılar kötülük güçlerine karşı son kez savaşmak için silahlanırlar : Devler Ymir komutasında , Muspell&#8217;in oğulları Loki komutasındadır. Kurt Fenrir Odin&#8217;i yutacak bunun üzerine Odin&#8217;in oğlu Vidar , Fenrir&#8217;i öldürecektir. Diğer yandan Thor, yılan Midgard&#8217;ı yenecektir, ama onun zehirli soluğu kendisinide öldürecektir. Freya, ateş tanrısı Surtur tarafından yenilgiye uğratılacak ve dünyayı ateşe verecektir. Güneşin kararması , toprağın denize düşmesi ve parlak yıldızların gökyüzüne düşmesi mısraları kıyamet benzeri senaryodur.</p>
<p>Dumezil&#8217;in bir gözleminden yola çıkan Mircea Eliade Loki&#8217;nin şeytan olduğuna ikna olmuştur. Dumezil Loki&#8217;nin şeytansı bir kişilik olan çağımız İblisinin en üstün cisimleşmesi &#8220;Duryodhana&#8221; nın benzeri olduğunu belirtir. Benzerlik kesin olmakla birlikte Eliade konuyu biraz abartmıştır, Duryodhana , Mahabharata&#8217;da şeytan değildir, dünyanın sonunun sorumlusu hiç değildir. Kuşkusuz ürpeti verici bir karaktertir ; yaptığı en büyük haksızlık Yudhisthira&#8217;nın bütün servetini zarda kazanmış olmasıdır,fakat Yudhisthira göksel güçler ve köpekleri kabul etmediği için onun ruhunu çalmayı denemez bile.</p>
<p>Kelt Ragnarök &#8216;ü kuşkusuz dünyanın bir sonudur fakat tek tanrılı üç dinde sunulduğu şekliyle dünyanın sonu evrenin nihai sonu değildir. Öncekinden daha parlak yeni bir güneş gökyüzünde dönmeye başlayacaktır diye yazar Eliade ; bu düşünce Yeni İmparatorluk koşullarında antik Mısır &#8216;da geçerli olan düşünceyle aynıdır. Eğer Loki burda provakatör rolü oynuyorsa nedeni , Germen mitlerinde kavganın dünya düzenini devam ettirmek  için var olduğudur ve yeni bir evrenin şafağında eski yok edilir. Bu inancın yansıması orta-amerika  geleneği olan potlatch&#8217;da görülür; bu gelenekte herkes belirli bir tarihte sahip olduğu çanak çömleği yok eder.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/georges_dumezil-g2k/" rel="attachment wp-att-2251"><img class="aligncenter size-full wp-image-2251" title="Georges_Dumezil-G2K" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/georges_dumezil-g2k.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Georges Dumezil</p>
<p style="text-align:left;">Dumezil bir başka mitik kişilik olan Sydron&#8217;u da Loki ve Bricriu&#8217;ya benzetir. Sydron kayıp bir &#8220;ırk&#8221; olan Nartlara atfedilen efsanelerden çıkmıştır ve bir çok kafkas kabilesi bu geleneği sürdürür ; iskit, sarmat, tatarlar, cerkesler , çeçenler, inguşlar . O da kötülük yapmaktan zevk duyar ve Nartların baş belası olarak adlandırılır. Doğumuna ilişkin ; şeytanla güzel bir Nart&#8217;ın oğludur. Nartlar onu anlaşmazlıklar karşılığında hakem olarak seçer kötü yüreğine rağmen çok zekidir ve Nartlar hizmetleri karşılığında yardım alırlar.</p>
<p style="text-align:left;">Sydron , Evnissyen , Loki , Cuchulainn ve Bricriu Kelt karakterinin bir kısmını temsil eden kişiliklerdir,  Kelt&#8217;lerde Şeytan yoktur. Şeytanı doğal olarak yaratan İranlılarda gördüğümüz bu evreye Kelt dininiin nasıl erişmediğini bilmek kalır geriiye. Kökler yinede ortaktır ve III . bin yılda Avrupaya yayıldıklarında İranlılara Ahrimanı yarattıran öz aynıdır. Kelt rahipleri (druid)  , İran toplumlarında müneccim aynı rolü oynamış gibidirler, korkusuzdurlar ve savaşların ortasında yer alırlar. Juluis Ceasar onları dinsel bir rolün dışında hukuksal bir rolde atfeder &#8221; Yargı bildiriyorlar ve cezai , hukusal durumlara bağlı zarar ziyan bedellerine karar veriyorlardı, aynı zamanda miras ve sınır anlaşmazlıklarına karar veriyorlardı..&#8221; İran teokrasisinde bu dahada belirgindir , Darius örneğinde görüleceği üzere Kral sadece yasa koyucudur.</p>
<p style="text-align:left;">Öncelikle Keltler Eliade&#8217;nin söylediği kadar sert bir toplum değildir. Toplumsal bir hiyerarşik yapı son derece hareketli ve  Kralın iyi niyetine tabidir. Hiyerarşik yapının hareketli olması feodal bir toplum hayatında kişisel cesaret yani bireyselliğin olduğunu gösterir. Kelt soyundan gelenler Hristiyanlaştırıldıktan sonra bile efsanelerinin üne kavuşturduğu , savaştaki şaşırtıcı vahşiliklerini korurlar. Kelt topluluklarınnın hepsi kabile toplumlarıdır. Bir dini gerektirecek merkezi bir yapı oluşturmamışlardır. Her kabilenin komşu kabileden bağımsız biir rahibi vardır, Roma imparatorluğunun sonuna kadar sürekli değişen ve hareket halinde bir mozaik oluşturmuşlar Jütler, Angıllar ve Saksonlar İngiltereyi Fethederek orada yedi küççük devlet kurarak kendi paganizmlerini oraya taşımışlardır.</p>
<p style="text-align:left;"><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/513pxbritainpeoplescirccw9/" rel="attachment wp-att-2268"><img class="aligncenter size-full wp-image-2268" title="513pxbritainpeoplescirccw9" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/513pxbritainpeoplescirccw9.png?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;">Franklar, Vandallar,Alamanlar,Ostragotlar, Vizigotlar ve sayısız başka halk kıtada güvenlik için yerleşebilecekleri yer aramışlardır. İlk avrupa krallıkları yavaş yavaş biçimlenmeye başladığı zaman bile Vikingler göçebeliklerine , talan ve fetihlerine devam etmişlerdir. Vikingler 896 yılında Seine ağzına yerleşmişler ve daima pağan kalmışlardır. Korsanlıktan vazgeçmeleri Seine Vikingleri ile Frank kralı Basit Charles arasında yapılan Saint-Clair-sur-Epte anlaşmasıyladır.</p>
<p style="text-align:left;">Kelt topluluklarında ulusal bilinç asla olmamıştır, örneğin 450 yılında Kelt Bretonları Galler ülkesinden çıkarmak için onlara karşı savaşanlar kelt kökenli Jütler, Angıllar ve saksonlardı. Her kabile başka kabilenin mal varlığını kıskanır bu koşullar altında örgütlü bir din asla oluşamazdı. O dönemde Normanlar denen Keltler yerleştikleri yerlerde , İngiltere ve Normandiya, Apulia ve Sicilya krallıkları gibi devletler kurduklarında ya da Kiev impartorluğuda Polonya dükalığına ve Macaristan Krallığında olduğu gibi devletlere katıldıklarında kıtaya güçlü şekilde nüfus etöiş olan Hristiyanlığın etkisine girmişlerdir. Kültürel etkinlikler XIX yy. kadar yok olur gider. Son büyük Keltler olan Vikingler yerlerini başka Keltler tarından kurulmuş olan krallıkların etkisine bırakır.</p>
<p style="text-align:left;">Göçebe hayatının ve gürültülü bir yaşamın sonunda Şeytan devreye girer ; Kelt gözüpekliğinin üstesinden gelerek toplumları asimile eder.</p>
<p style="text-align:left;">
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/2072/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/2072/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=2072&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/11/14/keltler-400-tanri-1-tanrica/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/05/1250.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">1250</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/05/galatia1.png" medium="image">
			<media:title type="html">Galatia</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/2170401.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">217040</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/3390062813_b4ef29304d.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">3390062813_b4ef29304d</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/boa.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">boa</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/tarasque_de_noves_profil_-_c3a9poque_incertaine.png" medium="image">
			<media:title type="html">Tarasque_de_Noves_(profil_-_époque_incertaine)</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/georges_dumezil-g2k.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Georges_Dumezil-G2K</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2011/11/513pxbritainpeoplescirccw9.png" medium="image">
			<media:title type="html">513pxbritainpeoplescirccw9</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İsrail Ya da Göksel Hizmetkar Cinlerden Modern Şeytana</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/02/09/israil-ya-da-goksel-hizmetkar-cinlerden-modern-seytana/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/02/09/israil-ya-da-goksel-hizmetkar-cinlerden-modern-seytana/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Feb 2011 23:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=434</guid>
		<description><![CDATA[Batı insanının resmi tarihi bir kayıpla başlar, anlatılan tüm tarih Hegelci anlamda fenomenolojik bir tarihtir. İnsanın en derin kaygısı kendine köken yaratmaktır. Bu kökenleri bilmedikleri zaman uydurmuş , yüzyıllar boyu kendini olduğu gibi kabul etmemiştir. Kitaplar olmasa insan belleği zayıftır ; bu nedenle İskenderiye kütüphanesinin yakılmasıyla başlayan süreçte ,Katolik engizisyonundan Hitler’e kadar kitaplar yakılmıştır.XX yy. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=434&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Batı insanının resmi tarihi bir kayıpla başlar, anlatılan tüm tarih Hegelci anlamda fenomenolojik bir tarihtir. İnsanın en derin kaygısı kendine köken yaratmaktır. Bu kökenleri bilmedikleri zaman uydurmuş , yüzyıllar boyu kendini olduğu gibi kabul etmemiştir.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/5002.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-435" title="500" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/5002.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Kitaplar olmasa insan belleği zayıftır ; bu nedenle İskenderiye kütüphanesinin yakılmasıyla başlayan süreçte ,Katolik engizisyonundan Hitler’e kadar kitaplar yakılmıştır.XX yy. ortasına kadar tiran II. Nabukodonosor’un soyundan gelen tiranın öfkesinden kaçan onbinlerce İbrani için yazılmış olan Tekvin’den başka yaratılış hikayesi yoktur.</p>
<p>Şeytanın kurbanları olduğumuz tüm eğitim kurumları içerisinde bize öğretildi ve biz buna inandık. Atalarımız olan Adem ve Havva sıradan zevklerin bulunduğu Yeryüzü cennetinde oturur, her türlü paradoksal gerçekliğin olduğu bu yer hem doğulu hemde Rousseacu özelliği bünyesinde taşır. Panterlerle kuzular bir arada yaşar, demek’ki panterler otoburdur.</p>
<p>Cennet (Aden) bir İbrani buluşu değildir.Aden Sümerlerden gelir ve  İÖ III-II yüzyıla kadar uzanır; Akad dilinde yine Cennet demek olan Adenu’dan türemiştir. Bu yer görüldüğü kadarıyla ne İbranilere aittir nede tüm zamanlara çünkü Arkeologlar Tekvin’deki Adenu’yu sulayan tek bir koldan kaynağı olan dört ırmağın yani , Pişon , Gihon, Hidekel, ve Perat’ ın Basra körfezine döküldüğünü düşünürler. Bunlar Fırat ve Dicle’ nin iki ana kolu olmalıdır. Kısacası Cennet eskiden Irak’ta olmalıdır.</p>
<p>Adem ve Havva masumdur daha sonra Şeytan Havva’yı baştan çıkarmış, yenik düşen Havva daha sonra Adem’i baştan çıkarmıştır.Böylece kötülüğün ne olduğunu bilmeyen ilk insanların günahlarının ağırlığını sonsuza dek taşırız.Hukuksal yönden bir suçun oluşabilmesi için Kanuni Ehliyet şartı aranırken Tanrının böyle bir ehliyet arama derdi yoktur.</p>
<p>Peki Tekvin’de çıplak yılan olarak tasvir edilmiş olan bizim Şeytanımızmıdır.?</p>
<p>Bahçenin ortasında bulunan ağaç meyvasından yerlerse ne adem’in nede kendisinin öleceğini ilk kadına söyleyen bu yılan Şeytanmıdır. ?</p>
<p>Söz konusu ağaç iyiliğin ve kötülüğün sembolüdür. Dolayısıyla iyiliği ve kötülüğü bilmeyi yasaklayan Tanrısal emir tartışmaya açıktır.</p>
<p>Tanrıya saygı , iyiliğin ve kötülüğün bilinmesini gerektirmezmi. ?</p>
<p>Tanrı iyiliğin ve kötülüğün ne olduğunun bilinmesini yasaklamış olabilirmi. ?</p>
<p>Dahası bu yılan meyveyi yerlerse tanrılar gibi olacaklarını söyler. Ancak ölümü cennetten çıkışta tanıdıklarından ,önceden zaten ölümsüz olduklarından Tanrı gibi oldukları ve bunun yılan kadar uyanık bir hayvana yakışmayacak mantıksızlıkta bir söylev olduğu düşünülebilir.</p>
<p>Hakikat çok basittir : Adem ve Havva sevişmişlerdir, günah buradadır. kadın ve erkeği yaratıp bunları sıcak bir bahçede çırılcıplak bıraktıktan sonra kaçınılmaz günahı bekleyip sonrasında alevlerle tehdit etmek pek anlaşılır bir şey değildir.</p>
<p>Kötülük ağacı bir simgedir, tıpkı bütün simgeler gibi anlamı muğlaktır, peki yılanda böylemidir. ?</p>
<p>Bundan kuşku duyulabilir çünkü Tanrı ona yılan olarak hitap etmiştir : karnının üzerinde yürüyeceksin ve ömrünün bütün günlerinde toprak yiyeceksin. Ve şöyle devam eder : ve seninle kadın arasına ve senin zürriyetinle onun zürriyeti arasına düşmanlık koyacağım. (Zaten başka türlümüdür.?)</p>
<p>Aden bahçesinde yılan ve insan zürriyeti mesafe yokmudur.?</p>
<p>Dahası yılan kılığına girmiş Şeytan ise cennete işi nedir. ? Bu Tanrının kötülüğüde yaratıp cennete sürdüğü anlamıdamı taşır. ? Eğer böyleyse Adem ve Havvanın cennette oturan birinin davetine uymuş olması nasıl cezalandırılabilir. ?</p>
<p>Cennetten kovulma , ilk gelen insanları pek etkilemez, entelektüel birikimleri ve fizikleri olağan üstü şaşırtıcıdır.Fakat dahada şaşırtıcı olanı Tanrının insanların yeryüzüne yayılmasından hoşnutsuz olmasıdır.Tanrısal hayal kırıklığının sonucunu tüm yaradılış öder ve Tufan olur.</p>
<p>Bu yılanın bir oyunumudur yoksa kendinden daha fazla geçim maddesi biriktiren kardeşine öfkelenen Kabil’in cinayetinin bir sonucumudur. ? Bu durumda gökte uçan kuşun suçu nedir. ?</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/501.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-436" title="501" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/501.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Görüldüğü üzere Yahudiliğin başlangıcından itibaren kötlüğün kaynakları belirsizdir.Bununla kast edilen yazılı Yahudiliktir ; çünkü İncil mezapotamya arkeolojisi tarafından Habiru, İbraniler adı altında bilinen halkın oluşumundan sonradır.Hatta İncil çok sonradır. Çıkış sonrası , yani Kudüs’ün İ.Ö 587’de II. Nabukodonosor tarafından zaptedilmesi ve yok edilmesi , İ.Ö 538’e dek babilde Yahudilerin esir edilmesi sonrası yazılmış , farklı öğelerden oluşan bir metindir. Demek ki Tekvin Kudüs’e geri dönüşte yani V. yy başında yazılmış olmalıdır. Dahası ,Tekvin’e göre yaratıcının hayal kırıklığı ile kendi yarattığı oğullarının gürültüsüne kızan Babil’in çabuk öfkelenen yaratıcısı Apsu arasındaki benzerlik insanı etkilemez. ? Ya da Tanrı Enki ve sarhoş eşi Ninmah tarafından insanlığın eğri bacaklı ve başarısız olarak yaratıldığı yaratılış hikayesine nasıl benzemez. ? Üç durumdada yaratıcının başarısız kalmış ilk yaratılışı vardır, bu tanrısal öfkeye neden olur ve artık Şeytan ‘ a gönderilmeye ramak kalmıştır.</p>
<p>Babil sürgününde alınan sadece yaratılış değildir, Nuh’un hikayesi Babil efsanesinde bulunur.</p>
<p>Peki Yahudiler kendi şeytan yorumlarını nerden almışlardır.? Çünkü şeytan diye adlandırılmış olsada Cenneteki yılan Şeytanın bir taslağıdır.Babil destanında bir baştan çıkarma bölümü vardır ve buradaki terimler Tekvinde Adem’in Havva tarafından baştan çıkarılmasını hatırlatır : Tanrıça İştar ‘ın cazibesine kapılan Endiku kendini “ bilgelik ve büyük bir bilgiyle” donanmış bulur.İştar’ın sevgilisine yönelttiği sözler yılanın tanrı gibi olacaksınız cümlesiyle şaşırtıcı olarak benzer. Fakat İştar , Babil dininde özellikle bir kötülük ruhuyla özdeşleştirilmiş olmaktan uzaktır ; kuşkusuz , baştan çıkarıcı bir Tanrıçadır, çılgın ve kimi zaman acımasızdır, ancak kötülüğü temsil etmez.</p>
<p>Tekvinin özgünlüğü şeytanın habercisi olan bu yılanı keşfetmiş olmaktır. Peki Şeytan baştan itibaren varmıdır. ? İlk bakışta Tanrının Kabil‘i azarlamasının düşündürdüğü şey budur.Kabil ilk mahsulünden elde ettiklerini Tanrıya sunduğunda tanrı bilinmeyen bir sebepten bağışı kabul etmez.</p>
<p>“ Eğer iyi davranırsan o yükselecek mi. ? ve eğer iyi davranmazsan ,günah kapıda pusuya yatmıştır ;ve onun istediği sensin”</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/502.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-437" title="502" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/502.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Ortadoğuda bolca bulunan kim olduğu belli olmayan basit bir cin konusudur, fakat şeytan değildir. Bunun kanıtı meseller Kitabı’ndaki Şeytan hakkında söylenenlerden anlaşılır.</p>
<p>“ Ve Tanrı oğulları rabbin önünde kendilerini takdim etmeye geledikleri gün vaki oldu ki, onların arasında şeytan’da geldi.Ve rab şeytana dediki : nereden geliyorsun ? Ve şeytan rabbe cevap verdi : Dünyada dolaşmaktan ve oradan gezinmekten. Ve rab şeytana dedi : Kulum Eyübe iyice baktınmı ? Çünkü dünyada onun gibisi yok ; kamil ve doğru adam…”</p>
<p>Göksel konseyde Şeytan , tanrının yakını olarak bulunur.Bu şeytanın aşağı aşağı bir tanrı olarak, fakat yinede tanrı olarak görülmesidir. Burada , Vedacılıktan türeyen dinleri ve Triker Loki’yi çağrıştırır. tanrının onayıyla Şeytanın zavallı Eyübü sınayacak fakat her şey yoluna girecektir.Nihayetinde şeytan tanrısal istencin aletidir.Bu istençler, paradoksal biçimde , Eyüp’ün görüldüğü kadar erdemli olup olmadığını öğrenmeyi hedefler.</p>
<p>Demek ki şeytan gözden düşmüş melek, ağzı salyalı isyancı, tanrının yeminli düşmanı değildir.Bu aynı zamanda peygamber Mikaya’nın İsrail kralı Ahab’a anlattığı hikayeden edinilen izlenimdir.</p>
<p>Eyüp’ün hikayesinde kışkırtıcınınkine benzer bir konuşma, Mikaya’nın yürekliliği işe yaramaz : Peygamberin başı Sedecias onu tokatlar , ardından kral onu hapse atar.Demek ki Tanrı Ahab’ın yenilmesi niyeti gerçekleştirmiştir ve bunuda esrarengiz Yalan Ruhu sayesinde yapmıştır.</p>
<p>Bu şaşırtıcı anlatılar eski bir Mısır hikayesinde görürüz : Bir generali savaşa göndermek isteyen Osiris , ona ruhları gönderir ;</p>
<p>İki cin onun içine girdiler ve onda kalbi şenliği unuttu.Yaşam adına ,kardeşlerim, savaşmak istiyorum.!</p>
<p>Yahudi tanrısı hiç süphesiz Osiris kurnazlığından esinlenmiştir.Dinlerdeki mitler gibi tanrısal kurnazlıklarda dinden dine geçmiştir.Bu iblisvari Ruh Tanrının müttefiki olduğunu İşaya kitabında görürüz.Mısır’la ilgili tanrısal lanetin taşıyıcısı kehanette Tanrının kabile başkanlarına kafalarını karıştıran bir ruh gönderdiği duyulur.Bunun üzerine Mısır kendi kusmuklarına basan bir sarhoş gibi sendeleyecektir.</p>
<p>İ.Ö VIII-VI yüzyıllar arasında yazılmış İşaya kitabında Yahudiliğin ne Şeytanı nede Cinleri Tanrının düşmanı olarak değil daha çok omum hizmetkarları olarak temsil ettikleri bir kez daha kanıtlanır.</p>
<p>“ Ve Abimelek üç yıl israile reis oldu.Ve tanrı Abimelek’e şekem erleri arasına kötü bir ruh gönderdi…”</p>
<p>Şekemler , gerçektende yalancı ve namussuz insanlardır, Yerubamel’in yetmiş çocuğunu katederek bir kölenin oğlu olan Abimelek’i kral seçmişlerdir.Tanrısal dalaverelerin etkileri yıkıcı olmuştur.</p>
<p>Görüldüğü gibi , İblis görevlileri Yehovanın intikamlarını kesin olarak yerine getirir.Kişisel amaçlı vasat ve sefih işlere kendileri vermediklerinde İblisler göksel kahyalardır.Yani tanrının hem hizmetkarı hemde müttefiki.</p>
<p>Fakat I. Tarihlerde durum başka türlüdür.Şeytan yeniden ortaya çıkar , bu kez Davut’a bahtsız bir karar vahyeder : bir sayım yapmayı emreder ; oysa bu sayım vebaya yol açacaktır.</p>
<p>“ Ve Şeytan İsraile karşı kalktı ve İsrail saymak için Davudu tahrik etti. “</p>
<p>Tarihler Helenistik dönemin başlangıcıdır, yani İ.Ö III yy demek ki Şeytan iki yüzyıl içinde nitelik değiştirir, artık tanrıyla işbirliği yapmamakta kendi hesabına çalışmaktadır. Yaklaşık iki yüzyıl sonrada Tanrı Konseyinin eski üyesi yine statü değiştirmiştir.Essenililer tarafından Kumranda İ.Ö II ikinci yarısında yazılmış iki Ahit arası metin olan Jübileler kitabının öne sürdüğü gibi zamanın sonunda ne şeytan olcaktır nede kötülük ve İsrail ülkesi sonsuza dek temizlenmiş olacaktır.O dönemde Ferisiler dünyaya 6 binyıl, klise babaları ise yaratılıştan itibaren 7 bin yıl vermekteydi.Kozmoloji daha sonra bu tarihleri değiştirmiştir.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/503.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-438" title="503" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/503.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>İbranilerin Şeytan fikri İ.Ö VI yüzyılla İ.S I. yy arasında değişir.Şeytanlar Yahudiliği İ.Ö 150 ile 300 arasında işgal etmiştir. Ölüm cini Mevet, çocuk hırsızı Lilith, veba cini Reshev, cinlerin yardımcısı Belial , ve isayı baştan çıkaran Azazel , rolü tam olarak belli olmasada Şeytan’ına bunlara ekleyebiliriz.</p>
<p>Yahudilikte cehennem yoktur. Ölülerin gittiği Şeol bizim cehennem anlayışımızla kıyaslanamaz. Burası bir sessizlik ve unutma yeridir.Ölen bütün insanlar oraya gider.Dönüşü yoktur.Bu terimde mezapotamyadan ithal edilmiştir.Tıpkı Asur-Babillilerin Arallu’sunda yazılı olması gibi. Bu Eyüp kitabına göre tüm insanların buluşma noktasıdır.Ne cehennem vardır nede cennet, tıpkı Hristiyanlığın daha geç keşfi Araf gibi.</p>
<p>Ruhun ölümsüzlüğü fikri eski ahitte yer almaz.İ.Ö II. yy ölülerin dirilmesinden söz eden İbrani İncilinde ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Eski Ahitte şeytan karşısında Yahudilerin ilgisizliği saul’un Endordaki cinci kadını ziyareti bölümüdür. Bu ziyaret olağan üstü simge şiirsellik taşır.(Samuel I ) Filistinliler İsrail üzerine saldırı için birliklerini Shunem sınırına yığdıkları dönem başlar.Saulde ordularını Gilboaya yığar. Tanrıyla irtibat kurma denemeleride sonuçsuzdur.Samuel ölmüştür ve saul cincileri ve bakıcıları memleketten kaldırmıştır. Bu bağlamda eski ahitin hiçbir yerinde yer almayan ölüler yoluyla gelecekten haber veren falcılar yada medyumlara danışmanın yasaklanmasından değil , Samuelin hayaletinin dirildiğini gören Saulun korkusundan kaynaklanmıştır.Cinci kadın samuelin hayaletini çağırarak savaşın sonucu hakkında ; savaşı baştan kaybettiğini ,üç oğlunu savaşta kaybedeceğini saula bildirir.Saul yenilir ve hikayenin devamı doğrulanır.</p>
<p>Ortaçağ Avrupa terminolojisinde ruh-büyücü , yani Şeytanla pazarlık yapan ve sonsuz lanete mahkum kişinin medyumluk mesleği şeytansı değildir.Tam tersine dolaylı olarak Tanrının sesidir. Eski ahitte kötü ruhunun samuelden ayrılması , kötü ruhun cin olduğunu ve tanrının niyetinin bir parçası olduğunu ortaya koyar.Demek ki eski ahitte tanrı hem iyilik hemde kötülük’tür.Yani ahitte ise Şeytan daima tanrının düşmanı olarak karşımıza çıkar.Bu dünyanın prensidir.Şeytan eski ahitte kötülük değildir tanrı iradesinin gerektirdiği ıstıraptan başka bir şey değildir.</p>
<p>Yunanlıların eşdeğer sözcüğü diabolos sözcüğüyle cevirdiği Har-Shatan yani hasım adı bizim şeytan buradan gelmiştir.Şeytan tanrının hasmı olsada onun hizmetkarıdır, tanrının kaybetmesini istemez, çünkü bu kayıp yaratılışın ve kendisininde sonu olacaktır.Bu dünyanında tanrısı olan iyilik tanrısı dünyayı denge unsuruna göre kurmuştur.</p>
<p>Eski ahitin hayranlık veren en derin dersi , İÖ VII ya da VI yy da dünyanın efendisi olan ve kötülüğe hoşgörü gösteren bir tanrı kavramının teolojik güçlüğünü çözmüşlerdir.Bu daha sonra Gnostiklerin içine düşecekleri güçlüktür.Gnostikler bu güçlükten yapay bir kavramla çıkarlar : Biri yalnız tinsel diğeri yalnız maddi olan iyilik ve kötülük’ün üstünde yer alan gerçek yaratıcı Demiurgos.</p>
<p>Eski ahitin tanrı –şeytan ittifakı Musanın üçüncü kitabı levelilerde görülür.Bu kitap neredeyse incildeki buyrukların yarınsı içerir.Musanın kardeşi olan ve tanrıya kurallara uygun olmayan kurban sunduğu için cezalandırılan Harun iki oğlunun ölümünden sonra tanrı musaya görünür ve şöyle der : Harun, Yahudiler için iki teke ve bir koç alacak ve tapınağa gidecektir, orada tanrı kefaretgahının üzerinde belirecektir, Harun belirli saatte orda olacak yoksa ölümle cezalandırılacaktır.Tanrının kabul ettiği tekeler ilahi bir işaretle belirlenecektir.Diğer teke Azael’ e sunulacaktır. (şeytanın kendisi değilse-yardımcısı) Bir uçurumdan aşağı atılacaktır.Bu ünlü günah keçisidir.</p>
<p>Böylece şeytan günah keçisi haline konularak dünyada yolunda gitmeyen her şeyin yükünü çekecektir.İÖ. III yada II yy kadar Tanrının tescilli bir düşmanı olan bir şeytan varlığı yoktur.Şaşırtıcı gelsede bu tüm metinlerde böyledir.Yinede şeytan Yahudilikte vardır ve hristiyanlık şeytan’ı Yahudilikten almıştır.Tüm yeni ahit şeytan ve cinlerin kötülükleriyle doludur.İncil yazarları Eski ahite ait kısıtlı bilgiye sahiplerdir.Tüm bilgilerini Essenlilerden almışlardır.</p>
<p>Peki şeytan ne zaman , nasıl rol değiştirmiştir. ?</p>
<p>Değişimin habercisi Hristiyanlıktan öncedir.Şeytan ve cinlerin tanrı düşmanı olarak çıktıkları ilk metinler Enoş kitabıdır.Kısmen esenlilere ait olduğu düşünülsede karma bir kitaptır.Gnostisizmin bir çok izine raslanır.Şeytanın politik bağlamını burada anmak, tarih sahnesinde olmayan İsanın rolü ve sürecini kavramada önemlidir.</p>
<p>Yahudi metinlerinde şeytan karşısında kararlı bir tavır takındıkları dönem Helenistik Yahudi dönemidir.Helenizm , Yahudiliği kısmen yutmak üzeredir.Yahudiler babil karanlığından tam kurtulmuşlardır ki, İskender imparatorluğunun etkisine girmişler , 1949 Filistinde Yahudi merkezi kuruluncaya kadar olan ki süreç başlamıştır. İ.Ö 175 ‘ten itibaren Helenleşmeye başlayan Yahudilik , Büyük rahip Jason kudisü tamamen Helenleştirmiş en kötüsüde ismini Antiokheia olarak değiştirmiştir.Kurumlar helenistiktir.Sünnet artık terk edilmeye başlanmıştır.jason kendisinin yerine geçen meles adlı büyük rahibin dahada Helenci olduğu kanısındadır.Ardından 2 rahibin ; Menelasın aristokrat yandaşları ile Jasonun halktan gelen taraftarları anlamsız biçimde bir birlerinin kanlarını dökerler.Filistin efendisi ve Suriye’nin selefki IV Antiokhus bu saçmalıklara çok kızar ve Yahudiliği tümden yasaklar.Buna isyan eden ; antik Yahudiliğe sadık kalan Mattatias ve altı oğlu vahşi şekilde pağan tanrılara kurban veren bir yahudiyi toplum önünde öldürür. Böylece Yahudiler ve pağanlar arasında gizli savaş başlar. 70 yılında Titus’un Kudüsü yağmalamasıyla Yahudilik tümüyle tasfiye edilmeye başnacak ve yok olma tehlikesiyle karşılaşmıştır.Kesin biçimini almayan iki buçuk yüzyıllık gerilla savaşı ve en ünlü dönem isa’ nın çarmıha gerilmesi ardından gelen süreçtir. Politik ve din savaşları beraber yapılmaktadır. Makkabiler Tora’yı canlandırmak hemde kişisel hırsları için savaşırlar. Zaferleri politik arenada sürekli bocalar.Mirascıları Yonatas Helenizmin cazibesine kapılacak ve Isparta ile dostluk anlaşması imzalayacaktır.Yine ardılı IV Alexandros İannaios ‘da Yahudi kralı olarak yunan karakterlerini para üzerlerine basacaktır.Sondan bir önceki kral II. Yohannes Hykanos Helen karşıtı Essenlileri katledecektir.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/504.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-439" title="Anahita, un Roi, Ahuramazda" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/504.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Bunların tümü XX yy. yeniden yorumlanmıştır.Essenlilerin öncülü , son derece ünlü olduğu kadar gizemlide olan, adalet sahibi adıyla tanınan , vahşi şekilde çarmıha gerilerek öldürülmüştür. Assomilerin hangisinin öldürüldüğü bu yüzyılda bile hala tartışılmaktadır.</p>
<p>Gerçek olan Helenizmin kışkırtmalarına teslim olan Helen karşıtı Makkabilerin kökeninde , kendilerine kaynaklık eden isyan ruhu tekrar alevlenir.Yahudiler artık pağan işbirlikçilerini red eder. İ.Ö II yüzyılın ortasına doğru bu öfkeyi dile getirerek bir grup essenli çöle çekilir. Helenle özdeşleşmeye çalışan gruplar tarafından küçümsenir ve aforozlar birbirini izler.Kudusün en saygın Essenlisi ilahi Gnostik abidelerinin yorumcusu Adalet sahibini ölüme Mahkum edilir ve çarmıha gerilir.</p>
<p>Günümüzde kökten dincilik olarak adlandırılan bu eğilimle dinsel sertlik derinleşerek Eski ahitten kopma meydana gelir.Şeytan , Eyüp kitabında gördüğümüz göksel meclis üyeliğinden statüsünü resmi olarak kaybeder.Yahudi inancı Paul’ün getirdiği değişikliklerle cehennemi bir hal aldı. Pavlus , ilk havarilerin azgın muhalefetine rağmen , İsacılığı Roma Hristiyanlığına dönüştürmek için Yahudi kökeninden kopardığında ‘da bu cehennem vari halini koruyacaktır.</p>
<p>Şeytan adı yada eş anlamlısı babil, Baal, Belial adı ne ölü deniz yazmalarında nede iki ahit arası metinlerde tanrısallıkla özdeşleştirilmeden karşımıza çıkmaz.İlahiler yazılarında damas belgesi denilen Damas ülkesindeki yeni ittifak üzerine belgede savaş üzerine yazılarda kötülük prensinin tanımlaması kesindir artık. Belial yok olmaya mahkumdur ; Işık prensinin yükselişi karşısında yok olmalıdır, kimi zaman aldatma ruhuyla karanlıklar meleğiyle özdeşleşir.Düşman olarak görünür ve tanrıdan tamamen ayrıdır.Sancak ve boru taşımayla ilgili anlatılarda (Esseniler savaşa iyi hazırlanır) ; Tanrının öfkesi Belial ve onun nasibindekilere istisnasız herkese karşı kudurmuştur. “</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/505.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-440" title="505" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/505.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>İki ahit arası metinler ve kurman metinlerindeki eskatolojide Şeytan rolüne ilişkin tutarsızlıklar ortadadır ; tüm yazarlar şeytanı tanrı düşmanı olduğu konusunda hem fikir olsalarda her yazar farklı fikirle yorum getirir.</p>
<p>Tekvine kadar uzanan metinlerde yeni ayrıntı  kadının şeytan müttefiki olmasıdır. Çünkü Essenlilerin temeldeki kadın düşmenlığı fırsat buldukça ortaya çıkar ve kadını şeytanın hizmetkarı olarak suçlarlar.</p>
<p>“ Kadın kötüdür, çocuklarım, erkek üzerinde otoriteleri ve güçleri olmadığından onu kendilerine çekmek için yapmacıklıklara başvururlar…Kadın erkeği açık açık karşısına cıkarak yenemez , fahişe tavırlarıyla onu aldatır. “</p>
<p>İki ahit arasındaki Ruben vasiyetinde “şehvetperestlik aklınızı Çelmiyorsa Beliar size boyun eğdirmez.”</p>
<p>Şehvetperstlik sizi tanrıdan uzaklaştırarak Beliar’a yaklaştırır. Bu oldukça raslanan düşüncedir. Essenliler evliliğe düşmandır, dahası fiziksel güzelliklerinden emin olmadan kimseyle evlenmezler. İki ahit arasında yazılan başka bir metinde “ Adem ve havanın Yunan Yaşamında “ : havanın cennete oğlu şit eşliğinde geldiği anlatılır, şit bir hayvanın saldırısına uğrar ve Havva hayvanı azarlar.hayvan şu karşılığı verir : tanrının sana yemeği yasakladığı ağacın meyvesinden yedin ve bizimde doğamız bozuldu. Burada cennetten kovulma sonrası yaşamın tüm kötülüğü ilk kadının hesabına yazılır.</p>
<p>Essen ideolojisinde iki dönemin birleşme noktasında Yahudiliğin büyük krizi diye adlandırılan ; Essen ideolojisinde şeytan tanrının yeminli ve ezeli düşmanı olarak tanımlanmıştır. Bu evrim Essen Yahudiliğinin derinliklerinden dalga dalga yayılan mutlak ikicilik Gnostisizm akımına doğrudan yansır. Dünyanın tanrı ve şeytan arasındaki paylaşımı tamamlanmıştır.</p>
<p>Bu ikicilik Yahudi keşfi değildir. İlk önce İ.Ö VI Mazdacılık tarafından formüle edilmiş . Zerdüşt sonrası İranlılarda evren iki temel kutup etrafında şekillenir.Tanrı –Ahura Mazda ve Şeytan –Ahriman. Pers ve medler babili işgal ettiklerinde Yahudiler orda tutsaktır ve onları pağanların elinden kurtarırlar. Yahudilere iyi davranılır, babil rahipleri katledilir. Darius ardından gelen Artakserkses zamanında Kudüs tapınağı ve duvarları inşa edilir, Ezra yine onun sayesinde Yahudanın şefi ilan edilir. Yahudilere göre persler kalıtımsal olarak iyidir. Yahudilerin Perslilere göstermiş olduğu ilgilinin politik sebepleride vardır : Babili bağımlılığa zorlayan Perslerdir.Bu dönemde Yahudilik Mazdacılığı tanıyacak zamana ulaşmıştır.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/506.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-441" title="506" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/506.jpg?w=614" alt=""   /></a>Sami halklarının ölümden sonra yaşama olan eski inançları persler tarafından ölümsüzlüğe kadar götürülerek Yahudi doktrinlerine girmiştir ve bu basamaktan bir adım yukarı atarak Hristiyan teolojisini doğrudan etkilemiştir.Başka dinler gibi Yahudilikte Mazdacılık biçimi altında Zerdüşt tarafından yenilenen Vedacılıktan kaynağını almıştır.</p>
<p>Dört yüzyıl sonra Yahudi-Pers bağları silinmemiş İ.Ö 53 yılında parthlar Romalılara yenilgi yaşattıklarında Filistin Yahudileri ,şam nabantinleri, çöl Arapları ve Palmyralılar gibi umut olarak yönlerini Perslilere cevirmişlerdir. Zerdüşt dini tek tanrılıdır ve melek denen göksel yaratıklar fikirlerini onlardan almışlardır.Ahura Mazda adının –Hakikat, adalet , Yahudiliğin son adımı essencilikte Adalet sahibi olarak kullanılması Mazdacılığın Yahudiliğe dönüşünün güçlü girişimleridir. Ancak Yahudi halkının kimliği bir çok sentezi beraberinde taşımaktadır.Umutsuzluğa düştükleri dönemde düşmanı ödünç aldıkları şeytan tasfiri ile damgalamışlardır.</p>
<p>Essen Yahudileri arasında mezapotamya nefreti kadına atfedilen simgesel role kadar uzanır.Kadın mezapotanya mitolojisinde büyüleyici iştar adıyla cadıdan başka bir şey değildir.En korkunç silahı beyniyle birleştirdiği vajinasıdır. Başta gılgamış olmak üzere saf ve soylu erkekleri sürekli hırpalamaktadırlar.Özellikle eski ahit ve babil tutsaklığından sonra iki ahit arasında kadının tamamen gözden düştüğü görülür; bu metinlerde kadının adeta doğanın hatası düzeyine indirilmiştir.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/507.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-442" title="507" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/507.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Mitracılık doğuya doğru erilleşerek gelmiş , mezapotamyada tümüyle erkek kardeşliğine dönmüştür. Mezapotamyadaki bu kadın düşmanlığı kolayca kabul görmüş geriye tekvini yazmak kalmıştır.Tüm günahlar havanın hesabına yazılarak şeytan ve kadın düşmanlığınında temelleri atılmış olur.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/434/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/434/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=434&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2011/02/09/israil-ya-da-goksel-hizmetkar-cinlerden-modern-seytana/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/5002.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">500</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/501.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">501</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/502.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">502</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/503.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">503</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/504.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Anahita, un Roi, Ahuramazda</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/505.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">505</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/506.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">506</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/507.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">507</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Ve Böyle Buyurdu Ayetullah</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2010 00:57:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=1939</guid>
		<description><![CDATA[Rusyanın güneyinden , Aşağı Volga ve Kazakistan steplerinden dört bin yıl kadar önce gelen atlıların bir kısmı , İran&#8217;a yerleşmek için Kafkasya vadisi üzerinden İran ovalarına akın etmişlerdir. Böylelikle Karadeniz ve Azak Denizi kıyıları yerine Hazar ve Basra Kıyılarına geçmişler bir diğer grupsa Yunanistan ve Anadoluya doğru yollarına devam etmişlerdir, başka bir grupsa İskandinavya&#8217;nın ve [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1939&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rusyanın güneyinden , Aşağı Volga ve Kazakistan steplerinden dört bin yıl kadar önce gelen atlıların bir kısmı  , İran&#8217;a yerleşmek için Kafkasya vadisi üzerinden İran ovalarına akın etmişlerdir. Böylelikle Karadeniz ve Azak Denizi kıyıları yerine Hazar ve Basra Kıyılarına geçmişler bir diğer grupsa Yunanistan ve Anadoluya doğru yollarına devam etmişlerdir, başka bir grupsa İskandinavya&#8217;nın ve Finlandiyanın güneyine doğru inerek İ.Ö. 2000 doğru Britanya adalarına kadar ulaşmışlardır.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/kurgan10-2/" rel="attachment wp-att-1941"><img src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/kurgan101.jpg?w=614&#038;h=353" alt="" title="Kurgan10" width="614" height="353" class="aligncenter size-full wp-image-1941" /></a></p>
<p>  Bu savaşcı ve Kurgan İnsanları (Rusca Tümsek anlamında) denen çoban göçmenler bugüne kadar ulaşacak insanlık tarihinin en önemli olaylarından birini , tek tanrı ve karşısında tek şeytan dinini kurmak için dalga dalga göç etmişlerdir. Konuştukları dillerin Sanskritçiyle olan ilişkisi nedeniyle Hint-Avrupalı olarak adlandırılmışlardır. Avrupa dillerinin hemen hemen tamamına yakını , Yukarı ve aşağı Almanca, Latince Yunanca, Fransızca ve ingilizce Sanskritçeden türemiştir. Bugün modern kabul edilen dünyaya ait kültür bir işgal sonrasında oluşmuştur. Kurgan İnsanları yakın ve ortadoğu&#8217;nun , Avrupanın tümünü ele geçirmiş olsalardı tanrısallık dahil evreni yorumlayış şeklimizin büyük bir bölümü bugün var olmazdı.<br />
Kabile örgütlenmelerine rağmen Kurgan insanı çoktan yapılanmış bir toplumsal sistem ve dine sahip olarak gelmişlerdir. Kralın iktidarı bugün modern devlet parlementolarının ön belirtisi olarak aristokratik bir meclis tarafından denetlenmektedir.Tekerlek ve nehir gemiciliğiniin yanında tarımla ilgilendikleri bilinmektedir. Felsefi olarak ruhun ölümsüzlüğüne inanmakta ruhları öbür tarafta elinde balta veya çekiç olan erkek bir tanrı korumaktadır. Hiç kuşkusuz önceki işgallerin mirası olarak bir ana-tanrıça tapınımı vardır ve güneş, ateş at, yılan kurgan insanı için sihirli kelimelerdir. Kurgan insanının Hint dilleriyle ne zaman kaynaşmaya başladığı tam olarak bilinmemekle birlikte kaynaşmanın olduğu kesindir ; II. bin yılın sonuna doğru ortadoğuya yerleşen Hindular vardır, İ.Ö 1380 ‘de Hitit kralı Şuppilumayla yaptığı anlaşmada Mitanni kralı Mattiaza’nın belirtiği tanrıların listesi somut veridir. Hint ve İran uzun süre aynı tanrıları paylaşmışlardır ; Veda’lar denilen kutsal yazılarda belirtilen Veda tanrılarıdır bunlar.<br />
Yahudilik , Hristiyanlık ve islamın Şii mezhebinde derin izleri bulunan tek tanrıcı teolojinin büyük bölümü burada oluşturulmuştur; bizim Yahudi,hristiyan ve Müslüman melek ve baş meleklerimiz burada doğmuştur. İslam Cennet imgelemi doğrudan buradan alınmış ; Önce avesta sonra Müslüman cennetinde seçilmiş ruha iyi eylemlerinden ölmuş olanın gerçekleştirdiği bütün iyi eylemleri temsilen bir genç kız eşlik eder.<br />
Hint-Avrupalı istilacılar bomboş bir ülkeye gelmemişlerdir, Zagros dağlarında 30 lu yıllardan itibaren yapılan kazılar bu bölgenin bir yerleşim yeri olduğunu kanıtlamıştır. Hint-Avrupalıların bu bölgede karşılaşmış oldukları insanlar asyada olduğu gibi dağınık değil toplu halde yaylalarda yaşamaktadırlar ve aynı zamanda hepsinin dini vardır. Bu dinler çok tanrılı olmakla beraber köyden köye farlılık gösterebilmektedir.M. Eliade ortadoğunun her yerinde simge olarak Boğa’ya tapıldığını ileri sürer. Bu olası olmakla beraber kanıtlanmamıştır, her durumda Boğayı eril bir ilkeye tapınma nın kanıtı olarak yorumlamak hatalıdır. Simgeler konusunda daha dikkatli ve çok boyutlu analizlere ihtiyaç vardır. Amerikalı Dorothy Cameron bunu bir sistematiğe oturtmuş , simge ikilemesinin anlamlı örneği Hathor Mısır Bereket tanrıçası , inek başındaki boynuzların arasında bir Hilalle simgelenmiştir. Her durumda eski dinlerin güç ile doğurganlığı birleştirdiklerini düşünmek olasıdır. Hem kadının hemde kadının gebelik sürelerinin dokuz ay sürüyor olması eşleştirme için oldukça uygundur.<br />
İran yaylaları toplumsal bir bilincin ötesinde hiç kuşkusuz dinsel bir bilincin ilk ortaya çıktığı yerlerdir. Yine de III. bin yılın ortalarına doğru bu bölgelerin tecrit altında olması İran dininin gerçek anlamıyla burada değil Huzistan ve komşu dağlarını kapsayan ve dört şehirden oluşan ; Krallığın başkenti Sus ; Elam ‘da gelişmiştir.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/attachment/0/" rel="attachment wp-att-1946"><img src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/0.jpg?w=614" alt="" title="0"   class="aligncenter size-full wp-image-1946" /></a></p>
<p>Elam Krallığı oldukça eskidir, İÖ 2700 &#8216;e kadar uzanır.Katı kurallarla yönetilen krallık Med Krallığının kuruluşuna dek Elam tarihi Ur ,Babil ve Asurlulara karşı seferlerin olduğu yoğun köleleştirme ve fetihler dönemidir.Medler ve ardından Persler geldiklerinde Hint-Ari olmayan topluluklar arasında oldukça yoğun hem politik hemde dinsel bir yapı görmüşlerdir. Dolayısıyla Hint-Avrupa işgalinden çok önceleri İran Ulus-Devlet gelişimine istisna olarak geneleksel ve güçlü bir iktidar söz konusudur. Zorba hükümdarlar tarafından Yazgı kavramının tohumları atılmıştır. Bir kral seçilmiş dahi olsa onu seçtiren yazgıdır. Seçilmiş kişiler tanrının yeryüzündeki temsilcisidir, Firavunlar ve Yahudi kralları bunun somut kanıtlarıdır. Her durumda sadece tanrıya değil kralada tapınılır.</p>
<p>Böyle bir politik sistem , ortak zihniyete hakim olabilmek için anlatı ve simge bakımından oldukça zengin bir dine ihtiyaç duyar.Bu gereksinimse Rigvedalar&#8217;a dayanan Vedacılık olmuştur.Vedacılık Medler geldiği zaman İran halkının tümü tarafından paylaşılmaktadır. Tam bir hükümdar dinidir ; Hint&#8217;ten gelen ,  çok sayıda at ve öküzü kurban eden , uyuşturucu almış kutlayıcıların kendilerini cinsellik ve şiddet alemlerine bıraktıkları törenler. Bu İran halklarına dayatılan din olmuştur.  </p>
<p>O dönemde İran halkları deniilence sadece Hint_Avrupa kökenliler değil , Hazar deniizi iki kıyısındaki İskitler ve Sarmatlar ile Don ve Ural arasında sarmatlar gibi göçebe yaşayan alanlarıda içermektedir. Medlarin gelişiyle birlikte İÖ VI ve V. yy Akamış döneminde tarihin en büyük imparatorluklarından biri oldu. Tüm tarihin en büyük imparatorluklarından biri olan Med imparatorluğunda bir çok dil konuşulmakta fakat Resmi Bürokrasi dili Aramca &#8216;dır. 600 yılına doğru dinsel bir kopuş yaşanmıştır. Bu şaşırtıcı bir olay olan Zerdüşt reformudur.O zaman dek Veda çok tanrıcılığı hüküm sürmüştür. Zerdüştlük ya da öncesi iranında din ve dinsel örgütlenme üzerine Rigvedalar&#8217;dan başka pek az metne sahibiz ; her durumda Veda dininin doğa üstü iki büyük güç grubu hükmü altında olduğu bilinmektedir ; Ahuralar üst tanrılar daevalar alt tanrılar. Bunların her ikiside Güneş ve yıldızların seyrini yöneten iki temel tanrı Ahura Mazda ve Mitra tarafından yönetilmektedir.Şeytana eş değer cin bulunmaktadır.<br />
<a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/ahuramazda-big/" rel="attachment wp-att-1967"><img src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/ahuramazda-big.jpg?w=614" alt="" title="ahuramazda-Big"   class="aligncenter size-full wp-image-1967" /></a></p>
<p>Bu noktadan sonra dinler tarihinde yeni bir kavram ortaya çıkmıştır ; Ahiret mutluluğu. İran dininin temel teması Zerdüst reformundan çok önce bireysel ve kollektif ahiret mutluluğudur.Ölenin ruhunun çaresizce yargılanması teolojisi ilk kez Sarmat ve Alan teolojisinde görülür ; Osetlerin uyguladıkları cenaze törenlerinde, bahfaldisyn, Nart denen kahramanların ülkesine atla gitmiş olan ölenin ruhuna , Dilek sahibi köprüsü ya da Shinvat Peretu denen dar bir köprüyü geçmesi gerektiğini hatırlatmak için biri söz alır ; eğer ruhu doğruysa köprüden geçecektir , değilse köprü çökecektir. Med mezhebine göre bu köprüden suçlu geçerken bir kılıç ağzı gibi keskinleşecektir.  Tanrı Rashnu suçlu hakkında olumsuz düşünceye sahipse yıkıcı ve pis kokulu hemestagan-hamistagan denilen yere gidecektir. Bununla birlikte Zerdüşt reformuyla bile cehennem geçicidir, çünkü kıyamet günü gelince tüm bedenler dirilecek ve yok olacaktır. Hristiyanların oldukça alışık oldukları temadır bu ; Araf.</p>
<p>Ahiret mutluluğu teması Zerdüşt öncesi Mitra mitinde daha güçlü ortaya çıkmıştır. Peygamberler tarafından bildirilen ve doğumu yine İsa gibi bir mağarada mucizevi şekilde olan ve bir yıldızın ortaya çıkışıyla belirtilen Mitra , evrenin yöneticisi karşıt tanrılar olan ve kimliği Demiurgos&#8217;tan doğmuş Ahura Mazda ve Ahriman ya da Angra manyu arasındaki   göksel aracıdır.Zurvani akımına göre ise Ahura Mazda ve ahriman&#8217;a yani iyi ve kötüyle birlikte gebe kalmış Zurvan&#8217;dır. İran dini çok tanrıcılık anlayışı yeryüzü yönetiminin göksel bir yansısı olarak merkezileştirilmiş göksel yönetim sistemine göre kurulmuştur.Yeryüzü yönetimi iyi ve kötü arasındaki geçici dengeye dayanır ve iyinin nihai zaferiyle varsayımsal olarak gelecekte yok olacağını var sayar.</p>
<p>Ve sonuçta Zerdüşt gelir ;</p>
<p>Eski farsçada Zarathustra , modern farsçada Zarthosht 628&#8242;de doğar 551&#8242;de ölür. Adının anlamı belirsizdir, Platon onu &#8221; Oromazdes&#8217;in Oğlu &#8221; olarak adlandırır.Oromazdes , Veda panteonunun iki büyük tanrısından Ahura Mazdadan başkası değildir. Avestanın onüçüncü kitabı olan ve Zerdüşt&#8217;ün biyografisine ayrılmış Spend Nask kaybolmamış olsaydı hakkında çok daha fazla şey bilirdik. Avestalardan biri olan Yasht, Zerdüşt ortaya çıktığında tüm doğanın bayram ettiğini , öküz kurban eden insanlara öfke duyduğunu yazar. İsanın çölde yanlız kalmasından 600 yıldan fazla daha önce Vendidat kitabında, Şeytanın  inancından vazgeçirmek için ona yaklaştığını Yasht ise cinlerle çatışmadan sonra zafer kazandığını ve onları yer yüzünden kovduğunu yazar. Zerdüst&#8217;ten söz eden diğer ileri tarihli bir kitap Dikard, Şahname , Zerdüştname olağan üstü hikayeler ve mucizevi tedavilerin anşatıldığı kitaplardır. Zerdüşt kendi ve daha sonraki dönemlerde olağan üstü kişilik olarak görülür. Bu bazı tarihçilerin İsa&#8217;ya ait anlatılardan varlığından kuşku duymaları gibi Zerdüşt&#8217;üde mit olarak kabul etmesine yol açmıştır. Doğum yeri bazı tarihçilere göre Media ya da Pers&#8217;tir. Avestanın ikinci kitabı Yasna&#8217;ya göre Dareja nehri kıyısıdır.   </p>
<p>Zerdüşt fakirdir ve kısa sürede çok düşman edinir Ahura Mazda&#8217;ya yakınmasında , &#8221; Ey bilge ,  niçin güçsüz olduğumu biliyorum , az sürüm ve az insanım olduğundan &#8221; . Bir at yetiştiricisiniin oğlu olan Zerdüşt&#8217;ün hayvanların kurban edilmesinden tiksinti duyduğunu düşünmek oldukça cekicidir.Daha cekici olansa bu hayvan kurban eden kişileri gaddar ve kibirli görmesidir.Zerdüştcülük at ve öküz kurban eden zengin kurban ediciler karşısında kişisel bir kininden doğmaz, şiddete dayalı ve çok daha dünyevileşmiş aristokratik bir dinin reddine dayanır. Güçlülerin dini olan vedacılık İran&#8217;da halkı gerçek tinsel yardımdan yoksun bırakır.Oysa Zerdüşt böyle bir eksikliğe sessiz kalamazdı , halka karşı büyük bir şefkat ve ilgi besleyen peygamberler soyundandır.</p>
<p>Ve dönem Zerdüşt için uygundur.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/persopolis1/" rel="attachment wp-att-2004"><img src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/persopolis1.jpg?w=614" alt="" title="persopolis1"   class="aligncenter size-full wp-image-2004" /></a><br />
Persopolis</p>
<p>Zerdüşt&#8217;ün ortaya çıkışı II. Nabukadnezar ve Kyaksares dönemlerinde Asurluların bozguna uğratılarak komşu ülkelerin köleleştirilmesinin ardından Büyük İran imparatorluğunun kurulmasına denk düşer. O dönemde imparatorluk güçlendirilerek merkezileştirilmiş, başkent Persopolis ışıl ışıl parıldamaktadır. Çalışanların zengin kastlar tarafından sömürülmesini önlemek amacıyla çalışma süreleri belirlenmiş toplumsal bilinç geliştirilmiştir. Bu genç imparatorluğun ölçülerine uygun bir dine ihtiyaç vardır, imparatorluğun boyutlarının büyük olmasından bir çok din ve uygulama mevcuttur. Mevcut dinler her ne kadar yaygın olsada halka gerçek anlamda inmemektedir. Peygamberler işte bu dönemde ortaya çıkmıştır. Vedacılık temelleri üzerinde halka seslenmişler ve bu sesin günümüze kadar uznmasına sebep olmuşlardır, görüntü bu sesin daha binlerce yıl titreşeceği yönündedir. İsa&#8217;nın bir prototipi olan Zerdüşt , bir reformdan fazlasını yapmıştır; Avestadaki Gatha denen incil vari ilahilerin belirttiği , pehlevi kitaplarının ve yunan tarihçilerinin doğruladığı gibi <strong>ilk tek tanrıcılığın gerçek kurucusudur. </strong> Öğretisinin çok tanrıcı görünümleri yok etme iddiasında olmadığı eski dinin kalıntılarından başka bir şey değildir.</p>
<p>Zerdüşt ilahileri olan Gathalar , yeni dinde ağır bir evrimi işaret eder. Ateş önce ruhla özdeşleşirilmiş , ardından tanrının görünür biçimi Güneş’le , nihayet tanrının en yükseği Ahura Mazda ile. Vedacılığın yeniden yapılandırılması aşamasında kurban törenlerine ve haoma içmeye ve cinsel şiddete kadar uzanan halüsinasyon seanslarına son verilmiştir. Zerdüşt gençliğinde İskit Şaman ayinlerine katılmıştır, burada ocağın üstünde tüttrülen kenevir tohumundan sarhoş olunsada bunun Vedacılık ayinlerindeki cinsel şiddetten daha iyi olduğu kanısına varmıştır. </p>
<p>Bu yolun sonu tek tanrıcılıktır , Dumezil’in belirttiği gibi , bir yandan Varuna ve Mitra çiftinden diğer yandan İndra2dan oluşan teslis kaybolmuş  , tapınmaya layık tek tanrı Ahura Mazda olmuştur. Eski tanrı İndra cin düzeyine indirilmiştir. Gathalara göre Ahura Mazda gökyüzünün ve yeryüzünün , maddi ve tinsel dünyanın yaratıcısıdır.Yasa koyucu, yargıç, günün ve gecenin düzenleyicisi, ahlak yasasının kaşifidir. Sonraki üç dinin Tanrısı bundan daha iyi tanımlanamaz. Çünkü Mazdacılık ile Yahudilik , Hristiyanlık ve İslam arasındaki bağ açıkça ortadadır.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/ahuramazda/" rel="attachment wp-att-2025"><img src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/ahuramazda.jpg?w=614&#038;h=404" alt="" title="ahuramazda" width="614" height="404" class="aligncenter size-full wp-image-2025" /></a></p>
<p>Ahura Mazda erkektir ve eşi yoktur.Ataerkil sistem iktidarın bir kadın veya dişil bir varlık tarafından paylaşılmasını tasarlamaz. Sonraki Avestalar Tanrının , Ameşaspend denen yedi ölümsüz yardımseverle cevrili olduğunu belirtir. Bunlardan birincisi eskiden Ateş denen Kutsal Ruh&#8217;tur; diğeri ise Adalet, düşünce doğruluğu , ibadet, arzu edilir alan , tümlük ve ölümsüzlüktür.Bu varlıklar tanrı yaratıklarıdır ve Ahura mazda&#8217;nın insan müridi ashavan&#8217;larla aynı ahlak yasasını izlemek zorundadır. Bu ölümsüzlerin dördüncüsü Yahudi-Hristiyan eskatolojisinin çekirdeğini oluşturur, arzu edilir alan ise gelecekteki krallığı temsil eder.</p>
<p>Ve Şeytanın yeryüzündeki ilk doğumu gerçekleşir , Gathalar dünyanın başlangıcında özgür seçim yapabilen iki ruhun karşılaştığını öğretir. Birincisi Ahura mazda , doğru tercih yapmıştır ve o bizim iyi tanrımız , ikincisi Ahriman , Angra manyu kötü tercih yapar ve O kötü tanrıdır. Onun peşinden gidenler yalanın takipçileridir , dregvant&#8217;lar , yani yalan ya da druj tarafından yoldan çıkarılanlar. Ahriman tüm eski tanrıları, daeva&#8217;ları bünyesinde toplar. Temel bir noktada o zaman belirlenir, karşıtlık içermeyen bir kötülük tanrısı vardır artık.  avestanın kayıp bazı metinlerinde yansısına raslanan cehennemi bir büyük savaş meydana gelecek bunun sonucunda gökyüzü bir büyük kral gönderecektir, bu da Mitra &#8216;dır. Kurtarıcı Mitra kötülük güçlerini ateş ve keskin kılıçla yok edecektir. Ahrimanın uğursuz ordularında ıssız yerlerin ciini olan Günah Keçisinde cisimleşen Azazel hemen hemen tüm dinlere doğrudan aktarılacaktır , kaos cinleri Leviathan ve Rahab ve yine yahudiliğin devralacağı efsanenin Adem&#8217;in ilk karısı olduğunu doğruladığı Lilith kısırdır ve ilk erkek tarafından terk edilmesinin intikamını almak için geceleyin ortalığı kırıp geçirir &#8211; de bulacaktır.</p>
<p>Bugün hala semavi dinler olarak bu mirası yaşamaktayız. Yedi temel günah geniş ölçüde tasarlanmıştır : Tensel istekler, çekememezlik, öfke, yalan, cinayet&#8230;.Zerdüşt aynı zamanda cin bilimini acat etmiştir.</p>
<p>İ.S III yy. başka bir iranlı , Mani , Zerdüşt düşüncesini kendi tarzında tamamlayacaktır: yaşam , insan varlığının kötülüğün saldırılarına sürekli maruz kaldığı bir sınavdan başka bir şey değildir, kötülük ancak maddiyattan kaynaklanır, biz tenden ve mizaçtan oluştuğumuz için cinlerin üzerimizde etkileri vardır. Demek ki madde ruh ise temizdir.</p>
<p>Tarihsel olarak Zerdüş&#8217;ün hayatında bir ayrıntı öne çıkar : kırk yaşında yani İ.Ö 588 doğru bir kralı , Vishtashpa&#8217;yı kendisine inandırmıştır. Bu kral I. Darius&#8217;un babasıdır ve büyük olasılıkla Aral denizi güneyinde Horazmie&#8217;e hüküm sürmektedir. Vishtashpa tüm yaşamı boyunca Zerdüşt&#8217;ün koruyucusu olacaktır.<br />
<a href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/hakh-family/" rel="attachment wp-att-2048"><img src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/hakh-family.jpg?w=614" alt="" title="Hakh family"   class="aligncenter size-full wp-image-2048" /></a></p>
<p>Zerdüşt dünya tarihinde önceden var olan ve ancak zamanın sonunda yok olacak iyilik ve kötülüğü icat etmiştir. Dünya görüşü Hristiyanlıkla öyle özdeşleşmiştir ki Kilise babaların Gathalarını kopyanın ötesinde oldukça etkilendiği aşikardır.<br />
Yaşam , her bir düşüncenin her bir sözün , her bir eylemin bireyin öte dünyadaki yazgısını hazırladığı eylemlerden başka bir şey değildiir.Orada iyi tanrı kötüleri cezalandıracak iyileri ise ödüllendirecektir. Zamanın sonunda Ahriman , insan şeklinde cisimleşen Mitra tarafından yenilgiye uğratıldığında  tüm ölüler dirilecek ve yargı günü kötüler cehenneme gönderilecektir.İyiler ise sonsuza dek cennette yaşayacaktır. Ana hatlarıyla semavi dinlerle aynıdır. Bu Nüfus cüzdanımızdaki din hanemizi bir iranlının imzaladığı bir düşüncedir.</p>
<p>Zerdüşt girişimi tarihçilerin kafasını oldukça karıştırmıştır , onu önce : Hayvan kurban etmenin yasaklanması , hayvan kurban edilen tanrıların utanç verici olması olarak açıklasalarda Zerdüştcülük basit bir erdem olmaktan öte esritici ayinlerin reddinden panteonun yalınlaştırılmasındanda öte ilahi hiyerarşinin yeniden örgütlenmesidir. Konuyla ilgili tarihçilerin farklı görüşleri vardır.Dumezil basit bir tanrı ikamesi olarak görür, Menesca kurban etmenin düzennsiz hhale gelmesinden pratiğin reddi olarak görür. Ancak bu farklılıklar olayın düğümünü unutturmaz : İyi-Kötü , Tanrı-Şeytan ikilisini ve öncesi olmayan ve sonlu yaratılışı . Zerdüşt reformlarına karşı o dönemde güçlü bir muhalefet vardır bu muhalefeti gatha metinlerinde görürüz.Müneccimler ise bir cıkar bulamayıp Zerdüştçülüğe dahil olmuşlardır ve iktidarlarını dinin halk dini olduğunu ve ancak halkın uyrukluğuyla değer kazanacağını söyleyerek rahip iktidarını sağlamlaştırmışlardır. Bu demagoji daha sonraları politika üzerine yani halkın iradesi üzerine yansıyacaktır. Böylece Mazdacılık krala boyun eğmeyen hakiki paralel bir iktidar kurulmuştur. Bu anlayış dünya tarihinde bir ilktir ve hala etkileri az gelişmiş ülkelerde yoğundur.</p>
<p>Rahipler ya da müneccimler kastı kuşkusuz güçlü olduğu ölçüde bu varsayım yerindedir, ancak o dönemde insan belleğinde eşi olmayan dünyevi bir iktidarın varlığı karşısında bu kast kendini tehdit etmiş hissetti , rahip-kral-savaşcı iktidarının parlak savaşları karşında ağırlıklarını yönetimde koyamadılar.Zerdüşt reformu ise rahiplere dünyevi iktidarın ötesinde bir meşruiyet vermiştir. Bu meşruiyet biraz fazla ciddiye alınmış , pers kralı Kambyses Nübye&#8217;de savaşırken ülke ona karşı isyan etmiştir. Kendini krallın kardeşi yerine koyan bir sahtekar bölgeleri ayaklandırmış, müneccimler onun tarafını tutmuşlardır. Ayaklanma olayını gerçekleştiren kişi Gaumata adında bir müneccimdir. Bu ayetullahların yönetime karşı dini kullanarak ilk ayaklanmasıdır, ayaklanmada kılıf dinsel bir halk iktidarıdır.</p>
<p>Zerdüşt rahipleri yasama gücünü her zaman talep etmişlerdir, bizzat Zerdüşt tarafından yazılmış Avesta&#8217;ların beş kitabından biri olan Videvdad &#8216;lar sadece dinsel yasayı değil , medeni yasalarıda koyma iddiasındadır. Eğer ki müneccimler darbe girişiminde başarılı olsalardı dinsel yasalardaki her kusur otoriteler tarafından cezalandırılmaya başlanacaktı. Yasa yapıncıların rahipler olduğu bir dünya sonlu insanın yaşarken cehennemi yaşaması anlamındadır.</p>
<p>Görüldüğü üzere Zerdüşt tarihin ilk tinselci dinini , tek tanrılı üç dinin dere yatağını kurmuştur. Ona esin kaynağı ise Buda tarafından ödünç verildi denebilir. Her ikiside Hint temeli üzerine yetişmişlerdir, Zerdüşt Vedacılıktan gelmedir.Bu noktadan sonra din adamları yönetimlerin üzerinde dayatmacı bir güç elde etmişlerdir. Dinsel nüfusun mutlak olması için günah çıkarma, vaftiz gibi dinsel işlemler teokratik olarak yedi yüzyıl sonra dinsel iktidarın tamamlayıcısı olarak teker teker tarih sahnesine çıkmıştır. İran dini Hristiyanlığın habercisi olan geç-Yahudiliği belirleyecektir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/1939/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/1939/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1939&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/29/ve-boyle-buyurdu-ayetullah-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/kurgan101.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Kurgan10</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/0.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/ahuramazda-big.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ahuramazda-Big</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/persopolis1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">persopolis1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/ahuramazda.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ahuramazda</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/12/hakh-family.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Hakh family</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Bilim Dışı Tarih : Mısırda Yahudi Varlığı</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/03/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/03/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Dec 2010 05:59:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=335</guid>
		<description><![CDATA[İnsanoğlu zamanı hep ileri doğru yaşamasına karşın düşünce ve inanç köklerini hep geriden yaşar. İlerlemeler,buluşlar, bilim ve teknik asla geriden alınan mitlerin değişmesinde etkili olamamışlardır. Çağdaş Mitlerin beklide en önemlisi Mısır ve İbrani tarihi üzerine yazılmış olan onlarca yazı ve soy oluşturma endişeleri ile yazılmış olan bir tarihtir.Yaklaşık olarak 200 yılı aşkın süredir bilim adamlarının [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=335&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu zamanı hep ileri doğru yaşamasına karşın düşünce ve inanç köklerini hep geriden yaşar. İlerlemeler,buluşlar, bilim ve teknik asla geriden alınan mitlerin değişmesinde etkili olamamışlardır.<br />
Çağdaş Mitlerin beklide en önemlisi Mısır ve İbrani tarihi üzerine yazılmış olan onlarca yazı ve soy oluşturma endişeleri ile yazılmış olan bir tarihtir.Yaklaşık olarak 200 yılı aşkın süredir bilim adamlarının üzerinde bir çok araştırma yaptığı bu konu kutsal sayılan metinlerin tarihsel gerçekliğidir.Bununla ilgili olarak Batıda Biblicial Achhaeology adı verilen bölümler kurulmuş , dinsel içeriklere bilimsel yaklaşım getirerek tarihi ve batı tipi Judaist kültür anlayışının temellerini sağlamlaştırmayı amaçlayan bir dizi çalışmalar yapılmıştır.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/500.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-336" title="500" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/500.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Dünyanın en popüler mitlerinden bir tanesine, adı verilmeyen firavun döneminde Mısır toprakları üzerinde yaşayan İbranilerin süreç içerisindeki sayılarının artmasıyla, en büyük etnik halk konumuna gelmeleri , eski statülerini kaybederek Mısır yapı faaliyetleri içerisinde köle olarak çalıştırılmaları , artan nüfusları karşısında mısırın olası bir savaş halinde tehlike olacağını düşünen Firavunların bu nüfus artışını önlemek üzere erkek çocukları öldürmeyle başlayan olaylar zincirinde nil nehrine bırakılan bir erkek çocuğun firavunun kızı tarafından bulunmasıyla başlayan bir öykü üzerine kurulu ve tarih sahnesinde günümüze kadar gelen bir yapının oluşumuna sebebiyet vermiştir.<br />
Suda bulunan çocuğa Musa (Musu-isius) suyla gelen, ismi koyulacak mısır aristokrasisi içinde büyüyerek eğitim alacak , sarayın en önemli mevkisine gelmişken bir gün bir mısırlının köle bir ibraniye eziyet ettiğini görecek ve olaya müdahil olarak, sarayın saygın bir konumundayken birden bire kanun kaçağı durumuna düşecektir.</p>
<p>Tüm semavi dinlerin çıkış temasının oturtulduğu söylem tarih sahnesine böyle yansıyacaktır. Daha sonrasında Tanrının göndereceği kutsal kitaplarda bu halkın öncesi ve sonrası detaylı olarak anlatılmaktadır.Konuyu bir çok yönden inceleyebileceğimiz gibi antropoloji cephesine girmeden somut verilere dayanarak incelememiz tarihsel maddecilik anlayışı için daha verimli olacaktır.Antropoloji cephesinde bu jenerik uzmanlar tarafında tamamen gülümseme ile karşılanmaktadır.</p>
<p>Büyük oranda Mit izleri taşıyan hikayeyle ilgili olarak tarihçilerin bir çok haklı kuşkuları vardır.Her şeyden önce Mısırdan çıkış için yerleşik bir halkın varlığı olması gerekirki bugüne kadar herhangi bir somut kanıt bulunamamıştır.Mısır kayıtlarında Musa adında hiçbir kayıt bulunmaz.kayıt tutmaya meraklı bir toplum için bu oldukça gariptir.Diğer yandan Musa’nın kişiliği mitolojik görüntülere sahiptir.Üstelik onu nehirde Firavunun kızı bulmuş ve İbrani kökünden gelen bir isim vermiştir.</p>
<p>Mısır konusunda tartışmasız otoritelerden Gerald Messadie , ” Musa : Mısır Prensi ” isimli çalışmasında bir çok noktaya itiraz eder ;</p>
<p>- Bir Mısır prensesinin nedimeleriyle birlikte yıkanmaya gitmez, hijyen konusunda çok titiz olan Mısırlılarda halk bile banyosunu filtre edilmiş suyla hamamlarda yapar, kaldı ki bir prensesin filtre edilmemiş suya girmesi mümkün değildir.</p>
<p>- Prensesin suda sepet içinde bulduğu bir çocuğa sudan çıkarmak anlamına gelen İbrani kökünden gelen bir isim vermesi mantıklı değildir.</p>
<p>- Hikayenin sonlarında Musa’nın firavunla yüz yüze yaptığı görüşme ve tehditler inandırıcılıktan oldukça uzaktır.Kutsal kişilikler kabul edilen Firavunların yanına, vezirler, hatta aileleri bile izin alarak kabul edilirler.Bir kanun kaçağının firavun karşısına çıkması heleki Firavunu tehdit etmesi mümkün değildir.</p>
<p>- Mısırdan çıkan kalabalık grubun yolunun neden Kızıldenize düştüğü noktası soru işaretidir. Son zamanlarda Yahudi Ejiptologlar bunun bir çeviri hatası aslının sazlıklar denizi olduğunu kabul etmişlerdir.Dolayısıyla denizi yarma hikayesi son bulmuştur.</p>
<p>Tüm bu karışıklıklar çerçevesinde Mısırda bir Yahudi varlığının olup olmadığı konusu gündeme gelir. İbranilerin Mısırda “yerleşik” varlıklarıyla ilgili olarak eski çağ tarihçilerinin elinde sağlam kabul edilebilecek fazla bilgi bulunmaz.Elimizdeki tüm bilgi Yahudi tarihçi Josephus’a dayanınır ki, bunların objektif ve edinilen arkeolojik bilgiler için uyumlu olduğu söylenemez.Bu konudaki asıl sorun tarihçi Mısırlı tarihçi Manethon’ a ait yazmaların orjinallerinin olmamasından kaynaklıdır.Manethon ve Babilli tarihçi Berossus’un yazmış oldukları , yine Josephus, Africanus ve Eusebius ‘un anlatıları kısmen izlenebilir.Bu tarihçilerin anlatıları birbiriyle uyuşmaz.Torino papirüsü , Palermo taşı gerekse diğer arkeolojik bulgular ile belirgin boşluklar yaşanır.Bu nedenle Eski Ahit’teki bilgiler tam olarak doğrulanamaz.</p>
<p>Mısır hanedanları yada tek tek firavunla ilişkin elde edilmiş belge ve metinler bir araya bırakılırsa , Mısır’ın başlangıcına dek dayandırılan ayrıntılı kronolojinin en ünlü ve kapsamlısı Manethon’un Mısır Tarihi adlı yapıtıdır.İ.Ö 4 yy sonlarında yaşayan Manethon Mısır tarihiyle Grek kültürü arasında köprü oluşturmaya çalışan , Heliopolis Ra tapınağında yüksek rahiplerden biridir.Grek kültürünü iyi bilmesinin yanında Mısır doğumlu olmasının avantajını kullanarak ülkesinin kökleriyle ilgili detaylı çalışma yapmıştır.Bu yapıta yoğunlaşmasının sebebi İ.Ö 6 yy’da Halikarnaslı Heredot’un Tarih adlı eserinde Mısırla ilgili olan anlatıların tamamen gerçek dışı olmasından kaynaklıdır.Fakat gerek manethon gerekse Babilli Tarihçi Berossus çalışmalarının orjinalleri kayıptır.Jusephus çalışmalarında gerek Manethon gerekse Babilli tarihçiye ateş püskürmüştür.Mısır Tarihi adlı eser sonraki yüzyıllarda Yahudi ve Mısırlı tarihçiler arasında yoğun tartışmalara neden olmuştur.Manethonun orijinal kitabı kaybolmuş daha sonraki kopyalarına eklenen bir dizi bölümler gerek Yahudi fundamentalizminin Romaya baş kaldırı gerekse Mısırda Yahudi varlığını doğrulamak için kullanılmıştır.Kutsal metinler daha evrenin başlangıcından itibaren tüm bulgulara ters düşmektedir.Asıl ve büyük tartışma ise Yahudilerin Mısırdaki varlığı ve Exodus üzerinde yoğunlaşmıştır.</p>
<p>Birinci yy’da manethon yazmalarının orjinalleri değil büyük oranda tahrif edilmiş kopyaları ulaşmıştır.Michagan Üniversitesinden Gerald Verbrugghe ve John Wickersham’a göre orjinaller İ.Ö 3 yy önce kaybolmuş kamplaşan taraflar tarafından değiştirilmiştir.Bir yandan Yahudi karşıtları diğer yandan Yahudi din adamları kendi polemikleri için ünlü tarihçinin metinlerini tahrif etmişlerdir.</p>
<p>Josephus , manethon’un önce Mısırda Yahudi varlığını tanıyarak, onların Hiksos hanedanları sırasında ülkeye gelenler olarak değerlendirdiğini, ancak sonraki metinlerde bunun yadsındığı söyleyerek ünlü tarihçiyi yerden yere vurur.Yahudi karşıtlarıncaysa ,Manethon Exodus’u doğrulayacak hiçbir şey söylememiş tersine Mısırdan salgın hastalık ve hijyen sebeplerlerinden dolayı kovulan ve bunların çobanlarla birlikte Filistine yerleşerek Krallık kurduklarını ileri sürmüştür.Gerek Yahudiler gerekse anti-semitler arasındaki bu kavgaların temelinde yatan Helenistik uygarlığa karşı verilen koruma güdüsünden kaynaklıdır.İskenderin fetihleriyle başlayan süreçte bölge kültürünün yunan uygarlığından daha eski olduğunu kanıtlama çabalarıdır.Filistin’deki Yahudilere göre Manethon kendi uygarlıklarını çok eski gibi gösterme çabalarına girerken Yahudi varlığını yadsımışlardır.</p>
<p>Gerek Verbrunge gerekse Wickersham , Manethon’a atfedilen metinlere eşit uzaklıkta durulması gerektiğini vurgular.Sonuçta Manethon kayıtları ister orijinal olsun ister olmasın , Exodus kayıtları ile Yahudi din adamlarının söylemleri ile somut veriler oldukça uyumsuzdur.</p>
<p>II Ramsesten kalma Torino papirüsündede, Sakkara ve Abidos’taki önemli olayları ve Kral listelerini içeren belgelerdede Yahudi varlığından hiçbir iz bulunmaz.Akhenaten’den kalma ünlü Amara Mektupları , Yusuf zamanında yerleşerek 400 yıl ülkede kalan yabancı varlığı bulunmaz.Bu durumda Yusufla sığınan , Musa ile çıkan bir topluluğu Mısır kronolojisinde belirli bir döneme koymak zordur.</p>
<p>11 Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısır’a yerleştirdi; firavunun buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi. (Tekvin 47)</p>
<p>Bu ismi taşıyan Firavun soyuna baktığımız zaman ; Yeni Krallık 18 .Hanedan ayette belirtilen şehir Pi-Ramses adıyla 1.Seti ve oğlu Büyük Ramses zamanında kurulmuş ve yusufla eş zamanlı kronolojide içinden çıkılmaz bir hal alır.Bu olasılık incelenmeye bile değer değildir. Böyle bir olayın olması Exodus’u 10.yy denk düşürür.Mısırdan çıkışın 480. yılında inşa edilen Süleymanın Mabedi 6.yy kadar sarkar.Oysa bu tarihin güneydeki Babil Hükümdarı Nabukadnezar tarafından işgal edilmesiyle başlayan Babil Sürgününe denk geldiği bilinir.</p>
<p>10 Goşen bölgesine yerleşirsin; çocukların, torunların, davarların, sığırların ve sahip olduğun her şeyle birlikte yakınımda olursun. (Tekvin 45)</p>
<p>Tekvinin sonlarında bulunan Yakubun yaşadığı yer Goşeni referans alırsak ; yeni bir coğrafi bölge olarak karşımıza çıkar somut olarak doğrulanamamakla beraber , yaygın kanıya göre Goşen denilen bölge deltanın en doğu ucundan sina’nın kuzeyine dogru uzanan alandır.Yani Mısır taşrasıdır.</p>
<p>Üzerinden yüzyıllar sonra kitabı kaleme alanlar Pi-Ramses şehrinin çok eski olduğunu sanmak gibi bir yanılgıya düşmüşlerdi. Ejiptologlar tüm bu tutarsızlıklara rağmen yinede kendi içerisinde bir tutarlılık aramışlardır.Bu kezde Eski ahitin başlarındaki esir kavmin yaşadığı ve çalıştırıldığı referansları izlemişlerdir.</p>
<p>11 Böylece Mısırlılar İsrailliler’in başına onları ağır işlere koşacak angaryacılar atadılar. İsrailliler firavun için Pitom ve Ramses adında ambarlı kentler yaptılar. ( Çıkış 1)</p>
<p>Aynı kent adı kafa karıştırıcı biçimde tekrar karşımıza çıkar, eğer bu şehir Pi_ramses ise yapılış tarihi bellidir.Bu bilgi de, tarihçiler arasında İbranilerin Mısırdan çıkışının Yeni Krallık döneminin güçlü hükümdarları dönemine rastlamış olabileceği ihtimali gibi kronolojik açıdan daha makul bir tez olarak karşımıza çıkar.Bu süre içerisinde Seti,Ramses,Tutmotis, Kraliçe Hatşeptu ‘nun adları Exodus’un muhtemel firavunları olarak dolanır.Hatta sonradan Güneş Kral IV Amenofis (AKHENATEN) moneteist düşünceyi Musadan almış olabileceği tezler içerisinde incelenir.</p>
<p>Ne varki yeni krallık döneminin anılan devrelerinde Mısır’da kitlesel halde bulunan bir İbrani varlığından ve bu ülkeden ayrılan hiçbir belge bulunmaz.Eldeki tek veri o dönemde Mısır’ın değişik bölgelerinde fethedilen bölgelerinden işci olarak getirildiğini gösteren kimi kayıtlar ve Akhenaten dönemine ait Amara Mektuplarında geçen “Habiru” ya da Apiru nitelendirmesinin İbrani sözcüğüyle dolaylı benzeşim köstermesidir.<br />
Habiru kelimesi İbraniler ile ilişkilendirekim yada ilişkilendirmeyelim , bu topluluğun akınlarının karakteri Tell-ElAmara Mektuplarında detaylı olarak anlatılır.Yerleşik topluluklara baskı yapan ve oradan oraya gezici göçebe halktır. Fakat Mısırda çıkışa konu olan yerleşik yaşayan halka cevap değildir.Habiru’lardan şikayet eden Orta Doğu’da bir çok krallığa ait şikayet mektuplarıda vardır.Akhenaten zamanında , İ.Ö 14 yy sonlarında İbraniler çoktan Kenan diyarına yerleşmişlerdir.</p>
<p>İbrani mitinde Mısır’da yerleşik altı yüzbin İsrailli vardır.Dönemim Mısır nüfusu düşünülürse bu nufusun yüzde onu demektirki, hiçbir kayıt bulunmayan yüzde on inandırıcılıktan oldukça uzaktır.Buna karşılık deltanın doğusunda hayvanları otlatmaya gelen göçebe çoban kabilelerin varlığı bilinmektedir.Ne var ki bunlara Eski ahitte Yusuf’un babasına belirttiği gibi Mısırlılarca hor görülen ve yerleşimlerine izin verilmeyen grup olduğu bellidir.</p>
<p>34 ‘Atalarımız gibi biz de çocukluktan beri hayvancılık yapıyoruz’ dersiniz. Öyle deyin ki, sizi Goşen bölgesine yerleştirsin. Çünkü Mısırlılar çobanlardan iğrenir.” (Tekvin 46)</p>
<p>Bu sözler bizzat Yusuf’un ağzından çıkmadır.Yani Mısır halkının yerleşim birimine yabancı varlıkların sokulması mümkün değildir.Mısır ‘a yerleşip zaman içerisinde çoğalan bir etnik grup varlığını tarihsel ve arkeolojik olarak doğrulamak mümkün değildir.</p>
<p>On dokuzuncu yüzyıldan itibaren Mısırda elde edilen bilgileri kitaba uydurma çabası içerisine giren Yahudi ejiptologlar ve araştırmacılar farklı şeceneklere yoğunlaştılar.Eski ve orta krallık Yahudi yerleşimine uygun olmayınca eğilim İkinci ara dönem üzerinde yoğunlaştı.Bu kezde Hiksos işgali , sığınmanın tarihsel açıklayıcısı olarak karşımıza çıktı.</p>
<p>Senaryo kabaca şöyledir ; Bilinmeyen bir sebepten dolayı Mısır güçsüz düşüp direnme dahi göstermeden Hiksos işgaline uğraması sonrasında ,Avaris kendini merkez alarak tüm aşağı Mısır’a egemen olan Asyalı Krallık kurulur.Böylesi bir durumda Asyalı yöneticiler Mısır etnik yapısını göçebeleri getirerek dengelemek istemişlerdir.Birinci Hiksos Firavunu İbrani kabilelerinin Mısır’a yerleşmesine izin vermiştir.Yüz yıla yakın bir süre sonra Thebes prensleri Hiksosları ülken kovup bütünlüğü tekrar sağladığında İbranilere düşmanca yaklaşır ve bu halk topluca ülkeyi terk ederek atalarının topraklarına doğru yola çıkar.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/601.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-338" title="601" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/601.gif?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Akla yakın gibi görünen bu teoriyi destekleyecek her hangi bir kanıt bugüne dek bulunmamıştır.Bu belirsizlikten istifade etmek isteyen inançlı kesim Ejiptologları, Mısırda Yahudi varlığını ispatlama girişimleri bir nevi soru işaretinide bereberinde getirdi.</p>
<p>- Hiksoslar kimdir , nereden nasıl gelmişlerdir.<br />
- Mısır gibi bir ülkeyi nasıl işgal etmişlerdir.</p>
<p>Konunun aslına bakılırsa bugün bile bu olayın işgalmi yoksa isyanmı olduğu bilim adamlarınca tartışmalı bir konudur.</p>
<p>Mısır tarihinde 2. Ara dönem olarak adlandırılan kargaşa İ.Ö 17 yy ortalarında başlar.Merkezi yönetim sarsılmış , aynı anda iki farklı hanedan yönetim kavgalarına girmiştir.13. Hanedanın sonlarında yaşanan bu durum Memphis’ten ayrı deltada birde 14. Hanedanı ortaya çıkarır.</p>
<p>Yaşanan bu çalkantıda Sina’dan batıya geçmeye daha önce korkan yağmacı kabileler , dirençle karşılaşmadan Memphis’e girerek aşağı Mısır’ı işgal cüretinde bulunuyorlar.İşgal bir yağmaylada son bulmayıp, 14. Hanedan Meshi’nin inşa ettirdiği kente girilerek Hiksoslarca Avaris adıyla başkent ilan ediliyor.Hemen ardından 15. Hanedan olarak Hiksos kralının Mısır’ın egemeni olarak görürüz ve bu dönem 100 yıl devam eder.</p>
<p>Öncelikle Hiksos kelimesinin anlamı üzerinde uzun tartışmalar olmuştur.İlk başta ma nethonun metinlerinden yola çıkılarak “çoban krallar” anlamına geldiği kabul edildi.Ancak yirminci yüzyılda yabancı krallar karşılığı kabul edildi.Bu fark çok önemlidir,çoban krallar deyişi doğrudan Sami kabilelerde ilişkilendirilirken Yabancı krallar geniş ve belirsiz bir kav ramdır.<br />
Manethonun tarifi tamamen doğru olmasa gerekir, kelimenin ek kısmı shasu=göçebe çoban olmayıp yine mısır dilinde khasut = yabancı ülke olduğu kuvvetli bir ihtimaldir.Hatta bu kelime XII sülale zamanında yabancıların reisi anlamında Beni_Hasan da gösterilen yabancı reislerin getirdikleri hediyeleri tasvir için kullanışmıştır.</p>
<p>Yabancı krallar mısırda fazla yabancılık çekmeden yerleşik hayata geçtiklerine ilişkin bilgiler Hiksos sorununu iyice karıştırır.O denli ileri giderki 15.hanedan kralları kendilerinin mısırlı olduğunu bile öne sürer.Dahası mısırı dış işgallere karşı , garnizon kurup korudukları bilinen bir bilgidir. Bu noktada güçlü organizasyonla kurulmuş Avaris in yine mısırlılarca yıkılmıştır.<br />
Hiksos işgaline denk gelen İ.Ö. 1640 ve sonrası dönemde mısır için ne babil nede Asur tehdit oluştura bildi.Çünkü iki güçlü devlette zor günler geçiriyordu.Mezapotamyanın bu iki güçlü devleti Hitit saldırılarına maruz kaldılar.Peki Hiksosları korkutan güç Hitit olabilirmiydi.Buda çok küçük bir ihtimaldir, kaldıki Hititler Asur ve Babil işgallerinden sonra yine topraklarına çekilmişlerdir.<br />
İ.Ö.1600 dolaylarında, kuzey Suriyeye inmeside çok sonra olmuştur.Bu durumda geriye iki aday kalır bunlardan biri güney anadoluyu kontrol altına alan Hint_avrupa kökenli başka bir halk, Hurriler; yada Levant, Filistin ve kuzeyinde yaşayan sami kabileleri.Bu işin içinden çıkılmaz bir bilmecedir.Hiksoslarla ilişkin görüş ve değerlendirmeler,</p>
<p>1-Hiksoslar, Filistin ve lübnanda yaşayan ve proto-kenan olarak tanımlanan Sami<br />
kabileleridir.<br />
2-Hiksoslar asur ve babilde kendilerine yer bulamayan göçebe amorit kabilelerin oluşturduğu bir topluluktur.<br />
3-Hiksoslar, ege adalarından Filistin bölgesine deniz akınlarıyla gelen ve sonrasında<br />
güçsüz durumdaki mısır a doğru yürüyen minos kökenli savaşcı gruplardır.<br />
4-Hiksoslar huri ailesi ait Hint-avrupalı göçmen kollardan biridir.ve yollarının üzerin deki her şeyi yağmalayarak mısıra gelmişlerdir.</p>
<p>Birbirinden oldukça farklı bu görüşler oldukça karmaşık olmasına karşın,tarih, tek secenekli düz ve net yanıtlarla açıklanamayacak denli girift ve çogu zaman anlaşılması güç ayrıntılar üzerine kuruludur.<br />
Hiksos sözcüğünün İ.Ö. 17. yy da bütün yakındoğuda yaşanan karmaşa sırasında , söz konusu dört seçenekteki etnik grupların tümü için de kullanılabilecek genel bir ad oldugunu kabullenmek , en makul çözüm olarak karşımıza çıkar.Karışıklık içerisinde yakındoğunun her yerinde, panik içerisinde göçler,akınlar ve yağma hareketleri yaşanır.Bu sürecin kahramanları sami kabileleri,hint-avrupa göçmenleri,Egeli savaşçılar.Ama asıl sorun Hiksos hanedanının nasıl oluştuğudur.<br />
Dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta Hiksos akınlarının yağma ve talan üzerine kurulmuş olmasıdır.Manethon bu toplulukları Tanrı korkusu olmayan saldırgan zorbalar olarak tanımlamaktadır.Tapınaklar yıkılmış ve yağmalanmış, kadınlara tecavüz edilmiştir. Konunun dahada çarpıcısı , izleyen dönemde kentlerin onarılması,askeri organizasyonların kurulması ve Avariste 15.Hanedanın kurulması ile belirtilen derin çelişki.Saldırganların taş üstünde taş bırakmadan sonra Judeo-Hristiyan tarih anlayışında birden kimlik değiştirip şehir imarlarına başlamaları ve kendilerini Mısırlı olarak tanımlamaları,kendilerinden birini haneden olarak tahta çıkarmaları bu düşünce çercevesinde mantık ile açıklamak çok zordur.O halde Ulaşabileceğimiz tek bir nokta vardır….</p>
<p>Mısırın bu kargaşa döneminde iki farklı evre yaşadığını söylemek mümkündür.Bunlardan birincisi güçsüz düşen merkezi yönetimin acizliğini fırsat bilen ve hiksos adı altında değerlendirilen kabilelerin daha kısa zaman dilimi içerisindeki yağmaları, ikincisi ise yağmacıların işlerini bitirdikten sonra mısırda yaşayan varoş halkın iktidar boşluğunu fırsat bilerek delta yönetimine el koymasıdır.Çoğu bilim adamı ve tarihçinin üzerinde anlaşmaya vardığı bu noktadır.Avaris kentinde kurulan yeni hanedanlığın Mısırlı unsurlar olduğudur. Deltanın doğusunda bulunan arkeolojik bulgular bunu tamamen desteklemektedir.</p>
<p>Bulunan arkeolojik bulgular arasında taklit niteliği taşıyan bolca ikinci sınıf mısırlı objeler bulunmuştur.Buluna kalıntılar içerisinde daha eskiden bölgede yaşamış olan asya kökenli paralı askerlere ait bulgularda mevcuttur.Bir başka deyişle yıllar boyunca mısırlı sayılmayan ve alttabaka insanlara insanlara askeri disiplin oluşturularak, paralı askerlerin öncülük ettiği söylenebilir.<br />
Yağma ve talandan kaçan eski düzen soyluları Thebes’e çekilirken aşağı mısırın yeni sahipleri ” eskinin çobanlar ” oldu diyebiliriz.Yüzyıl süren bu yönetim 17.hanedanın Thebes prensleri tarafından yıkılacaktır.Ve yeni krallık dönemi başlayacaktır.</p>
<p>Eğer konunun başından beri aradığımız İbrani varlığına dönersek kanıtların içerisinde asla böyle bir halka ilişkin veri bulunmaz.Yeni krallık dönemindeki kutsal kitap ve mısır manzaraları incelenirse asla bir İbrani yerleşimi söz konusu değildir.Sorun İbrani diye bir halk tabakasının olmamsıdır aslında.Bazı inançlı ejiptologlar GENESİS i eğip bükerek 15.hanedan döneminde yerleşmiş olduklarını düşünsek bileki bu eski ahit kronolojisi ne asla uymaz, eski ahitte Yakup ve oğullarının ülkeye yerleşimini anlatan bölümler mısır resmi tarihiyle uzaktan yakından ilişkisi yoktur.Mısır kayıtlarının hiçbirinde EXODUS k ayıtlarını içeren bir belge bulunmaz.EXODUS ve GENESİS te ise Hiksos işgali ,Avaris kenti, Thebes kentindeki gelişmeler hakkında tek satır yazı bulunmaz.<br />
GENESİS uslubunda daha çok orta krallık döneminin mısırını çağrıştıran izler yer alırken, EXODUS kitabında , firavun isimleri verilmez, coğrafi verilerde anlatılanlar bili nen kronolojiye asla uymaz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/335/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/335/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=335&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/12/03/bilim-disi-tarih-misirda-yahudi-varligi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>26</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/500.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">500</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/601.gif" medium="image">
			<media:title type="html">601</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Değişmeyen Tek Şey İslam Karşısındaki Cahilliktir</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 Oct 2010 11:46:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=871</guid>
		<description><![CDATA[Bütün ansiklopediler İslamın Arabistanda , yani arap yarımadasında doğduğunu yazar. Coğrafya olarak dikkate alınırsa doğrudur, tarih olarak dikkate alınırsa belirsizdir. Çünkü tarihsel olarak arabistan , özellikle VII yy. islamın doğuşu sırasında , hem kültürler hemde dinler açısından homojen bir yapıya sahip değildir. İslam kendinden önceki dünyadan etkilenmekten geri kalmamış , halada etkileşim halindedir. İslamın iki [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=871&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bütün ansiklopediler İslamın Arabistanda , yani arap yarımadasında doğduğunu yazar. Coğrafya olarak dikkate alınırsa doğrudur, tarih olarak dikkate alınırsa belirsizdir. Çünkü tarihsel olarak arabistan , özellikle VII yy. islamın doğuşu sırasında , hem kültürler hemde dinler açısından homojen bir yapıya sahip değildir. İslam kendinden önceki dünyadan etkilenmekten geri kalmamış , halada etkileşim halindedir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-875" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/800px-age_of_caliphs-tr-10/"><img class="aligncenter size-full wp-image-875" title="800px-Age_of_Caliphs-tr 10" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/800px-age_of_caliphs-tr-10.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>İslamın iki temel kolu olan , Sünni mezhebi ve bu mezhebe bağlı dört okulu -Hanefi , Maliki, Şafi, Hanbeli  Şii mezhebine bağlı olarak ortaya çıkan Haşşaşinler , Dürziler, İsmaililer, On İki imamcılar , Zeydiler , Karmatiler, Fatimiler islamı anlama konusunda oldukça araştırma yapmaya gereksinim doğurmuştur.</p>
<p>Dahada ötesi  her inananın halife seçilebileceğini savunan Hariciler , İnsan edimlerini yargılamayı Tanrının ayrıcalığı olarak gören Mürciler, insanın özgürlüğüne vurgu yapan ve Tanrıya herhangi bir özelliklik atfetmeyi reddeden Kadiriyeciler ,Mutezileler , kutsal bir savaşta ölmenin cennetle mükafatlandırılacağını söyleyen vahabiler , İrfaniye mistikleri Sufiler , Mevlananın öğrencisi bektaşiler , Filistinde Carmel dağında gömülü olan bahaullah&#8217;ın öğrencileri olan Bahailer Srinagar&#8217;daki İsa mezarının ekçileri Pencaplı Amediyeler &#8230;.. Görüldüğü üzere dinler her coğrafyada seyahat etmişlerdir fakat kültür için aynı şeyleri söylemek gerçekle örtüşmez. Batı tarafından yekpare bir din olarak sunulan İslam coğrafyadan coğrafyaya farklılık gösterir.</p>
<p>Dünya coğrafyasına ait bilgiler Avrupa, Hint, Çin bölgeleri için yüzyıllar boyu bilinmekte iken Arap yarım adasına ait veriler otuzlu yıllardan itibaren petrol aramalarına paralel olarak gelişmiştir.  Suriye Çölü Hama&#8217;dan başlayan ve Kızıldeniz ile Basra körfezi arasında ilerleyip Hint Okyanusuna kadar ilerleyen bu Issız bölge hala yeterince bilinmemektedir.</p>
<p style="text-align:center;"><a rel="attachment wp-att-888" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/905-2/"><img class="size-full wp-image-888 aligncenter" title="905" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/9051.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">1992 yılında arkeologlar Umman&#8217;da efsanevi kent Ubar&#8217;ın kalıntılarını  bulmuşlardır. <strong><br />
</strong></p>
<p style="text-align:center;"><a rel="attachment wp-att-889" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/attachment/906/"><img class="size-full wp-image-889 aligncenter" title="906" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/906.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">Mısırlılar, Romalılar,Yunanlılar,Etiyopyalılar, Fenikeliler, Yahudiler bu bölgeden geçmişler ve her biri kendi izlerini bırakmışlardır. Ticaret için Asyalılarda  gelmiş, onlarda  kültürlerinden miras  bırakmışlardır.</p>
<p style="text-align:left;">Arabistan yarım adasında bir çok kültür var olmuştur ve bunların neredeyse tümü <strong>Entellektüel Avrupalının </strong>bilgisi dışındadır. <span style="color:#0000ff;"> </span><strong><span style="color:#0000ff;">( 1 )</span> </strong>Avrupanın bu yarım adaya bakışı paket program şeklindedir.</p>
<p style="text-align:left;">Kökenleri İÖ II bin yıla kadar uzanan Mineen Krallığı  , İÖ 950 &#8216;ye doğru kralı ziyaret etmiş olan Saba Melikesinin hüküm sürdüğü Sabiiler , İÖ 115&#8242;e doğru Sabii&#8217;lerin yerine geçmiş olan Himyeriler ve Gassan ve Kinda krallığından Hiritler. Dillerinin  Sami dili olduğu çıkarılır. Bu nokta kesin değildir.</p>
<p style="text-align:left;">Mineenlerin <span style="color:#0000ff;"><strong> (2) </strong></span> panteonunda yüz kadar Tanrı vardır ; bunlar hakkında hemen hemen hiç bir şey bilmemekteyiz. Babil şamaş&#8217;ından doğrudan kaynaklanan Güneş-Şems -Arapça-Shams- bir Tanrıçadır ve Venüs yıldızının tanrısı Attar erkektir ; dişi olan Babil İştar&#8217;ının ve değişime uğramış Babil Astaroth &#8216;unun Mimeen çeşitlemesidir. Yunan&#8217;da aşk tanrıçası Astarte olacak ve Tarih öncesi dönemlerin Bereket Tanrıçası soyuna layık olarak tapınaklardaki Kutsal Fahişeliklere Başkanlık edecektir. Diğer taraftan Ortaçağ Hristiyan kilisesinde Şeytan olarak vucut bulacaktır.</p>
<p style="text-align:left;">Astaroth  <span style="color:#0000ff;"><strong>( 3 )</strong></span> bir pağan tanrı olsada Kral Süleyman ona layık olduğu değeri verecektir, çünkü babası Davut&#8217; un yüreği Tanrı Rab ile bütün olduğu gibi onun yüreği bütün değildir.</p>
<p><strong><sup><a href="http://incil.info/kitap/kg1/11/33">33</a></sup> </strong> <em>Çünkü  Süleyman bana sırt çevirip Saydalılar&#8217;ın tanrıçası Aştoret&#8217;e,  Moavlılar&#8217;ın ilahı Kemoş&#8217;a ve Ammonlular&#8217;ın ilahı Molek&#8217;e taptı.  Kurallarıma, ilkelerime uyup gözümde doğru olanı yapan babası Davut gibi  yollarımı izlemedi. ( I. Krallar : 11 )</em></p>
<p>Bir başka İsrail Kralı ise  ( Yoşiya)<em> ;</em></p>
<p><em><sup><a href="http://incil.info/kitap/kg1/11/7">7</a></sup> Yeruşalim&#8217;in  doğusundaki tepede Moavlılar&#8217;ın iğrenç ilahı Kemoş&#8217;a ve Ammonlular&#8217;ın  iğrenç ilahı Molek&#8217;e tapmak için bir yer yaptırdı.  <em>( I. Krallar : 11 )</em></em></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p>Görüldüğü üzere iki İsrail  Kralı Aşk ve Bereket Tanrıcasını şeytan olarak adlandırmayı kendilerine kabul ettirememişlerdir.</p>
<p>Habeşistana ithal edilen Attar, göklerin tanrısı Astari olacaktır.</p>
<p style="text-align:center;"><a rel="attachment wp-att-908" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/ethiopia_sm05/"><img class="size-full wp-image-908 aligncenter" title="Ethiopia_sm05" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/ethiopia_sm05.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;">Bybloslu Philon Astarinin başında boğa boynuzu ile temsil edildiğini aktarır. Sami olduğu şüphelidir. çünkü Mısırlı Hathoru doğrudan çağrıştırır. hathor bereket Tanrıçasıdır ve boynuzları arasında Ay bulunmaktadır.  Hathor Sabilerden (İÖ 715)  en az bin yıl kadar önce var olmuştur. Bu kültür kavşağı için normal bir durumdur.</p>
<p style="text-align:center;"><a rel="attachment wp-att-909" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/hathor/"><img class="size-full wp-image-909 aligncenter" title="hathor" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/hathor.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Hathor</p>
<p style="text-align:left;">İslamdan önce bölge tanrılarının Mısır&#8217;lı olduğu yadsınamaz. Örneğin bu etkiyle büyük tanrısına Rahman -  bağışlayıcı-  sıfatı verilmesi tamamen yahudi etkisidir.  İS IV   &#8216; da Kızıldeniz üzerinde yahudi Sitesi mevcuttur. yahudilik her durumda yarımadada etkisini hissettirmiştir. Medine, yemen ve Suriyede Haham okullarının varlığı bilinmektedir. Yahudilik etkisi Saba Krallığına bile ulaştığına Kuran şahitlik eder.</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>BAKARA 62.   Şüphesiz iman edenler; yani yahudilerden, hıristiyanlardan  ve sâbiîlerden Allah’a ve ahiret gününe hakkıyla inanıp sâlih amel işleyenler için Rableri katında mükâfatlar vardır. Onlar için herhangi bir korku yoktur. Onlar üzüntü çekmeyeceklerdir.</em></span></p>
<p style="text-align:left;">Buradaki Sabilerin adının anılması raslantı değildir. Saba Krallığının sakinlerdir. ancak bir çok dine inanırlar. Ayette bahsii geçen Sabii yada Subba &#8216;da denenler mandeciler veya Vaftizci Yahya Hristiyanları olabilir.Ayet net değildir.</p>
<p style="text-align:left;">İslamiyeti yayanlar Zerdüşt&#8217;e tapanların, Mazdacıların ve başka dinlere inananların mekkede yaşama hakkının olduğunu kabul ederler. Nesturi hristiyanlarının varlığıda dışlanmaz. Bu serbestlik doğu ve batı tanrılarını karşı karşıya getirmiş her türden mezhep ve bölünmeyi beraberinde getirmiştir. Tüm coğrafyalara kiliseler kurulmuş , incil bir çok dile cevrilerek bölünmeler çoğalmıştır.</p>
<p style="text-align:left;">En erken 567 &#8216;de en geç 579&#8242;da kimilerine göre ise 571&#8242; de Mekkede Abdullah ve Emine&#8217;nin oğulları Muhammed doğmuştur. Aile mekkede iktidarı paylaşan Kureyş aşiretindendir. Muhammed babasını tanımayacak , annesini ise çocuk yaşta kaybedecektir. daha sonra dedesi tarafından evlatlık edinilecek oda fazla uzun yaşamayınca zengin ve çok yolculuk yapan Ebu Talip tarafından evlatlık edinilecektir.</p>
<p style="text-align:left;">Muhammedin ilk gördüğü yabancı şehir Bosra &#8216; dır.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-914" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/bosra02/"><img class="aligncenter size-full wp-image-914" title="bosra02" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/bosra02.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;">
<p>Büyük bir ticaret merkezi olmayan Bosra , Roma adlandırmasına göre Bostra    , Arapça adlandırması  Bozrah , Eski ahit adlandırmasına göre Botsiaya olması olasıdır. 106 yılında Trajanus burayı yeniden inşa ettirmiş , 222 yılında Alexandros Severus döneminde döneminde zengin Roma Kolonisi , ardından arap kökenli II Philipp döneminde metropol  sonrada , Constantinus döneminde piskoposluğun merkezi olmuştur.</p>
<p>Genç Muhammed bu şehri  keşfettiğinde şehirde Bazilikayı görmekle kalmadı , Bizans iktidarının olağan gücünü hissetmiş olmalıdır. İnanç Bizans  gücünün garantisidir.  Kureyşle  kıyaslandığında dünya sistemi olan aşiret yaşamından hayata dair kuralları olan bir devletle karşı karşıya gelinmiştir.</p>
<p>XI – X yüzyıl Iraklı tarihçi ve Teolog El Tabarri Bostra gezisini anlatmış , burada bir keşişin , Bahiranın Muhammedin vucudunda peygamberlik mührünü bulduğunu yazar. Bu anekdot süsleme sanatından başka bir şey değildir.</p>
<p>Muhammedin eğitimi ve gelişimi hakkında fazla bilgi yoktur. Bunun kabilesinde aldığı eğitimden başka bir şey olduğunu beklemek yanlış olur. kendisine anlatılanları oldukça iyi dinlediği apaçık ortadadır ;</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>NAHL 103 . Andolsun ki biz biliyoruz, onlar, bunu ona ancak birisi öğretmede  diyorlar. Bellettiğini sandıkları adam, yabancıdır, Arapçayı doğru düzen  konuşamaz, bu Kur&#8217;ân&#8217;sa, apaçık Arap diliyle.</em></span></p>
<p>Kendisine yöneltilen eleştirilere verilen cevaptır. Bir başka cevap ;</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>FURKAN 5 . Ve dediler ki: &#8220;Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına  yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.&#8221; </em></span></p>
<p>Muhammedin vahyini Hristiyanlardan yada yahudilerden edindiğinin söylenmesi üzerine kitaba yansıyan ayettir. Bazıları ise kitabın hristiyanlar tarafından yazıldığını ; Keşiş yada haham Aish öne sürülür. Muhammed öğretisini yaymaya başladığında cinler tarafından büyülenmiş olduğu eleştirileride almıştır.</p>
<p>Ayetler temelinde inceleme yapan çok sayıda yazar , Muhammedin Yahudi-hristiyan bir öğretinin etkisinde kaldığını ileri sürerler. Durum böyleyse bu en geniş araştırmayla bile doğrulanamaz , çünkü İslami Şeytan kavramı Eski Ahit aksine yaratıcının hizmetkarı değil, onun yeminli düşmanıdır ;</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>NAHL 98. Kur’an okuduğun zaman, kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. </em></span></p>
<p style="text-align:left;">Muhammedin adını yahudilerden aldığı Şeytan kovulmuş olmuştur. Kuranda bir kez farklı ifade vardır :  Malik. Bu ad kenanların Moleklerine bir göndermedir.  Bu dinleyicilerden , büyük olasılıkla bölgedeki Zerdüştçülere şeytana direnmeleri çağrısıdır.Şeytan kimi zaman tektir kimi zaman birden çok ;</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>ARAF 30 . Kimine hidayet verdi, kimi de sapıklığı haketti. Çünkü bunlar, Allah&#8217;ı  bırakıp şeytanları veli edinmişlerdi. Ve gerçekten onları doğru yolda  saymaktadırlar. </em></span></p>
<p>Bu ayetten etkilenen Mutezileler , Şeytanı tüm bozulmaların kökeni olarak görürler.</p>
<p>Kuran kozmoloji önermez. On kez göndermede bulunulan Aden bahçesi gibi Yahudilerden alınan mitler  üzerinden kendini doğrudan vahiy olarak sunar. Cennet bahçesi, Nuh Tufanı , Sodom ve Gomora hikayesi aynı şekilde aktarılmıştır. Eski Ahitteki isimlere bolca raslanır. Noe , Abraham , Moiz , İsaak , Jacop , araplaştırılarak Nuh , İbrahim , Musa , İshak , Yakup olurlar. Aden bahçesindeki kışkırtma Tekvine uygundur , tek fark Havvanın olmamsıdır. Şeytan doğrudan ademe hitap etmiştir ;</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>TAHA 120. Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: &#8220;Sana sonsuzluk ağacını ve  yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?&#8221; </em></span></p>
<p>Muhammed tevratı zımmi olarak kabul eder ve Tanrı yasası olarak görür. Tek tanrı karşısında tek şeytan fikrini Zerdüşt&#8217;ün yolundan giderek izler. Zerdüşt yaptığı reformla Ahura mazdaya eş tutulan tanrıları aniden kötülük cini düzeyine indirir.Muhammedin Şeytanı kabilesinin eski tanrılarıyla özdeşleşecektir.</p>
<p>Kuranda şeytan ve kötülük cinleri hakkında -Eski ahitte- hikayelerden bulunmaz. Ne ölümlüler sevmişlerdir, ne de devler, canavarlar ünlü insanlar doğurmamışlardır. Onlar betimlenmemiştir. Ne de Tanrının kötülük cinlerinide yarattığını söyleyen Hristiyan sapkınlığından örnekler vardır. Eski ahitteki aden bahçesi dört ırmakla sulanması gibi bahçede saf su , süt, şarap ve bal ırmaklarıyla sulanır. Cennet tasfiri ise ölümsüz güzellerden ve yeryüzü nimetleriyle dolu oldukça çocuksu betimlemelerdir.</p>
<p>Cehennem ise kuranda Yeni Ahit tasfirlerine uygun olarak görünür. Ruhlar korkunç işkenceye maruz kalacaklardır. Fakat mekan yeni ahitteki yer değil, yeni bir mekandır. Burası kötüler gidecekleri yerdir. Şeytan kendi kibri yüzünden düşmüştür. Aptallar tam olarak kibirlidirler, yani Muhammed ve öncellerinin aktardığı biçimiyle kelama direnen kişilerdir.  Hristiyanlarında benimsemiş olduğu kötülüğün temel sebebini Muhammedde benimsemiştir :   Bu bireyin ,  bireylik  özlemidir.  <span style="text-decoration:underline;">Hatta muhammed bunu islamın temeli yapmıştır. Varolma arzusu temel olarak şeytansıdır.</span></p>
<p>Dinler tarihindeki en can alıcı nokta burasıdır, dinlerdeki bu uzun tarih boyunca bu anahtar kesin olarak ortaya çıkmamıştır ;   <span style="text-decoration:underline;">Şeytanın varlığının ortaya çıkması  bireyin inancı yadsımasına</span> <span style="text-decoration:underline;">bağlıdır</span>.  Bu Helenistik Pavlus &#8216;un mirasçılarında dahi açıkça ifade edilmemiştir. Bunun sebebi bu düşünce karşısında Helenistik dünyayı şaşkına cevirecek bir düşüncedir. Tanrının çıkarları için hareket etmeyen kişi aptaldır ve Şeytanın kölesidir.</p>
<p>Bu şeytan yorumu islamı katolik hristiyanlığın kardeşi dini haline getirir.Her ikiside Fransız devrimine kadar olan süreçte bireyciliği mahkum ederler.  İslam ve hristiyan filozoflarının ortak temeli mutlak tanrı karşısında bireyin indirgenerek yok sayılması esasına dayanır. Bu temel tanrıya meydan okuma olan bilim karşısında her iki dinin tutumunu açıkça ortaya koyar. Daha II yy. göksel cisimlerin hareketlerini çözdüklerini iddia edenler karşısında Enoş kitabının kınamaları bunun habercisidir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-931" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/attachment/456/"><img class="aligncenter size-full wp-image-931" title="456" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/456.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Enoş</p>
<p style="text-align:left;">
<p>Bilinen dünyanın bir haritasının çıkarılması halinde Bilimsel ilerlemelerin katolik ve islam dünyasının haricinde protestan dünyasında ortaya çıktığı açıkça ortaya çıkar. Protestanlar yaratıcıyla yapılan bitmez diyaloglarda bireyi yüceltmişlerdir. Katolik dünyasında ve islam dünyasında ise bu uygulama şeytanla işbirliği olarak ad edilmiştir.</p>
<p>Muhammedin öğretisi sadeliği ile dikkat çeker, tüm göndermeler yarım adada yaşayan kabilelerin yaşamlarına uygun düzenlenmiştir. hristiyan yardım severliğine paralel olarak Sadaka kültürü geliştirilmiş aynı zamanda dürüstlük, ılımlılık , utanç ve insana saygı gibi kuran boyunca övülen erdemler ön plana çıkarılmıştır. VII yy arap yarım adasında şeytana gerek yoktur ve kuran öz bakımından hümanisttir. karmaşık ilişikiler Roma sitelerinde bolca bulunmaktadır. Muhammedin talebi putperest araplar için oldukça sıradışıdır ve bu dünyaya adapte olabilmek bilgi gerektirmektedir. Her şeyin üstünde Allahın gücü , görkemi ve sonsuz iyiliği hüküm sürer.  Bunu red etmek şeytan ve cehennemle özdeşleşmiştir.</p>
<p>İslam dinine tek tanrıcılık gibi şeytan fikride Yahudi-Hristiyan esinlidir. Tek şeytan miti , bu mitin kurucusu mazdacılık hariç yarım adada bulunan halk ve cemaatler arasında bulunmaz. Muhammedin bunu uygulamasındaki ana amaç merkezi bir iktidarın oluşabilmesinin koşulu olmasıdır. Hedef zaten arap birliği sağlayarak merkezi bir iktidardır. Ölümünden çok önce dahi bu dini kabul eden arap olmayan unsurlar arap olarak anılmaya başlanmıştır.</p>
<p>Muhammed kendisini Musa statüsünde bir peygamber olarak sunar. Eski Ahit paralellikleri kişiliklere kadar uzanır. Kendisini zımmi olarak Musa ardılı olarak gösterir ve Sina tepesinde Allahı görmüştür . Onun sopası Musanın asasıdır. O da Musa gibi tüm surelerde putperestleri eleştirir.</p>
<p>Muhammedin , İsa hakkındaki tavrı özellikle batıda yanlış bilinmektedir. Yahyanın doğumunun , Müjdenin ve ardındanda isa&#8217;nın doğumunun İncil vari çeşitlemeleri aynen aktarılmıştır.  Muhammed , Meryemin annesine ;</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>ALİ İMRAN 36. Onu doğurunca, Allah, ne doğurduğunu bilip dururken:  Rabbim! Ben onu kız doğurdum. Oysa erkek, kız gibi değildir. Ona Meryem  adını verdim. Kovulmuş şeytana karşı onu ve soyunu senin korumanı  diliyorum, dedi.</em></span></p>
<p>Dolayısıyla Tanrıya adanan meryem şeytanın kurbanı olamaz ve <span style="color:#000000;">ilk günahtan kurtulmuştur. Vaftizci yahyanın annesi , zekeriyenın eşinin mucizevi hamileliğide böylece kabul edilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#800080;"><em>40- Dedi ki: &#8216;Rabbim, bana gerçekten ihtiyarlık ulaşmışken ve karım da kısırken nasıl bir oğlum olabilir?&#8217; &#8216;(Bu) Böyledir&#8217; dedi, &#8216;Allah dilediğini yapar.&#8217;</em></span></p>
<p>Meryeme mesih doğuracağını heber verenlerde meleklerdir.</p>
<p><span style="color:#800080;"><em>45- Hani Melekler, dediler ki: &#8216;Meryem, doğrusu Allah kendinden bir kelimeyi sana müjdelemektedir. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih&#8217;tir. O, dünyada ve ahirette &#8216;seçkin, onurlu, saygındır&#8217; ve (Allah&#8217;a) yakın kılınanlardandır..&#8217;</em></span></p>
<p>İsa&#8217; ya atfedilen mesih özelliği kuranda Muhammede verilmez.  Şeytanın avı olmaya yakın olduğunu itiraf eder. Ünlü Şeytan ayetleri buna tanıklık etmektedir. (Necm)</p>
<p>Sonuç olarak , Muhammedin Roma Hristiyanlığından iki noktada ayrılır  :  İsa&#8217;nın insan olarak meydana çıkması ve çarmıha gerilmesi .</p>
<p>Bu durumda Muhammedin özgün katkısının ve başlangıçta karşılaştığı düşmanlık karşısındaki bu başarısının nedenleri sorulabilir.  Napolyonun gözler önüne serdiği gibi Hristiyanlığın yerleşmesi 300 yıllıık baskı ile gerçekleşmiş olmasına karşın on yıl içerisinde gezegenin yarısına  hakim olmuştur. Yahudiliğe ve Hristiyanlığa yakın bir öğretiyi vaaz etmesine karşın her iki dinide reddetmiştir.</p>
<p>İslam incelenirken dünya çoğrafyasını anlamak oldukça önemlidir ;  yakın doğu ve ortadoğuda , Akdenizde iki büyük din egemendir.  Biri Fırattan İndus&#8217; a uzanan  Sassanilerin Pers imparatorluğu&#8217; nun dini olan Mazdacılıktır. Diğeri İspanyanın güney ucundan ermenistana Büyük Suriyeye ve Mısır&#8217;a uzanan bizans dini mevcuttur. Bizans ve Pers&#8217;te şehir yaşamı kabileleri büyülemiş, egemen otoritenin konumlarını korumak için çoklu tanrıları tek tanrı ile tasfiye sürecine sokması dünya üzerindeki eğilimleri değişirmiştir. Muhammed dünyanın tek tanrı inancına gidişiyle ilgili düşünceleri uzun yolculuklarda deve sırtında düşünce ile kavramamış, esrarengiz tek tanrıcı haniflerle karşılaşması sonucunda tek tanrı fikri oluşmuş olması en büyük olasılıktır. Bunlar genellikle daldıkları tefekkür sonrasında kendilerini kaybeden kişiler olarak hayal edilsede genellikle belirli kelam peşinde koşarlar.  Muhammedle karşılaşan  Bahira &#8216;da bunlardan biridir.</p>
<p><span style="color:#000000;">Tanrının bu yeni adının kaynağı tam olarak bilinmemektedir. Mandecilerin <span style="color:#0000ff;"><strong>( 4 )</strong></span> , Muhammedin mahkum ettiği sabiler yabancıların sahte tanrısını <strong>Alaha</strong> ile cağırması -kendi hakiki tanrılarını Büyük Mana dır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Alaha , Aramcada tanrı anlaamına gelir. Etimolojik olarak açıklanamasada , bir başka mezhebin tanrısı olmasıyla açıklanabilir, fakat bu mezhebin hangisi olduğu bilinmemektedir.Muhammedin Tanrı adından etkilendiği söylenebilir, bir kez daha , tek bir Tanrı.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Öğretiye gösterilen tepkinin sebebini anlamak oldukça kolaydır.Tüm aşiret geleneği alt-üst olmuş araplar bir dizi tanrısallık yanında toplumsal düzene zorlanmışlardır, ve bu düzene uymamanın sonucu şeytanla işbirliğidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İslamın bu denli hızlı yükselişi hakkında Napolyonun gözlemi ise ; </span></p>
<p><span style="color:#000000;">Hicretin 8. yılının Ramazan ayının 20&#8242; sinde Mekkenin askeri olarak ele geçirilmesi ile ikincii askeri zafer olan Halife Ömerin Şama girişi arasında uzun bir zaferler dizisinin başlangıcı , 637 &#8216;de Perslerin Ktesifon&#8217;da yenilmesi , 639 &#8216;da Musulun fethi , aynı yıl Amr İbnül As tarafından Mısır&#8217; ın zaptı, Bizansın iskenderiyeyi boşaltması , Kabil , Buhara ve Semerkantın fethi , 713 yılında Rodrigonun Vizigot Krallığının düşmesi , bir yüzyıldan kısa sürede gerçekleşti. O dönemin iki büyük imparatorluğundan biri olan Pers imparatorluğunun diinden dönenler in saldırılarıyla çökmesi için bir yüzyıldan az süre geçmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><a rel="attachment wp-att-946" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/persharitasi/"><img class="aligncenter size-full wp-image-946" title="persharitasi" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/persharitasi.jpg?w=614" alt=""   /></a><br />
</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Diğer büyük imparatorluk Bizans &#8216;da oldukça zarar görmüştür.Barbarların saldırılarıyla oldukça zarar görmüş batı yorgun düşmüş ve ispanyayı müslümanlara kaptırmıştır. 732 yılında Muhammedin ölümünden bir yüzyıl sonra , Poitierde  , Charles Martel adlı bir saray başhademesi islami emperyalimi durduracak darbeyi vurmuştur ; Büyük Komutan Apdurrahman komutasındaki arap birliklerini yenilgiye uğratmıştır. Bu savaşa kadar islam altın noktasına ulaşacaktır , düşüşe geçmeden önce kendini Türklerin devreye girmesiyle yedi yüzyıl daha koruyacaktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İslam oluştuktan sonra bile Müslümanların Bizans hayranlığı devam etmiştir. Bu El Cahiz tarafından aktarılan metinlerde görülmektedir. Tek tanrıcıların Bizans inancında en çok saldırdıkları Teslis ve Tanrı &#8216;nın isada cisimleşmesi bile Bizans Kültürü ve medeniyetine olan ilgiyi azaltmamıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><a rel="attachment wp-att-951" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/hilafet-ordusunun-menkibeleri-el-cahiz-1967__13573637_0/"><img class="aligncenter size-full wp-image-951" title="HILAFET-ORDUSUNUN-MENKIBELERI-EL-CAHIZ-1967__13573637_0" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/hilafet-ordusunun-menkibeleri-el-cahiz-1967__13573637_0.jpg?w=614" alt=""   /></a></span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="color:#000000;">El Cahiz</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#000000;">Ulusların devletlere evrimi ile dinlerin tek bir tanrı etrafında kaçınılmaz olarak merkezileşmesini beraberinde getirmiştir. On iki yüzyıl sonra Hristiyanlığa karşı derin bir tiksinmeyle başlayan Fransız devriminde Tanrı adının yerine en yüce varlık koyularak yine aynı yol izlenmiştir. Etik ve kamusal ahlakı aşan içkin bir tanrısallıktan vazgeçmek devletlerin temelini tehlikeye atmak demekti. Fransız devrimi önderleri bile bu konuda kendilerini riske atmadılar.</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#000000;">Muhammedin politik yönüne saygı göstermek ona hakaret etmek değildir, zaferinin tarihi bunu kanıtlamaktadır. bir tarihçi , bir entellektüel için vahiy budur. Muhammedin dinle birlikte arap aşiret ve kabilelerini devletleştirdiği en önemli tarih gerçeğidir. İslam olmasaydı bu asla olmazdı.</span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#000000;">Totaliter teokrasinin ilki olan Zerdüşt dininde olduğu gibi İslamda Şeytan Devlet memurudur.  O da islami devlet kurallarının güvencesidir. her kim ki İslam kurallarına aykırı hareket derse şeytanın pencesine düşecek ve Arap uluslaşmasına darbe vuracaktır.<br />
</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><br />
</span></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">Notlar :</p>
<p style="text-align:left;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-</p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#0000ff;"><strong>( 1 )</strong> .  <span style="color:#000000;">Vahab İbn Munnabih ve El-Hasan İbn Ahmed ve Hamdani gibi tarihçiler Güney arabistan tarihini ancak XX yy incelemeye başlamışlardır. ( Between Past and Present &#8211; Archeology, İdeology and nationalizm in the Middle-East.1989) Petrol aramalarıyla başlayan süreç Belkıs Tapınağında 1951-52 kazı kampanyası politik sebeplerden durdurulmuştur. Bölgede Muhammed öncesi yaşayan toplulukların Arap oldukları oldukça  muğlak ve dürüstlükten uzaktır.</span></span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#0000ff;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="color:#0000ff;">( 2 )</span> . </strong>Mineen yunanca kökenli bir isim olup, Mineen Krallığı Ma&#8217;in yada Ma&#8217; an olarakta bilinir.</span></span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#0000ff;"><span style="color:#000000;"><span style="color:#0000ff;"><strong>( 3 ).</strong></span> Astaroth , Astarti&#8217; nin çoğuludur. Çünkü bu Tanrıça çok biçimli olabilir.</span></span></p>
<p style="text-align:left;"><span style="color:#0000ff;"><span style="color:#000000;"><strong><span style="color:#0000ff;">( 4 ) .</span></strong> Mandecilerle ilgili bilginin büyük bölümü  N.Siouffi  tarafından bize ulaşmıştır.<br />
</span></span></p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:center;">
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/871/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/871/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=871&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/10/23/degismeyen-tek-sey-islam-karsisindaki-cahilliktir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/800px-age_of_caliphs-tr-10.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">800px-Age_of_Caliphs-tr 10</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/9051.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">905</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/906.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">906</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/ethiopia_sm05.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Ethiopia_sm05</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/hathor.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">hathor</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/bosra02.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bosra02</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/456.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">456</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/persharitasi.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">persharitasi</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/03/hilafet-ordusunun-menkibeleri-el-cahiz-1967__13573637_0.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">HILAFET-ORDUSUNUN-MENKIBELERI-EL-CAHIZ-1967__13573637_0</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Hermetik ve Sanskrit Öğretiler</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 20:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Semavi Öncesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=306</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz Batı disiplinlerinde düşünce tarihi sadece entelektüel yönüyle ele alınmakta ve Antik Grek Uygarlığı ile başlatılmaktadır. Batı’ya göre felsefe orada başlamış ve uygarlık bu tarihleme ile başlamıştır. Uygarlık ve düşüncenin antik-grek olarak kod&#8217;lanması dünya düşünce tarihinde içinden çıkılmaz sorunları da beraberinde taşıyarak sonsuza kadar sürecek olan tartışmaların ilk ateşide  yakılmıştır. Tarihsel süreçte yöneten ve yönetilen [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=306&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz Batı disiplinlerinde düşünce tarihi sadece entelektüel yönüyle ele alınmakta ve Antik Grek Uygarlığı ile başlatılmaktadır. Batı’ya göre felsefe orada başlamış ve uygarlık bu tarihleme ile başlamıştır. Uygarlık ve düşüncenin antik-grek olarak kod&#8217;lanması dünya düşünce tarihinde içinden çıkılmaz sorunları da beraberinde taşıyarak sonsuza kadar sürecek olan tartışmaların ilk ateşide  yakılmıştır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1834" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/healing_hands_srit/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1834" title="healing_hands_srit" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/healing_hands_srit.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Tarihsel süreçte yöneten ve yönetilen sınıfının ortaya çıkmasıyla yöneten sınıfın yönetilen sınıfın başkaldırısını önlemek amacıyla dinler yaratılmıştır. Semavi dinlere kadar somut olan tanrı kavramı bilginin ezoterik olması sebebiyle mistik simgesel anlatımlarla inisiye olmuş kişilere verilmesi , Semavi dinler sonrası ise Tanrı’nın soyut bir hale sokularak egzoterik olarak herkese verilmesi kavramlarını gözden kaçırmamak gerekir.</p>
<p>Konuya analitik olarak yaklaşırsak batı düşünce sistemleri sadece entelektüel olarak ele alınmakta tarihsel süreçlerde meydana gelen değişiklikler gözardı edilmektedir.Felsefe sözcüğü bile gerçek anlamından uzaklaştırılarak bilgiye olan sevgi biçimine girmiştir. Tanrı kavramını anlayabilmemiz ve süreçleri daha iyi analiz yapabilmemiz için antik Yunan’ında Öncesine geçmek zorundayız. Eğer düşüncelerimizi buradan başlatırsak gerek tanrılı gerekse tanrısız hepimizin çıktığı nokta aynı olur. Felsefenin gerçek noktası olan ‘’tanrısal bilgelik’’ ancak antik yunan öncesine uzanılarak anlaşılacaktır.</p>
<p>Antik Grek’ in başlangıc noktaları olan <strong>Orpheus </strong>(İ.Ö.1000),  <strong>Solon</strong> (İ.Ö.650),  Thales (İ.Ö.6009),  <strong>Pisagor</strong> (İ.Ö.580-487), Mısırda Thebes ve Menphis tapınaklarında 20 yılı aşkın sürelerde eğitim aldıkları saptanmıştır.  Thebes ve Menphis Tapınaklarının içine girdiğimiz zaman , Solon hukuk, Pisagor sayı mistiği ve matematik, Orpheus Yunan mitolojisinin oluşum kaynağı, Thales felsefe konularında eğitim almışlardır. Thebes ve Menphis tapınaklarının eğitim yapısı incelenirse Hermes öğretisinin uygulandığı görülür. Bu öğreti dışa kapalı , rahip ve kral öğretisi olup elitisttir.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/the.jpg"></a><a rel="attachment wp-att-1787" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/11-hatshepsut-deir-el-bahri-thebes/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1787" title="11 Hatshepsut Deir el Bahri Thebes" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/11-hatshepsut-deir-el-bahri-thebes.jpg?w=614" alt=""   /></a><br />
Thebes</p>
<p>Antik Mısır &#8216;da , Doğa Bilimleri, Astronomi, Hukuk, Matematik, Mistisizm ve Mitos eğitimleri verilmekte olup  dönemin üniversitesi niteliğindedir.  Bu öğretiler  içinde öğretilen dinsel yapının içine girersek sezgi ve sağduyu ile örülmüş çoğu zaman duygularla örülmüş olduğunu ve çoğu zaman emir kipinde olduğunu görürüz.  Antik-Mısır&#8217;da öğretilen Hermetik bilginin belirli noktalarda somuta indirilememesi sebebiyle günümüz insanı için öğretiyi anlamanın en iyi yöntemi kültür haritasını takip etmektir. Mithos içindeki bilgi çoğu zaman simgesel ve alegoriktir. Yatay kültürlerde tarihsel süreçler içerisinde yaşanan sanat, mit, din ve felsefe ve diğer kavramlar dikey olarak her bireyde algı, duyu, inanç ve us olarak kendini bulur. Bu noktada siz yatay zinciri her hangi bir noktasından koparırsanız insan usunda meydana gelecek etkiler zincirin kopan halkasından devam edecek, önceki parçalar batıl kabul edilecektir. İşte insanoğlunun hayat serüveninde Tanrı kavramlarındaki değişmenin sebebide budur. Kültürlerin kavramlara etkisi aklın tarihteki serüvenidir. Bu serüven içerinde ki , Tanrı kavramlarını zincirin koptuğu noktadanmı yoksa zinciri birleştirip genele objektif bakış açısıylamı bakacağımız , dünya üzerindeki tüm Tanrı kavramının değişimine sebebiyet verecektir.</p>
<p>Yaşam insan’ ın insanı arayış serüvenidir. İnsan kendini ararken tarih sahnesinde gerek maddi gerekse metafizik unsurlardan yararlanmıştır. <span style="text-decoration:underline;">Bizler her ne kadar kavga etsekte bugün Uygar saydığımız dünyanın uygarlık ayaklarından biri Din/Tanrı diğeri Bilim üzerine kuruludur.</span> Bu ayaklardan birinin yıkılması üzerinde yaşadığımız Judeo-Hristiyan yani Grek, İsa ve Roma imgelemi üzerine inşaa edilen  sanal uygarlığın yıkılmasına sebebiyet verecektir. Bugünün yaratılmış ve tarih sahnesinde öncesiyle bağları koparılmış insanoğlunda Tanrı ve Din kavramı eski ve yeni zaman arasında oldukça farklılaştırılmıştır, ve bu farklılaştırmasının sebepleri ise tartışma konusu olabilecek kadar büyüktür.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Hermetik Öğretinin Temel Kavramlarını İncelediğimiz Zaman </span>;</p>
<p><strong>H – R – M</strong></p>
<p>Grek ve  Latin dillerinin yapısına karşın Mısır’ı da besleyen dillerinin yapısı İbrani, Arami, Asur, Keldani , Süryani , giderek Arabi  dillerinin yapısı<em> intentional </em>dır.  Bu kavram niyete bağlı, mana dili niteliği taşır. Açık bir deyişle Grek ve Latin dilleri yazıya aktarıldığında ünlü ve ünsüz harfler kullanılarak ifade yazı kalıplarında dondurulmuş ve sınırlandırılmış olur. Oysa intentional diller, yazı dili yalnızca ünsüzlerle kurulur ve okunurken ünlendirilir. Bu bağlamda Yunancada Hermes olarak kodlanan sözcük aslen <strong>HRM</strong> diye kodlandırılan ve <strong>H</strong> i <strong>R</strong> a <strong>M</strong> olarak ünlendirildiğinde &#8221; Nurlanmış&#8221;  anlamına gelir.</p>
<p>Bugün çeşitli dinlerdeki tasavvuf yolunun kaynağıdır.  Hermes, hiramus, hermese olarak literatüte geçmiştir. İslamda <strong>İdris</strong> olarak geçer. İdris terzi demektir. Hermesin Mısır dilindeki ismi <strong>Thot</strong>’ tur. Thot ,  inisiyasyon yöntemiyle insana hal elbisesi giydirir. Bunu belirli aşamaları vardır ve bu konunun yazıldığı Mısırlıların <strong>Kara Kitap</strong> ’ı bugün ülkemizdede yayınlanmıştır. Alınıp incelenirse bugün tasavvuf yolu ile insana giydirilen hal elbisesi mısırlılarınki ile birebir aynı olduğu görülür.  Anadoluya Hermes , Ermiş olarak girmiştir,  Tanrıya kavuşma halinin ortak ismidir. Hermes artık o konuma gelmiş insanlar için kullanılmaya başlanmıştır. RA &#8216;ya ulaşmış kişi, Ra ışık tanrı, nur tanrı, güneş tanrı .</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/throne.gif"><img class="aligncenter size-full wp-image-308" title="throne" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/throne.gif?w=614" alt=""   /></a>Thot</p>
<p>Hermetik öğreti etkisi altında gelişmiş İbrani ve Arabi kültürlerde “ İbrani Kabalası ve Zohar’da , Arabi Ebcet ve Hurufilikte görülen sessiz harflerin sayılarla eşleştirilmesi ve yerleri değiştirilerek anlam kombinasyonları oluşturulması geleneği Hermetiktir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Örnekle Hermes’i Açarsak</span></p>
<p>HRM  =  Hiram<br />
RHM  =  Rahim<br />
HMR  =  Hamur</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Takı olarak</span></p>
<p>HMRB      =  Hamurabi<br />
RHMN      =  Rahman<br />
İ-HRM     =  İhram<br />
MHR-M   = Mahrem<br />
HRM        =  Haram</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Mekan olarak</span></p>
<p>EHRAM<br />
MESCİD-EL HARAM<br />
EL HAMRA<br />
HİRA DAĞI<br />
HİRA MAĞARASI</p>
<p>Süleymanın mabedi Hiram adında bir bilge mimar  tarafından yapılmıştır.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">RA ile ilgili olanlardan bazıları ;</span></p>
<p>ABA &#8211; RA &#8211; HAM<br />
İS &#8211; RA &#8211; EL<br />
AM &#8211; ON – RA</p>
<p>Saf aklın bilgiye ve hikmete kavuşması bütün uygarlıklarda güneş ve nur simgeleri ile belirtilir. Sanskrit öğretilere karşın aydınlanmayı amaç edinen Batı, Ortadoğu dahil düşünce yapısını veren Antik Mısır Hermes öğretisidir. Halka daima kapalıdır ve üç temel üzerine inşa edilmiştir. Kavramsal olup akla, simgesel olup sezgiye, mistik olup iç deneyime hitap eder.</p>
<p>Bu öğretide insan 7 mertebeden oluşur.</p>
<p>1- Shat : Maddi beden<br />
2- Ank : Hayat kuvveti<br />
3- Ka : Astral nur<br />
4- Hati : hayvansal ruh<br />
5- Sheybi : Kutsal ruh<br />
6- Bai : Akli ruh<br />
7- Kon : İlahi ruh</p>
<p>Bir öğrenci için son amaç Nur&#8217; a ulaşmaktır,  buda 3 aşamalı bir eğitimdir.</p>
<p>1- Beden eğitimi<br />
2- Hayvansal ruh eğitimi<br />
3- İnsani ruh eğitimi.</p>
<p>İnsan ancak insani ruh eğitiminden sonradır ki evrenin görünmez kuvvetleriyle iletişime geçebilmekte ve gayb aleminden feyz alabilmektedir.</p>
<p><strong>RA </strong> :  NUR.GÜNEŞ<br />
<strong>OS-İR-İS </strong> :  TÜMEL ZEKA<br />
<strong>AM-ON-RA </strong> :  KOZMİK SEVGİ GÜNEŞİ</p>
<p>Hermes der ki ;</p>
<p>&#8220;  Osiris semadadır fakat osiris aynı zamanda her insanın kalbindedir. Kalpteki osiris semadaki Osirisi tanırsa o zaman insan tanrısal bir ermiş olur ve parçalanan Osiris tekrar toplanır. &#8220;</p>
<p>&#8220;  Tanrılar ölümsüz insanlar, insanlar ise ölümlü tanrılardır. Nur sizsiniz ve bu nur daima parlasın .</p>
<p>Bilgiyi toparlama , birleştirme ve üretme konusunda Antik Yunan’ın beslendiği en önemli yer Mısır olmakla beraber Hitit, Asur, Fenike gibi Anadolu uygarlıklarıda azda olsa etkili olmuştur, fakat  asıl sentez Mısır&#8217; dır. Antik Mısır bilgi ihracını sadece Yunan’a ihraç etmemiştir. Musa&#8217;nın öğretisi olan Musevilik Mısır kökenlidir ve bu konuda araştırma yapanlar bugün hayrete düşmüş durumdadırlar.  Musa kesinlikle İbrani  asıllı birisi değil hermetik öğretiyi öğrenmiş Rahip-prenstir.  Konuyla ilgili Mısırda yüzlerce yazılı kanıt olmasına karşın insanlara açıklanmaz.</p>
<p>Mısır uygarlığında ilk büyük devrimi yapan <strong>4.Amonethep </strong>,  günümüz dünyasının İlk aydını sayılır. Mısırda halk arasında bulunan yüzlerce öğretiyi birleştirip  tek din haline getirerek rahip istismarını ortadan kaldırmıştır.  Monist anlamda tek tanrı anlayışını ilk kez o ortaya koymuş , bu tanrının adı <strong>Aton</strong> olmuştur.  Kendi adını da IKNATON olarak değiştirmiştir. Yeni uygulama ruhban sınıfın eğemenliğini sona erdirerek seküler dünya yaşamına geçiş niteliğidir.  Musa tarafından Kenan diyarına götürülen Yahudi toplumunca inanılan tanrının <strong>ADONAİ</strong> denmesinin bu tanrının ATON dan başkası olmadığını gösterir. Aynı tanrının Yunanda <strong>ADONİS</strong> olması gibi.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1831" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/iu2-452/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1831" title="iu2-452" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/iu2-452.jpg?w=614" alt=""   /></a><strong>MU-SA </strong> :  Su ile gelen demek<br />
<strong>MU-SU-İSİUS</strong> :  Suyun oğlu<br />
<strong>ADONAİ </strong> :  Efendimiz.</p>
<p>Mısırda genel anlamda tanrı THE  (TE) dir ve mısıra kafkaslardan geçmiştir.</p>
<p><strong>BETH – BEYT-BETHES </strong> :  ev anlamında kullanılır<br />
<strong>THE-BEHT </strong> :  tanrının evi demektir.</p>
<p>THE kavramı proto-Türklerde TEO  olarak geçer,  Çinde ise TAO .  Antik yunan yoluyla batıya geçen tanrı işte bu THE – TEO – TAO –DİO dur.</p>
<p>THEO – LOGİ   :    Tanrı bilimi.</p>
<p>Ünlü mısır tanrısı   <strong>AM – ON</strong> Türklerden alınmıştır, kozmik sevgi anlamını taşır.</p>
<p><strong>AM </strong> :   Sevgi, vajina<br />
<strong>ON </strong> :   Kozmos, varlık</p>
<p>Batıya geçişi AM–OR ,  AM-UR diye<span style="text-decoration:underline;"> aşk</span> anlamında geçmiştir ve Proto Türklerin bir armağanıdır bu.  Varlık anlamındaki ON yine yunan kanalı ile batıya geçmiştir.</p>
<p><strong>ON-TO-LOGİ</strong> :   tanrısal varlık bilimi.</p>
<p>Dionisos Kültü, Orpheus tarafından antik mısırdan egeye taşınarak Mitologia biçimine getirilmiştir.</p>
<p>DİONİSOS – Dİ-ON-İSİUS  -  THE –ON-İSİUS   :  Tanrısal Varlığın Oğlu,<br />
<strong>THE</strong> : Tanrı &#8211; <strong>ON</strong> : Varlık &#8211; <strong>İSİUS</strong> : Oğul</p>
<p>Pisagor mısırda öğrenim görmekte iken Perslere esir düşmüş, babilonya&#8217; ya götürülerek orda 7 yıl boyunca ezoterik kurumda matematik ve astronomi eğitimi almıştır. Daha sonra yunan&#8217; a geçerek kendi sentezini sayı-mistiğini  öğretmiştir. Daha sonraki yüzyıllarda ritüellerini BEKTAŞİLİK ve MEVLEVİLİK takip etmiştir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Ünlü sayı  Pİ </span> :  3,14    ( 3,1416)  THA ( tanrı) GORAS ( karanlıktan aydınlığa çıkan) ,<br />
Mısırda ilk tanrı olarak bilinen Pyth , pythagoras tarafından ilk ve düzenleyici ilke olarak kabul etmiştir.Ona göre evren armonik bir bütündür. Armonik ise , ayrılıkların birliğidir. Pi , ise sınırlı sonsuzluğu İfade eder. Pisagorun bu değerleri gelenek ve inançları sarsmaya başlayınca katledilmiştir.  <span style="text-decoration:underline;">Pi sınırlı sonludan sınırsız sonsuza akıl yoluyla bağ kurma çabasıdır.</span> Bu daha sonra HEGEL tarafından kulanılmıştır.  Mısır Hermetik öğretisi bu tür üçlemelerden oluşur , piramitlerin inşasında bu Dik Üçgen yöntemi kullanılmıştır. Ayrıca Yunanlılar Hermes’e üçkere bilge Hermes’der. Bu öğretilerin öğretildiği dünyanın diğer köşelerine bakarsak.</p>
<ul>
<li><strong>Mısırda</strong> : Thep ve Menphis</li>
<li><strong>Eski Yunanda</strong> : Pisagor okulu, Elois okulu</li>
<li><strong>Romada</strong> : İsis tapınağı</li>
<li><strong>Eski İranda</strong> : Zerdüşt tapınağı</li>
<li><strong>Filistinde</strong> : Esensiler tapınağı (isa esensidir.)</li>
<li><strong>Kudüste</strong> : Süleyman tapınağı</li>
<li><strong>Doğuda</strong> : Tibet</li>
<li><strong>Hintte</strong> : Brahma, Krishna, Buda</li>
</ul>
<p>Bütün tapınaklarda ortak simge Üçgen ya da Triad dır.</p>
<p style="text-align:center;">SEVGİ</p>
<p style="text-align:center;"><a rel="attachment wp-att-1810" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/500-6/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1810" title="500" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/500.jpg?w=614" alt=""   /></a> SEZGİ                                                                    BİLGİ</p>
<p>Anadoluda Yunus Emre,  Mevlana , Alevi-Bektaşi üçleme triadlarını benimsemişlerdir. Çünkü tamamen Hermetiktirler. Mistik simgesel anlatımlar Teo-Sophia Arap kanalında Tasavvuf adıyla anılmıştır. Teo-sophia, Teo-logia dönüştündüğünde aklın kendi yöntemlerine başvurarak açıklamalar bulma çabası başlamış ve metafizik felsefe doğmuştur. En temel sorun bilmek ve aydınlanmaktır.  Çok masum bir gereksinim olan bilmek ve bilinçlenmek hiç de kolay olmamaktadır , çıkar cevrelerinin devreye girmesi Bilgi kavramının oldukça tehlikeli bir biçime sokmuştur.  Şimdi bu aydınlanma etkilerini dinler başlamadan bir göz gezdirirsek.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>TİBET</strong> : </span></p>
<p>Dünya kültürünün en önemli parçalarından biri olan ve Hermes öğretisine paralel olarak  İÖ 7 yy. Ö 7 yy.  da <strong>Tibet </strong>tapınaklarında uygulanmaya başlanmıştır.  Başlangıçta Tibet tapınak ismi iiken sonra bölge ismi olmuştur . Söyleniş olarak <strong>THE – BETH </strong>(tebet) olup anlamı Tanrının Evi demektir.  Tibet tapınakları baskı görmemek için zor ulaşılır yerlere kurulmuş  ve  laboratuar gibi katılımcıların  inisiye edildiği yerler haline gelmiştir. Tibet tapınaklarında da Hermetik öğretide olduğu gibi yalnızca  doktrinsel olmayıp mistik öğretiyide kapsar.</p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/tibet_map_complete.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-315" title="tibet_map_complete" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/tibet_map_complete.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>HİNDİSTAN</strong> :</span></p>
<p>Tibetteki bu çalışmalar Hindistana yayılmıştır ve binlerce din oluşmuştur. Bunları 5 grupta toplarsak ;</p>
<p><strong>1- Vedizm  : </strong>(İÖ 2000)  Ana düşünce , Atman (bireysel ruh) Maya&#8217;nın aldatıcılığından Vedanta ile kurtulup tek ve evrensel gerçek olan Brahman ile birleşir.</p>
<p>A-Tha-Man    :   Tanrısal insan<br />
Brahman         :   Aba – Ra – H- Man  :   insanların Ra babası.</p>
<p><strong>2- Brahmanizm </strong>:  (İÖ 7 yy) Din adamlarının Vedaları yorumlaması sonucu ortaya çıkmıştır. En ünlü kişiliği <strong>Krishna</strong> &#8216;dır. Brahma ile birleşmiş bir yol gösterici olarak kabul edilir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Upanishadlar</span> :    Barahmanizme yeni yaklaşımlar getirerek  farklı inanç ve mistik önermelerinin yerine düşünce önermelerini kullanırlar, bir anlamda felsefeye geçiş.</p>
<p>&#8221; O (Brahman) birdir ve herşeyin görünmez nedeni ve içeriğidir ; her şeyle ve her şeyde tecelli eden O&#8217; dur ; O Atmandır (Nefs) ve dolayısıyla o sesin. &#8220;</p>
<p><strong>3-  Janizm</strong> :  (İÖ VI yy)  Önce güzelliğe sonra Nirvanaya ulaşmaktır asıl olan. Budizmden farklı olarak Nirvana&#8217;ya ulaşan kişi benliğini sürdürür, evrende eriyip gitmez.</p>
<p><strong>4- Budizm :</strong> (İÖ 560-450) Budizmin kurucusu <strong>GAUTAMA SHAKYAMUNİ</strong> adında Bir <strong>TÜRK </strong>prensidir.  Hinduizmin temelinin  mitolojik ve ritüel yapısına karşın tamamen pisikolojiktir. Tanrı ya da doğanın oluşumunun yerine insan psikolojisi ele alınarak psikoterapik bir yaklaşım uygulanmıştır.</p>
<p>Budalığa sekiz basamaklı yol ile ulaşılmaktadır. İlk iki basamağı , doğru görmek ve doğru bilmek ile ilgilidir, bunlar ;</p>
<ol>
<li>Temiz inanç</li>
<li>Temiz istek</li>
<li>Temiz dil</li>
<li>Temiz eylem</li>
<li>Temiz birleşme</li>
<li>Temiz kazanç</li>
<li>Temiz özen</li>
<li>Temiz düşünce</li>
</ol>
<p>Budizme göre hiç birşey kendisiyle özdeş kalmaz sürekli akar. Aynı düşünce Yunanda Herakleitos tarafından dile getirilmiştir. Buda metafizik sorunlarla ilgilenmemiş bunu yararsız bulmuştur. Tek amacı insanı acıdan kurtarmaktır. Buda Hermes gibi bir sıfat olup kim nirvanaya ulaşırsa Buda o dur.</p>
<p>&#8221; Kardeşlerim ! Kurtuluşu , ancak kendi istencinizde arayın . Çünkü insanı hapseden şeyler sizin içinizdedir. &#8220;</p>
<p><strong>5- Hinduizm</strong> :   Kökleri Vedizm ve Brahmanizmden kaynaklanır, kurtuluşa ermenin 6 yolu vardır (Darçana). Hint düşünce ve inancını derleyip toparlayan Mahabaratha destanının belirli bölümlerinide içeren kutsal yazmalar niteliğindeki Bhavad Gita &#8216; dır.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>ÇİN</strong> : </span></p>
<p>Mısır ve Hint uygarlıkları gibi eski bir uygarlıktır.Sürekli Orta Asya Türkleri ile ilişki İçinde olmuşlardır. Kurumsal anlamda hiçbir dine sahip olmamışlardır. Kurumsal anlamda hiç bir din olmayan Çin &#8216;de öğretiler bilgelik niteliğindedir.</p>
<p>Çin de halk , üç ilke olarakta söylenen Tao öğretisi, Konfüçyüs Öğretisi ve Buda Öğretisinden yararlanmışlardır. İlk Çin imparatorluğu döneminden kalan İ-Ching isimli kitap Tao&#8217;yu anlatan kitaptır. Daha sonra Çinliler Ying ve yang karmasından kozmik temel tiplere girmek istemiş ve yeni sistemi kitaba dahil edilmiştir. Kitap 64 değişik şekilden ( hexagram ) oluşur.  Bunlar tao&#8217;nun insanda ve doğada raslanan çeşitli durumlardaki kalıplarını yansıtan kozmik arketiplerdir.  Bu kitaba göre varolan herşey Tao&#8217;ya bağlıdır Bu da bütünsel varlık Taichi &#8216;dir. Taichi&#8217;den iki karşıt ilke ortaya çıkmış , bunlar evrenin oluşumunu sağlamış ve Yin &#8211; Yang diye adlandırılmıştır.</p>
<p>Taichi öğretisini geliştiren en yetkin bilge Lao-Tzu dur. Tao yol olarak adalandırılmış ve şöyle tanımlanmıştır ;</p>
<p>&#8221; O kendiliğinden değişip başkalaşan , başka varlıkları oluşturan , yine de kendinde değişmez ve başkalaşmaz olarak kalandır. &#8220;</p>
<p>Yol tamamen diyalektik unsurlara göre çizilmiştir.</p>
<ul>
<li>Tao      :  Birlik</li>
<li>Taichi :  Çokluk</li>
</ul>
<p>Taichi olan Tao &#8216;nun kendisidir.</p>
<ul>
<li>Tao : Yokluk</li>
<li>Taichi : Varlık</li>
</ul>
<p>Tao Taichinin öznesidir.</p>
<p>Diğer bir bilge Konfüçyüs ( Kung-Fu-Tzu) öğretisi tamamiyle pratik ahlak olup hiç bir metafizik öğe içermez.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>PERSLER VE MEDLER</strong> : </span></p>
<p>İÖ 2000-1500 arasında Hindistana olduğu gibi İrana giden Hint-Avrupalılar iki topluluktur ; Pers &#8216;ler ve Med&#8217; ler. Veda kültürünü Hindistandan İrana taşımışlardır.  Persler arasında benimsenen öğreti ilkel Mazdekçiliktir. Medlerde güçlü bir din adamı sınıfı vardır.İlkel mazdekçiliğin yerine klasik Mazdekçiliği oluşturmuşlardır. Zaten daha sonra bu Yahudilikle birleştirilerek Hıristiyanlığı doğurmuştur.</p>
<p>İ.S 3 yy. İranın resmi dini olarak kabul edilmiştir. Zerdüşt İran düşüncesine ikiciliği getirir. Ahura- mazda’da HÜRMÜZ (iyi,güzel,Işık,yaşam) Ehrimen ise (kötü,çirkin,karanlık,ölüm) karşılığı vardır.  Bu iki güç arasında sürekli bir kavga mevcuttur. HÜRMÜZ incelendiği vakit HERMES ten başkası değildir. Hayat Daima kavgadır. Zerdüşt rahiplere Magi denir.</p>
<p>&#8221; Yaşam sürekli çatışmadır &#8220;     Zend_Avesta</p>
<p>Mani dini (215-277) , Babil kökenli Zervanizm ve Med kökenli Zerdüşt düşüncesinden etkilenmiştir.  Zervanizme göre Zervan&#8217;ın (Devran-Zaman) ikiz çocuğu vardır ; Hürmüz ve Ehrimen.</p>
<p>&#8221; İnsan yaşamı, karanlıkta ışığın çatışması içindedir. &#8220;</p>
<p>&#8221; İnsanın görevi , kendi içindeki kıvılcımı bulup ışık haline getirmektir. &#8220;</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>SÜMERLER</strong> :</span></p>
<p>Günümüz tarihinin başlangıç noktası ,  kendisinden sonra gelenleri etkileme bakımından önemlidir. Ünlü Gılgamış destanı Ortadoğu özellikle İbrani mitos&#8217; unu beslemiştir. Kendine komşu olan tüm devletleri etkilemişlerdir. Tanrı kavramı bütün sami dillerinde aynıdır.</p>
<p>Antik çağ Ortadoğu uygarlıkları Sümer,Akad,Hitit,babil,Mısır, Fenike,Urartu,Arami ,Keldani, İbrani uygarlıklarının iç içe geçmesinden oluşmuştur. Tanrı kavramı hemen hemen bütün Sami dillerinde aynıdır ;</p>
<ul>
<li>Akad : ilu<br />
Kenan : il<br />
İbrani : el<br />
Aramide : el ve elah<br />
Güney arapta : il ve ilah<br />
Süryanilerde : aloho ve aloha<br />
Babilde : ba al</li>
</ul>
<p>Semavi dinler içerisinde yer alan melek sözü,  Amoriler&#8217;de Milkom ve Sur kentinin tanrısı olarak Melk-Kart , Süryani ve İbranilerde Molek ,Araplarda melek&#8217; tir.</p>
<p><strong>İBRANİLER </strong>: İbranilerde Araplar gibi Sami’ dir. Bir babanın farklı yönlere gitmiş 2 oğlundan biri olarak anlatılan İbraniler Mısıra yakın yaşayan gezici çöl bedevilerinin oluşturduğu topluluktur. Göçebeyken bunlara Habiri denmektedir.  Eski ahitte Abraham’a İbrani denmektedir.</p>
<p>Daha sonra ismini İSRAEL olarak değiştirmiştir. Dünya din tarihini derinden etkilemişlerdir. Eski ahitin oluşum kronolojisi,</p>
<p>Debora ve efsaneler                         İ.Ö 1000 den sonra<br />
Yahwehciler                                        İ.Ö 850 den sonra<br />
Elohimciler                                          İ.Ö. 550 ye doğru<br />
Musa,yeşu,samuel,tesniyeciler, İ.Ö. 550 ye doğru.<br />
Kahinler,levniniler                           İ.Ö . 444<br />
Musa 5.kitap Yeniden işleme       İ.Ö 450 den sonra<br />
Tarihler,ezra ve nehemya             İ.Ö 300 e doğru.</p>
<p>Bugün semavi dinlerin ne olup olmadığını daha iyi anlayabilmemiz için Yahudi dinini ve gelişimini çok iyi bilmemiz gerekir. Bunula ilgili olarak  ezoterik gelişim  ezoterik okullarda verilir ve inisiye olanların isimleri değiştirilir. Eski ahitten örneklersek, Abram yada Abraham&#8217; ın adını aba-ra-him olarak değiştirmiştir , halkın Ra babası anlamındadır.</p>
<p>&#8220;  işte ahdim seninledir ve birçok milletlerin babası olacaksın ve adın Abram çağrılmayacak, fakat adın ibrahim olacak  &#8220;  (tekvin17/5)</p>
<p>is-ra-il      :  ilahi nurun ruhu<br />
is                 :  zeka ruh<br />
ra                :  nur<br />
il                 : tanrı</p>
<p>&#8221; artık sana Yakup değil ancak İsrail denecek     &#8220;   (tekvin32/28)</p>
<p>Kenan diyarına yolculuk   :   Mısırdan çıkan musa, çıkış hikayelerini ve musayla ilgili hikayeleri yolculuk esnasında toplanma çadırında mısırdaki gibi Hermetik, ezoterik ve ritüel çalışmaları yapar.  Bu çadır toplantılarında kahinlerle birlikte bulunur. Toplantıların rab denilen kişiler yönetir.Toplantı çadırının etrafında koruma ve hizmet alayı bulunur ve bunlara levnililer denir. Başlarında musanın inisiyatik kardeşi Harun (aron) bulunur. Harun aynı zamanda çadırdakiler ve dışarıdaki halk arasındaki tercümandır ,  çünkü dil Mısırca&#8217; dır. Musa ve çadırdakiler ibranice bilmez. Musa mısırdan bize anlatıldığı gibi firavun baskıları yüzünden değil, tarih dikkatli incelenirse iç savaş ve kargaşadan dolayı çıkmıştır. Musa mısır tanrısı <strong>Aton </strong>(ibranice Adonai), İbrani geleneksel tanrısı el ile birleştirmiş ve iki tanrıyı <strong>YHWH</strong> diye kodlayarak tek tanrı olayını getirmiştir. YHWH halka kapatılmış , halkın Adonai olarak tanrıya seslenmesi istenmiştir.Musa TORA(Tevrat) adlı kitabında YHWH nin tanımını, ben olan ben diye yapmıştır (çıkış3/14), bugüne kadar doğa parçalarına ve fetiş ve Totemlere tapan insanlık için musa YHWH ile soyut tanrı kavramını öğretmiştir.</p>
<p>Daha sonra bu soyut kavram <strong>Adonai</strong> olarak kişiselleştirilmiştir.Bu rab çadırı daha sonra Davud’un planlarını hazırladığı ve oğlu salamon tarafından gerçekleştirilen görkemli anıtsal bir tapınağa dönmüştür,  Süleymanın mabedi. Musadan Süleymana kadar olan süreçte gezgin olan İbraniler mabedle birlikte toplum niteliğine bürünmüştür.</p>
<p><strong>SÜLEYMANIN MABEDİ :</strong> Mısır piramitlerinden sonra dünyanın en görkemli yapısıdır. Musa dan miras kalan ahit sandığı burada saklanmıştır. Tapınak içlerinde Hermetik geleneğe bağlı olarak öğretim verilir ve Mısırda olduğu gibi derecelendirilir. Bir üniversite ve bilgi bankasıdır. Süleymanda bir bilgedir ,  hem devletin hem okulun başıdır. Tapınak ustalarının geçimleri devlet tarafından sağlanır. Süleyman devrinde öteki inanç mabedlerinin yapımına izin vererek devrinde bir ilki gerçekleştirmiştir. Diğer dinlerde bulunan iyi olan öğretileride alarak inisiye etmiştir. Fakat ona göre bu tapınakta verilen eğitim ve bilgi halk için doğrudan doğruya sürmek oldukça sakıncalıdır,toplumsal kargaşaya yol açar.<br />
Tapınakta öğretilen bütün bilgiler yazıdiliyle değil sembollerle yazılır.Bugün Yahudilere ait olduğu söylenen Davudun yıldızı denen<strong> iç içe geçmiş üçgen aslında mısırdaki triadları temsil eder</strong>. Bugün hala Dünya bu sembollerle yönetilir. Mabedin girişinde üçgen içinden bakan göz vardır. Bu göz asla Yahudi sembolü olmayıp, osiris dinindeki isis in gözüdür.</p>
<p>SÜLEYMAN           :  Arabi dilde<br />
İBRANİCE              :  ŞELOMOH (barış adamı)<br />
EZOTERİK ADI     :  ŞAL-AM-ON : kozmik sevgi emini.</p>
<p>İbrani Süleyman mısır firavunu 22.soydan 1.Şoşenk in kızıyla evlidir. Tapınağın daha diplerinede inersek karşımıza Kabala ve Zohar çıkar. Zohar, Nur demektir. Öğretinin mistik yolla avranılması ve varlık birliğine ulaşmaktır. Kabala harfler sayılarla eşleştirilerek matematiksel kurallara göre anlamlar üretilmiştir.</p>
<p><strong>KABALA</strong> :  Üç temel kavramı vardır ,  sefar,sipur ve sefer.</p>
<p>Sefar :  Sayı nicelik demektir , varolanların birbiryle olan ilişkilerinde birinci derece rol oynar.<br />
Sipur : Yazı demektir ve tanrının yazısından da evrende varolanları anlamak gerekir.<br />
Sefer :  Varlığın en temel ve genel biçimidir,  ON (10) sayısına uygun olarak yapılır.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Yaratılış kitabı Sefer Yetsirah</span> ;</p>
<p>&#8221; Sephirot ondur , dokuz değil , on bir değil, ondur. Akıl ve hikmet&#8217; ini onları anlamakta yoğunlaştır. İncelemelerini ve araştırmalarını irfan ve vicdanını onlara ada. Varolan her şeyde Sephirot &#8216;u bil. Tanrıyı onlarla kavramaya çalış. &#8220;</p>
<p>Kabalistler halka sunulan din kitaplarında gerçek bilgilerin serpiştirilerek saklandığını ancak eğitimli insanın bunları görebileceğini söylerler.</p>
<p><strong>RİTÜELLER</strong> : Batini / ezoterik öğretide Ritus önemli bir yer tutar. Ritüel gaybı anlamak için yapılan bir yöntemdir.  Mistik güçler (mitos) belli bir törenle (ritus), bireyde (inisiye) içselleşir ,yani mitos ritus ile ozmoslaşır.  Bu olay İbrani kültüründe :  aday akarsuya dalıp yıkanır. Beyaz elbiseler giyer. Sonra oruç tutar ve şu dua yapılır ;  &#8221; tanrının sesi suların üstündedir &#8221; sonra dualarla olay bitirilir.</p>
<p>Hıristiyan ve İslamda ise  ;  önce sufi aday boy abdesti alır , (vaftiz),  temiz elbiseler giyer, mürşit eline verilen bir bardak su ya dualar okunur üfler ve adaya içirilir, sonra kutsal bir kelime İle zikir yapılır.  Ritüellerde mitos gibi simgeseldir, bu simgeler anlaşılmadan kavranılamaz. Simgeler her şeyin anahtarıdır. Bir çok kabalacı kutsal sözcüklerden sakınır.</p>
<p>Eski ahitte şöyleder.</p>
<p>&#8221; tanrının adını boş yere ağzına almayacaksın &#8220;</p>
<p>Hermetik öğretinin dördüncü kuşağı olan Endülüs musa ibn Meymun, Muhyiddin ibn Arabi en ünlü mistiklerdir ve  İslam tasavvufunu şekillendirmişlerdir. <span style="text-decoration:underline;">Yahudiler aracılığı ile Anadoluya yayılmışlardır.</span> Melamilerde ve Bektaşilerde önemli etkilere sahiptirler.</p>
<p>Bir dönem , inanç yönünden Yahudileri , İslam mistiklerini ve siyasi yöndende osmanlıyı çokça uğraştıran 1626 doğan Kabalaist Sabetay Sevi bu geleneğin takipcisidir. Mesihliğini dahi öne sürmüştür. Batı dünyasında Yahudilere uygulanan baskının temelleri atılmıştır. <span style="text-decoration:underline;">Asıl bastırılmak istenen Ezoterik öğretinin halka yayılmasını önlemektir. </span>İnsanlar teist bir anlayışla yönetilmek istenmiş ve panteist düşünce günümüzde dahi zor anlaşılır ve öğretilemez duruma gelmiştir. Batı dünyasında Hristiyan örtüsüne bürünene <span style="text-decoration:underline;">Marrano</span> ,  Osmanlıda ise <span style="text-decoration:underline;">Dönme </span>denir. Ülkemizde bunlara bir örnektir ezoterik öğreti ile şekillenen Alevi-Bektaşiler sürekli baskı altındadır.</p>
<p><strong>İBRANİ GELENEĞİ  :  TORA </strong></p>
<p>4 Akım dikkat çeker.</p>
<p>Yazıcılar  -  Ferisiler  -  Saddukiler  -  Esseniler.</p>
<p>Yazıcılar     : Kutsal yazıları yazmak ve korumakla görevlidirler, taşıyıcı ve tarihçidirler.<br />
Ferisiler      : Tanrıya inanır, ruhları, peygamberi tanır şeriatı savunurlar.<br />
Saddukiler : Tanrıya inanır fakat meleklere inanmaz ,peygambere ayrıcalık tanımazlar, Ruha ve ölümden sonra hayata inanmazlar.<br />
Esensiler     : Ezoterik olanlardır. Lut gölü ve mısır civarında örgütlenmişlerdir. İsanın hayatının bir döneminin gizlenmesinin sebebi budur, Ezoterik mabedlerde eğitim almıştır. Tamamen RA öğretisi kullanırlar.</p>
<p><strong>MERMETİK ÖĞRETİNİN ÜÇÜNCÜ KUŞAĞINDAKİ PHİLON :</strong></p>
<p>Mısır iskenderiyesinde öğretiyi yayan İbrani soyundan philon   (İ.Ö 25-İ.S 50), en başta Hıristiyanlık olmak üzere Yahudi ve İslam tasavvufunu derinden etkilemiştir. Önemi ise Mısırdan çıkıp 2 ayrı yolla yayılan Hermetik öğretiyi yeniden birleştirmiştir. <span style="text-decoration:underline;">Musa ile İbranilerde</span> , <span style="text-decoration:underline;">Platon ile Yunanda</span> yayılan öğreti yeni bir sentez ile birleştirilmiştir.</p>
<p>YENİ AHİT ‘ te İsanın çocukluğunda Mısır&#8217; a götürüldüğü yazar fakat  bu insanlara söylenmez ve 25 yaşında birden ortaya çıkıp öğretiyi yaymaya başlaması bu sürecin karanlık kalmasını sağlar. İsanın öğretisi ile Philon&#8217; un öğretisi incelendiği zaman birebir aynı olduğu görülür.</p>
<p>Yoksa Tanrı Philonmudur. ?</p>
<p>İSA  =   JESUS    =   YESUS  =   YHWH  &#8216; nin kısaltılmışı.</p>
<p>Ye    =   Y (Yod) =   YHWH  &#8216; nin kısaltılmışı.</p>
<p>&#8220;  Tanrı , oğlu Logos aracılığıyla , Kaos&#8217;tan Kozmos&#8217;u yaratmıştır.  &#8220;</p>
<p>&#8221; Tanrının yüzü esrime ile içte bir nur olarak görülebilir. Bunun için arınmalı ve ruhu bilgi ve nur ile yüceltmelidir. &#8220;</p>
<p>&#8220;  Algıladığımız seyler önce ruhumuzda saklanır ki buna içe ait Logos denir. Dışa çıkınca ise söz biçimini alır.’’</p>
<p>Philon&#8217;un buna benzer düşünceleri özellikle Hristiyanlığa yansımış ve Yeni Platonculuk&#8217;u etkilemiştir.   Platon ideaları zamanın ve mekanın üstünde gerçek reel olarak görür,  PHİLON ise <span style="text-decoration:underline;">&#8220;  Tanrının onları düşünmesiyle ideler varlık kazanır &#8221; </span>demesiyle Platon ve Aristoda görülen Mimar_Tanrı kavramı yerine Yaratan_Tanrı kavramını ortaya koymuştur.  Philon&#8217; a göre tanrı saltık ve en yetkin varlıktır ,  O her şeyin nedeni, tümel kudrettir.O her şeyin içindedir ve araçları melekler ve ruhlardır.</p>
<p>Philon &#8216;dan sonra <strong>Ammonios Sakkas</strong> &#8216; ın öğrencisi <strong>Plotinos</strong> (İ.Ö.270) , Philonun felsefesini mistik anlatımlardan arındırarak Platon benzeri felsefesel kavramları ortaya koymuştur. Plotinos  , Philon&#8217;un yaratma kuramına &#8221; Evren bir &#8216; in  sürekli açınımıdır &#8220;  diyerek karşı çıkmış , bütün dünya üzerindeki tasavvuf anlayışını yeniden şekillendirmiştir. Bu görüş İslamiyette İbn Arabi tarafından Varlık Birliği  (vahdeti vucut) olarak şekillenmiştir.  Philonun Teist yaklaşımına Plotinos Panteist yaklaşımla cevap vermiştir.</p>
<p><strong>MİTLER</strong> :</p>
<p>Antik Yunan&#8217;da Ksenophanes , Homerosun ve Hesiodos&#8217; un tanrısal mitos anlatımlarını çok eleştirmiş oldukça yadsımıştır.Bu eleştiri ve baskılar sonucunda mitler dinden ve metafizikten arındırılmıştır. Ancak yaşamdan örnekler olan bu mitoslarda kopukluklar baş göstermiştir.</p>
<p>Günümüzde  pisikolojide ortaya çıkan gelişmeler bunun farkına vararak sadece fantastik masallar gözüyle bakmayarak , İnsan davranışları ardında simgesel bir altyapının etkin olduğunu gözlemlemiştir. Mitlerin yapısını ve işlevini anlamak , insan düşüncesinin oluşmasına ışık tutacak , duygu dünyasının ve kişşiliğin oluşmasının anlaşılmasına yardımcı olacaktır. Uzun zaman inanca bağlı az gelişmişlik içerisinde etkisini sürdüren mitlerin modernleşmeyle birlikte ortadan kalkacağı sanılsada masal niiteliğinde olanlar hariicindekilerin yaşadığı görülmektedir.</p>
<p>Mitlerde  zaman ve mekan sınırlaması yoktur. Toplumların yaratıp yaşattığı mitler geleneği yaşatmakla birlikte gelecekle ilgili özlemleri dile getirir. Çagdaş psikolojide geri dönüş teknikleri uygulamasını bu mitoslardan almıştır. Metafiziksek kozmogoni bir yandan felsefesel spekülasyon biçimini alırken diğer yandan miti dine dönüştürmüştür. Dinsel mit ise tarih bilinci ile aşılmıştır.</p>
<p>İnsan artık kendini toplumsal ilişkilerde varolan birey olarak kavramaya geçmiştir. Paganist Mitlerde eşya ve doğa parçaları yüceltilerek insan üstü varlığa bürünmüştür. Ezoterik okul geleneğinde ise insan aklını özgürleştiren tutsaklıktan kurtaran öğreti ile yoğrulmuştur. Kendinden Önceki mitlere tarihsel olanıda eklerek hepsini kapsayan dinler artık popüler olmuştur. Yazılı kültürüde benimsemeleri onlara kalıcılık ve yaygınlık sağlamıştır.</p>
<p>Semitik dinlerde önce aşkın tanrı kavramıyla soyutlaşmaya gidilmiş ve pağanlık aşılmak istenmiştir. Daha sonra Tanrı kulu ile insana indirgenmiş , sonradan ise ikisi birleştirilerek Tevhid Tanrı kavramı oluşmuştur  (islamiyet)</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Dinlerdeki temel mitler :</span></p>
<p>1- Başlangıç                   (genesis /tekvin/yaratılış)<br />
2- Kurtuluş                    (exodus /çıkış/hicret)<br />
3- Kurtarıcı                   ( mesih/mehdi/hızır)<br />
4- Son mitosu              ( armagedon/kıyamet)<br />
5- Diriliş                         ( ölümden sonra dirilmek /  ölmeden önce ölüp dirilmek)<br />
6- Ütopya mitosu       (paradise,cennet)</p>
<p>Mitler üç din içinde de mevcut olup, insanlık yaşamı tehlikeye girdiği zaman bu mitlerden yararlanmıştır. Orta çağda gelişmenin önündeki  engellerin arttığı bir dönemde  geriye dönüş (flash-back)  , batı uygarlığı köklerine dönüş antik yunan, roma düşünce tarzına dönülerek rönesansın doğuşu sağlanmıştır. Hıristiyanlıktaki Protestan anlayışı din baronlarının egemenliğini kırmak için flash-back yapılmış ve İncile geri dönülmüştür.</p>
<p>Aydınlama döneminin ünlü düşünürü <strong>Kant</strong> düşüncelerinde tıkanınca , <strong>Hegel </strong> tarih bilincinde geriye dönüşle herakleitos’un deyalektik yaklaşımlarını örnek almışlardır. <strong> Karl Marks </strong> flash-back yaparak ilkel kömünal devlet yönetimini kendine baz almış ve toplumu değiştirme yöntemini, proleteryaya vermiştir.(ütopya miti) Ruhbilimin kurucusu  Freud &#8216;un psikanalitik tekniklerine bakıldığında onun geriye dönüş ile kişilik analizi yapması tüm sorunların çocukluktaki mitsel ortamda oluştuğunu saptadığını görürüz.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>TÜRKLER</strong></span></p>
<p>Dünyanın en eski kavimlerinden biridir. Tarih ve uygarlık bilinci Türklerde başladığını rahatça söyleyebiliriz. Hint kaynaklarında TURUKHA , diye adlandırılmışlardır.Ön-Türk Uygarlığının ana yurdu Hazar denizi 5 parça halinde iken (bugünkü şeklini almadan önce) Ana vatanları burasıdır. Karbon testleri hazar denizin dibinden çıkan fosillerin antrometrik ölçümleri bunu göstermektedir. Proto-Türkler ise Jeolojik değişimlerden Uray-Altay bölgesini Yurt haline getirmişlerdir.  <span style="text-decoration:underline;">Bu bölgede Tarihin ilk piramitlerinide yapmışlardır.</span></p>
<p><a href="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/turuk.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-318" title="turuk" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/turuk.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>TÜRK = TURUK = KUVVETLİ,GÜÇLÜ</p>
<p>Büyük Hun İmparatorluğundan sonra kurdukları , Göktürklerdir. İlk kez resmi olarak TÜRK kelimesini kullanmışlardır.</p>
<p>KHUN : HUN   =   ATEŞ<br />
GÖK &#8211; TÜRK     =   TANRISAL HALK</p>
<p>Çeşitli boylar</p>
<p>ON………. OKLAR<br />
ÜÇ………. OKLAR<br />
BOZ…….. OKLAR<br />
OK………. UR<br />
OK………. UZ</p>
<p>Onoklar Altayların Sırderya cevresinde yerleşik Otohhonlardır.</p>
<p>ON       =   KOZMOS<br />
OK       =   KABİLE , SOY,IRK<br />
ONOK =   KOZMİK IRK</p>
<p>Anadoluya ilk gelenler  Oğuzlar (İÖ, 7,000-8,000)  bir boyun adı değil birleşik boylara verilen ad &#8216;dır.</p>
<p>OK          =  BOY,<br />
UZ          = UZLAŞIK<br />
OK-UZ  = BOYLAR BİRLİĞİ</p>
<p>Bizans kaynaklarına göre Anadoluya Türkiye denmesi ilk defa 9 yy. başlamıştır.IX-X yy &#8216;larda Volga&#8217;dan Orta Avrupaya kadar olan bölgeye <strong>Turkhia </strong>denmektedir. Fakat bu Türklerin bu tarihte geldiğini göstermez. Etrüsklerin Türk olduğu bugün kanıtlıdır. At’ı ilk evcilleştiren toplumdur ,demiri ilk işleyen toplumdur. Tarih boyunca eşyaya değil insana önem vermiştir. Benzer kültürlerde kölecilik ve ticareti varken Türk tarihinde asla kölecilik anlayışı olmamıştır. <strong>BU DURUM ÖZGÜRLÜK ONURUNUN SADECE KENDİLERİNE AİT DEĞİL TÜM İNSANLIĞA AİT OLDUĞU DÜŞÜNCESİNİN BİR YANSIMASIDIR.</strong></p>
<p><span style="text-decoration:underline;">TÜRKLERDE DİN : </span></p>
<p>Tarih boyunca 7 dine mensupturlar.</p>
<p>1- KÖK-TENGRİ<br />
2- SHA-MAN<br />
3- BUDİZM<br />
4- MANİHEİZM<br />
5- MUSEVİLİK<br />
6- HIRİSTİYANLIK<br />
7- İSLAM</p>
<p>Proto- Türklerde din adamına Kam denir. Tanrı soyuttur ikinci derece kutsallaştırdıkları doğa parçaları tanrıya ek olarak alınır. Burda konuyu çok dikkatli düşünmek gerekmektedir doğa parçası tanrı olarak algılanmaz, tanrı her şeyin içinde görüşüdür bu. (Vahdeti vucut) Bu konuyu ülkemizde batı tarihçilerinin etkisinde kalarak onlardan beslenen kendini aydın olarak gören büyüklerimiz gerçek olan bu yorumu asla yapmaz.</p>
<p>GÖK- TANRI<br />
YER &#8211; TANRI<br />
GÜNEŞ- TANRI<br />
AY- TANRI<br />
GÖK- TANRI</p>
<p>Gök_Tanrı (Tengri) olarak adını , Altaylarda bilinen en eski sözcük olarak bize Hiung-Nu&#8217; lar aktarmaktadır. Tanrıya Gök yakıştırması tanrının sadece kendilerine değil herkese hitap etmesinin sebebidir.</p>
<p>EVREN = EVİR = GALİLEO ‘dan yüzlerce yıl önce evrenin durmadan hareket ettiği düşüncesinin ilk önce TÜRK’ ler tarafından ortaya koyulduğunun kanıtıdır. Diğer bir inanç sistemi olan Sha-man&#8217; lık ;</p>
<ul>
<li><strong>SHA   =   dişi</strong></li>
<li><strong>Man   =   erkek</strong></li>
</ul>
<p>Dişiyle erkeğin uyumu anlamında olup hiç ölmeyecek bir felsefedir. Ünlü tarihci Heredot İskitlerden söz ederken Türk geleneklerindeki Sha-Man törenlerinden bahseder.  Shaman&#8217; da Kamlar sadece erkek değil,  bayanlarda olabilir.</p>
<p>Sha_Man Kamları Ateş Dansı yaparak ateş karşısında transa geçmeleri gelenekleşerek Türklerde Ocak Kültünü oluşturmuştur. Bir çok inanç ve Töre davranışının kaynağı budur.   Gökte güneş, yerde ateş,  evde ocak Türkler için kutsaldır.</p>
<p>Bilge Kağan Budizme ilgi duymuş ancak Tonyukuk&#8217;un dönemin savaş geleneklerine uymadığından dolayı vazgeçrilmiştir. Uygur Kağanı 1762 yılında Maniheizmi resmi din olarak kabul etmiştir. Mani yanlısı gruplar daha sonra Budist bölgelere yayılmış ve bir çoğu Budist olmuştur.</p>
<p>Hazar da bulunan Türkler,İbrani  kaynaklarına göre VII yy. başında  Yahudi dinini seçmişlerdir. İbraniler dışında Museviliği resmi din kabul eden tek devlettir. <span style="text-decoration:underline;">Ünlü tarihçi Arthur Koestler avrupada bulunan sarışın mavi gözlü Yahudilerin Türk olduğunu ve Hazardan göç ettiğini kanıtlamıştır.</span> Bunlara avrupada ispanya göçmenlerine Sapharad Hazar kökenli olanlarınada Eskenazi denir.</p>
<p>Yine aynı çağda BOLKAR ( Bulgar) Türkleri Slavlaşmış ve Hıristiyan olmuşlardır ve böylece dinler arasında bir sentez oluşmuş ve Ortodoks din yapısından  tasavvufa yönelmiştir. Anadoluda sufi geleneği oluşmuş, alp-erenler yaşamda hem düşünsel hemde mistik ve sosyal, siyasal etkilerde bulunmuşlardır. Anadoluda oluşan bu kültürde saf bir kültürden bahsedemeyiz baskın olan daima kazanmıştır. Horosan erenleri Ortodoks islamcılığa karşısında , duyguya yer veren , aklı inancın önüne geçiren ve insanı amaç edinen bir tutum sergilemişlerdir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Anadoluda Felsefe </span></p>
<p>İnsan ve onun oluşumunu belirleyen kültür&#8217;dür. Kültürler birbirinden kopuk olmazlar. İnsan aydınlanması insan-insanı , insan-doğayı incelerken oluşturmuş olduğu kültür ve bilgilerin bir sentezidir. Modern sayılan felsefenin Yunanda doğduğu var sayılırsa bu felsefenin ortaya çıkış süreci bir kültür cevresinin ürünüdür.  Bu cevre daha sonra tarihsel süreç içine alınacak ve tutumlar oluşacaktır.</p>
<p>Anadolu etkisi altında batı anadoluda felsefe doğmuştur. Kendisine ilk kez fiozof diyen kişi Pisagor olmuştur. Aristoteles&#8217;e göre ise ilk filozof sayılması gereken kişi Thales&#8217; tir.  Felsefe İonya da doğmuştur, ilk biçimini ise <strong>Thales, Anaksimander ve Anaksimenes</strong> vermiştir. Antik yunandaki İonya Okulundaki felsefecilerin , Thalesten Socrata kadar geçen süreçe doğa filozofları denir. Düşünceler hep doğa ya yönelmiştir. Çağdaş felsefeyi derinden etkileyen isim ise Efesli Herakleitos’ tur.</p>
<p>Herakleitosa göre evren , varlığı ve tüm içeriği bakımından sürekli bir oluş içinde değişmektedir. Her şey kendi karşıtıyla çarpışarak karşıtına dönmektedir. Tüm değişmeler bir doğa yasasına göre  oluşmaktadır bu yasa ise Logos&#8217;tur. Logos düzendir , anlamlıdır ve kavranabilir. Logos doğa yasası olduğu kadar aklın ve bilmeninde yasasıdır.</p>
<p>Herakleitos&#8217; un  düşünceleri ise Hermetik yasaların yeniden yorumlanması şeklindedir ; bu dönemde felsefeyi derinden etkileyecek diğer bir isim <strong>Parmenides</strong> Heraklite karşı çıkarak ;  <span style="text-decoration:underline;">hakikat tektir, sonsuzdur ve değişmez demiştir</span>. Ona göre felsefe bilimle yapılmaz akıl yürütmelerle ve mantıksal çıkarımlarla  yapılır.  Parmenides &#8216;in Ünlü öğrencisi Elealı  <strong>Zenon</strong> Heraklesin devim ilkesine karşı cıkarak diyalektiği yaratır.</p>
<p>&#8221; Devim olgusal değil ama yalnızca göreli bir yargıdır, görünürdeki devim oranı iki ya da daha çok nesne arasındaki bir karşılaştırmaya bağlıdır. &#8220;  Zenon</p>
<p>Parmenides &#8216;te Doğa var olan anlamına gelir. Bu terimle , sürekli değişen , oluş halindeki fiziksel varlık değil , tersine görünüşlerin ve değişmenin ardındaki varlık kastedilir ve düşüncelerini Ontolojik bir metafiziğe büründürür.</p>
<p>Felsefe buradan Anaksagoras tarafından  Yunan’a taşınır .  Oda Miletliler gibi doğa filozofudur  doğayı uyum içinde tutan bir yasadan NOUS tan bahsetmiş, Nous&#8217;u bir akıl olarak özdeksel doğanın temeline oturtmuştur.  Anaksagoras &#8216;ın Nous kuramına karşın Miletli <strong>Leukipos</strong> ve takipcisi  <strong>Demokritos</strong> atomcu mekanik kuramını öne sürer.Demokritosa göre hareket cisimlerin yer değiştirmesi olarak tanımlanmıştır.  Ona göre ne Nous egemendir ne de raslantı egemen olansadece  özdeksel yasadır.   Ona göre insanları tanrıya yönelten şey korkudur.</p>
<p>Doğacılardan sonra gelen sofistler dikkatlerini doğadan insana çekmişlerdir. En önde gelen Sofist <strong>Protagoras</strong> &#8216;tır. Ona göre hakikatin ölçüsü insandır. Her şey hakkında zıt fikirler öne sürülebilir, bunların hiçbiri kesin doğru kabul edilmez.</p>
<p>Sofistlerden sonra Antik dönem felsefesini doruk noktasına taşıyan arka arkaya üç isim birbiirinin öğrencisi olarak gelmiştir. Bunlardan ilki <strong>Socrates </strong>bir dönüm noktasıdır. Her ne kadar özgün görüşleriyle tanınsada yaşamı akıl ile yönetmek ve gelenekleri eleştirme konusunda sofistlere katılmıştır. Akla , bilgiye ve bilgeliğe önem vererek akla dayalı bir ahlakcılığı savunmuştur. On agöre ilahlara tapınma bir devlet görevidir.</p>
<p>&#8221; Bilgi erdem , erdem de mutluluk üretir. Kötülükte bulunan insan aydınlanmamış bir insandır. &#8220;</p>
<p>Antik çağın ve tüm zamanların en ünlü filozoflarından biride Platon &#8216;dur. Kendinden önceki felsefeleri bir dizge içerinde toplamayı başarmıştır. Socratın ölümünden sonra Mısır ve Anadolu gibi yerlere seyahat etmiş sonra atinaya dönmüştür. Daha sonra Sicilyaya gitmiş ve orda tutuklanarak köle olarak satılmıştır. Dostu Kireneli Anikeris tarafından satın alınıp serbest bırakılmıştır.  İdealar Kuramı eytişim (diyalektik) yöntem üzerine kurulmuştur. Ona göre evrenin tüm öğelerini oluşturan kökensel gereç özedek madde olrak saptanmaktadır.</p>
<p>&#8221; Hiçbir özdeksel nesne eksiksiz değildir, ne de eksiksizliğine Özdek olarak saptanmaktadır. &#8220;</p>
<p>Dizgesel felsefenin iki ustası Platon ve onun öğrencisi Aristoteles kendinden sonraki tüm düşünceleri derinden etkilemişlerdir. Halen günümüz kültür ve uygarlığında  onların kavramları temel taşlar niteliğindedir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;"><strong>HIRİSTİYAN TASAVVUFU</strong></span></p>
<p><strong>Saint Aurelius Augustinus </strong> (354-430)  Duyuncun pekinliği , bir başka deyişle insanın bilincini oluşturan iç deneyimlerinde edimsel olarak pekin bilgi , us ya da ruha dolaysız pekinliği sunmaktadır.  Bilinen düşünceler , tüm doğa olayları tanrısal buyruk ile gerçekleşir. Kötülük iyiliğin yokluğundan kaynaklanır. En yüksek gerçeklik tanrıdır.</p>
<p><strong>Scotus Erigena</strong> (Platoncu)  Tanrı reel tözdür.<br />
<strong>Anselmus</strong> . Tanrı saltık olgusaldır çünkü tüm yüklenimleri evrenseldir. Eksiksiz varlık düşüncesi taşıdığımız için böyle bir varlık var olmak zorundadır. Olgusallıktan yoksun her düşünce eksikli olacaktır.  Ünlü sözü <span style="text-decoration:underline;">Credo ut İntelligam</span> ;  anlamak için inanıyorum.</p>
<p><strong>Roscellinus </strong>(Aristotelesçi-Adcılık) Evrensel ya da saltık idea , yanlızca genel bir şeyler sınıfı için ortaklaşa bir ad &#8216;tır.</p>
<p><strong>Abaelardus </strong> . O da çağdaşları gibi anlamak için inananlardan. Universale neque ante rem , sed in re : Evrensel , ne nesneden önce ne de sonradır.</p>
<p><strong>Aqinolu Saint Thomas</strong> (1224-1274)  Gerçeklik bir düşüncenin nesnesi ile bağdaşmasıdır. Tanrının düşüncesi en son olgusal nesnelerin kendileridir. Öyleyse tanrı kendisinde gerçektir. Tanrıyı görmek için onu sevmek gerekir. Onu sevmezsen bu hedefe ulaşamazsın.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/306/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/306/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=306&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/24/hermetik-ve-sanskrit-ogretiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/healing_hands_srit.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">healing_hands_srit</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/11-hatshepsut-deir-el-bahri-thebes.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">11 Hatshepsut Deir el Bahri Thebes</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/throne.gif" medium="image">
			<media:title type="html">throne</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/iu2-452.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">iu2-452</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/09/500.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">500</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/tibet_map_complete.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">tibet_map_complete</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2009/11/turuk.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">turuk</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Şeytan Roma&#8217;nın Şeytansız Dünyası</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 00:07:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=1696</guid>
		<description><![CDATA[Yüzyıllar boyunca ve özellikle Rönesantan günümüze batı ideolog ve tarihçileri Roma&#8217;ya gönderme yaparak kendi idealleri uğruna ahlaksızca çarpıtmalar yapmış , bu çarpıtmalar ile yaratmış oldukları sanal dünyalarına sahte kökenler icad etmişlerdir. Ortaya sahte bir Roma İmgelemi çıkararak Romalı gibi poz veren XIV Louis ve Napolyondan , Musolini ve Hitlere yeni Romaların yaratıcıları ortaya çıkmıştır. Bu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1696&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzyıllar boyunca ve özellikle Rönesantan günümüze <span style="text-decoration:underline;">batı ideolog ve tarihçileri </span>Roma&#8217;ya gönderme yaparak kendi idealleri uğruna ahlaksızca çarpıtmalar yapmış , bu çarpıtmalar ile yaratmış oldukları sanal dünyalarına sahte kökenler icad etmişlerdir. Ortaya sahte bir Roma İmgelemi çıkararak Romalı gibi poz veren XIV Louis ve Napolyondan , Musolini ve Hitlere yeni Romaların yaratıcıları ortaya çıkmıştır. Bu yeni Roma yaratıcılarının listesi oldukça uzundur.</p>
<p>Batının kendine yeni Roma yaratma endişesi sadece liderler ilede sınırlı kalmamıştır. bir Roma Villasını andıran Versailles &#8216;ten Berlindeki Wilhelm Almanyasının devlet binalarına , Washington&#8217;daki Capitol ve Beyaz Saraya kadar bir dolu sahte Romalı binası inşaa edilmiş , eğitimden sanata kadar yeni Romacılık (Neo-Klasizm) etkisini göstermiştir.  İşin dahada komik olan yanı ise Hıristiyanlığa geçiş yapan Bizansın Roma Ruhunu ( -  <span style="text-decoration:underline;">Bireysel ibadet yasağı &#8211; tek tanrıcılığın olmaması ), </span> açıkça yok saymasını görmezden gelerek bu işlerin yapılmasıdır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1702" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/holy-roman-empire/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1702" title="holy-roman-empire" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/holy-roman-empire.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Roma önceleri tek bir politik ilkenin hüküm sürdüğü tüccar bir ulustu. Batı dünyası Ruhu olmadığına çok üzüldü ! , özellikle Hristiyanlar, faşist ve naziler ruhlarını ona vermek için tarih sahnesi boyunca yarıştılar. Gerçekte Roma&#8217;nın ne aşkın bir tanrısı , ne şeytanı ne de Cehennemi vardı. Şeytan Roma , hep şeytansız yaşadı.</p>
<p>Tüm bunlar batı tarihçi ve ideologlarını harekete geçirdi ve Roma Dininin aslında Romalı olmadığını aslında Romulusun kuruluştan itibaren imparatorluğu Hristiyanlığa hazırladığı ile ilgili yüzlerce hatta binlerce sayfa seçkin kişilerce hazırlandı ve yayımlandı.  Kimi zaman Grotesk sınırlara dayanan bu revizyonizm Romayı kutsayarak XX yy. Emperyalizmine model olarak dayatıldı. Roma tarihi batıda okullara ders olarak kondu, fakat önemli bir sorun vardı !? , az gelişmiş beyinlerin yaratmış olduğu çok tanrılı ve putperest bir yaşamın üretimi olan ve  barbarlık olarak yeni dünyaya yayılan düşünceyi nasıl açıklayacaklardı. ?  Bunun üzerine Suetone&#8217; dan ve Tacitus &#8216;tan daha ileri gidilerek Hristiyanlığa gölge düşüren imparator imajları gölgelenerek , kaçıklıklar, aptallıklar ve kanlı ahlaksızlıklar derlemeleri yapıldı.<span style="text-decoration:underline;"> Ama bunlar Vergilius ,  Cicero ve Marcus Aurelius &#8216;un Roma&#8217;sı değildi.</span> Örneğin Ticatus&#8217; un boş yere kötü yürekli olduğunu ve romanesk uydurmaların aksine , o anda elli kilometre uzakta bulunan Neron &#8216;un  <strong> </strong> Roma &#8216;yı yakmadığını şehrin külleri üzerinde Lir çalmadığını ve hatta kendi sarayınıda kaybettiği için çok üzgün olduğunu ortaya koymak için bu yüzyılın sonuna kadar beklendi. Dahada kötüsü bu isterik  Şeytan destekcisinin aslında  Seneca tarafından eğitildiğini ve Augustine tapınağındaki kütüphaneyi yeniden yaptırdığı , eğitime, bilime ve güzel sanatlara ilgi duyduğunu kanıtlamak için yine beklemek gerekti.</p>
<p>Kısaca batı ideologları Roma tanrılarını , Yahudi_Hristiyanlığa şaşırtıcı şekilde benzeyen XX yy &#8216;da Melanezya etnografyasından ödünç alınan ve kutsal bir duyguyu ifade eden mana&#8217;da özetleyen mistik bir tanrısallıkla donatmak için ellerinden geleni yaptılar. Tüm bunlar olurken Roma dininin , Romalıların o dönemde bilmedikleri bir bölgeden formüle edilmesinin imkansızlığını kimse söyleyemedi. Batı kültüründe hayatın her alanında yaratılan bu sanal dünya Budacılığı mayasız ekmekğin isa peygamberin etine , şarabınsa kanına döneceği görüşü ile açıklamaya benzer. Daha da kötüsü herşey bilimseldir.</p>
<p>Mana &#8216;yı bir kenera bırakırsak Numen sözcüğü Romalıdır ve Vergilius &#8216;un Aeneis&#8217;inde geçer ve ortak kabul görmüş anlamı kutsal varoluştur. Buna göre başlangıçtan itibaren insanda doğa üstü duygusu vardır. Bilindiği gibi Romalıların büyük pratik duyguları vardır ve tanrılarına meslek adı verirler ; birinci ekin tanrısı Vervactor , ikincisi Reparator, tapan geçme tanrısı İmporticor , tohumlama tanrısı İnsitor gibi. Batı tarihçileri Romada tarihin her döneminde şeytan aramışlar, fakat bulamamışlardır.Nedeni ise ters giden şeylerin Obarator ya da Occator ve başkalarının memnuniyetsiz olmaları ve intikamıdır.</p>
<p>Bu yararcı tanrıların bir kökeni olmak zorundadır. İtalyaya Roma&#8217;dan çok daha önce yerleşilmiştir ve Roma&#8217;lılar İÖ bin yılın İtalyanlarının soyundan gelmektedir. Bu dönemden itibaren büyük bir kültür homojenliği ortaya çıkar. İki temel kültür vardır , birincisi ölülerin gömüldüğü çukur mezarlar kültürü , ölü yakma kültürü. Birincisi Villanova, Adriyatik, Apulia , Sicilu kültürlerini bir araya toplar, ikincisi ise Golasecca, Atestine ve Latial kültürlerini. Dinleri hakkında fazla bir şey bilinmez.</p>
<p>Yine bilmekteyiz ki, savaş alanından kaçan Troyalı Aeneas , babasını Sicilyada kaybettikten ve Kartaca kralicesine esir düştükten sonra Tiber nehrinin ağzına vardığı zaman Latium kralı tarafından kabul edildi , kral kızı Lavinia&#8217;yı ona verdi. (Latin sözcüğü burdan türemiştir) Aeneas&#8217;ın kurduğu şehrin adı Lavinium burdan gelir. Dolayısıyla İÖ XIII yy İtalyasında bu tarih heredot tarihlendirmesi ile aynıdır. Latium uygarlığının dini vardır ve Roma tanrıları kısmen burdan türerler. Kısmen terimi bir başka İtalyan halkının , Samnitlere akraba olan Sabinlerin de Roma&#8217;nın kuruluşuna katılmış olması ve kendi tanrılarınıda dahil etmeleri ile doğrulanır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1721" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/aeneas/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1721" title="Aeneas" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/aeneas.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Aeneas ve Babası</p>
<p>Latinlerin ve Sabinlerin dinleri Hint-Avrupa kökenlidir, en azından Aeneas geldiğinde çok tanrılıdırlar. Tarihçiler Romanın kuruluşunda Hint-İran etkisini oldukça abartırlar. Bir çok din gibi eski İtalyadan türeyen ve yerel dinleri birleştiren Roma dininde gökyüzü tanrısı vardır , önce şimşek ona bağlanmıştır. Bu dünya işlerine pek karışmayan Jüpiter&#8217;dir &#8211; panteona başka tanrılarda eklenmiştir ; Mars , Quirinus , Ceres , Herkül , Bacchus, Venüs.</p>
<p>İtalyanın bir özelliği avrupnın diğer akdenizli halklarıyla yani Yunanla başlayıp Hint-Avrupalılarla son bulan halklarla çok sıkı bir özdeşleşmeyi engeller . Yunanlılara göre Aeneas soyundan gelen efsanevi kahramanlar Romulus ve Remus &#8216;un Romayı İÖ 753-749 arasında kurduğu dönemde kuruluşun üçüncü büyük katılımcısı olan ve  Hint-Avrupalı olmayan bir halk vardır : Etrüskler.  Heredot Etürskleri Doğu Anadoludaki Lidya kökenli olduklarını , II bin yıl sonu ile I bin yıl başı arasında İtalyaya göç ettiklerini söyler. Diğer bir ayrıntı Troyalı ve dolayısıyla coğrafi olarak Lidyaylılara yakın bir halk olan Frtigyalı Aeneas &#8216;ın Etrüsklerin kuzeni olmasıdır. Burdan çıkan sonuç italyanın ve İlk Roma topluluğunun önemli bir bölümü I. bin yılda Türkiyeden gelmiştir. Etrüskler , Latinlerle birlikte Roma metropolü kurucusudur.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1724" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/minolta-digital-camera/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1724" title="MINOLTA DIGITAL CAMERA" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/450.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Etrüsk</p>
<p style="text-align:left;">Etrüskler diğer İtalyan sakinleri gibi Zerdüşt refırmundan çok önce Vedacı panteondan kurtulmuşlardır. Vedacılığın Tanrı-Şeytan kutuplaşması yoktur. Etrüsk ve Roma dininde şeytana raslanmaz. Aynı şekilde Yunan&#8217;dada şeytan yoktur.</p>
<p style="text-align:left;">Yunan kültürünün Roma üzerindeki etkisi batılı ideologların söylemlerinin tersine oldukça kısıtlıdır, çünkü Jüpiterin Zeusla eşleştirilmesi tamamen biçimsel ve yapaydır. Zeus , Yunanda verilen bir sözün asla güvencesi olmamıştır, Ceres &#8216;in Libera mı , Ariane , Venüs ya da Semele mi olduğu hala tartışılmaktadır. Roma Atinanın bir taklidi değildir. Dönemin İtalyasında dinler iç içe geçmişti , Dumezil &#8221; aydınlanma çağında Romalıların mitolojisi yoktu ve Halikarnoslu Dionysios onları büyüden koruyan ve ritüellerini katışıksız ve süssüz bir teolojiye bağlamalarını sağlayan bu hayal gücü sadeliklerini övüyordu &#8221; der. Romalılar için , Romaya sürgün edilmiş bir Yunanlı olan ve Romanın bir yunan yansısı olduğunu söylemek iyi niyetli bir yaklaşım değildir.</p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p>Romanın başlangıcından itibaren konsül, eyalet yöneticisi , memur , yani görevli olan tanrıları vardır. Buğday ve bağlar için tanrıları , tarladaki faaliyetler için tanrıları , hatta hırsızlar için bir tanrıçaları bile mevcuttur. Romalı mitlerde büyük fantaziler yoktur. <span style="text-decoration:underline;">İnancı her durumda şiir duygusu ve saçmalığa benzetecek olursak Romalıların olaylar karşısında ayakları daima yere basmıştır. Doğa üstüne yönelme onlar için bir düzensizlik demektir.</span> Yunanlılar dini Demokrasinin garantörü yapmışlardı ; Romalılar ise devletin garantörü yapmışlardır. Yunanda Romada dinsel tuhaflıkları benimsemediler, insanın bir kuştan , bir yılanla birleşmesinden oluştuğunu ileri sürmediler. Başlangıçtan itibaren dinleri işlevseldi, yunan dinine tesir eden taşkınlıklar doğu kökenliydi. Özellikle sanat tarihinde Romalı ve sonrası olarak gerçekçiliği betimlemek bu noktada önemlidir.</p>
<p>Roma dininin anahtarı oldukça paradoksal bir biçimde , bu konu hiç açılmak istenmez , tanrılarla bireysel ilişkinin yasak olmasıdır.Her ihlal Romalıyı anarşik dindarlık suçlamasıyla karşı karşıya bırakır. Kehanet , fal , büyü gibi uygulamalar din ihlalleri arasındadır. Doğa üstü güçlerin varlığını söylem yapmak senatoyu karşıya almak demektir.. Tanrılara doğrudan başvuru kağıt üstünde bir söylem değildir ; örneğin Seneca &#8221; De superstito &#8221; adlı  kitabını bu konuya ayırmıştır.  Hristiyan kültürüyle yoğrulmuş   (Yahudi-Hristiyan-Müslüman) çağdaş kabul edilen dünya insanının bunu anlaması mümkün değildir, Tanrısallığa bireysel baş vurunun iki önemli sakıncası bulunur. <span style="text-decoration:underline;">Birincisi , koruyucu tanrıların iktidarının , yani bizzat site&#8217;nin ruhunun yasa dışı olarak çalınmasıdır. Bu ilahi güçlerin tanrısallığının kendisine verildiğini ileri süren İnsan Tiranları oluşturur.  (Romalılar günümüz gerçeğini binlerce yıl önce görmüşler) İkinci tehlike ise toplumun üstünlüğüne dayanan site yasalarının çökmesidir. Bu yasaların üstünlüğüne son verir.</span></p>
<p>Aynı yasaklamma daha sonra Roma dininde mistisizmin yokluğunu değil olanaksızlığınıda açıklar, bu çağdaş tarihçileri aldıkları eğitim nedeniyle  oldukça yanıltan bir konudur. Bu eksiklik bir zayıflık değil bir görevdir: Çünkü tanrılarla konuşan ya da tanrının onunla konuştuğunu söyleyen bir insan artık toplum üyesi değildir. Herkes bilir ki mistisizmin sonu delilik ve akıl hastalığıdır.</p>
<p>Aynı yasaklama şeytanın yokluğundada geçerlidir. mazdacılığın ve yahudiliğin Ahriman&#8217;a ya da Şeytana verdiği iktidar tanrının gücünden gelir ve bu güç kamu düzeni için bir tehlikedir. Roma dinindeki az sayıdaki cin&#8217;in rollerinin sınırlı olmasının sebebi budur. Tanrısallık sadece site yaşamının özünde saklıdır.  İtalyada kehanetler ve kahinler yunanda kazandıkları güce asla ulaşamamıştır. Metafizik duygunun köreltilmesi Roamlılara şeytan suçlamalarınıda beraberinde getirmekle birlikte yasalarla yönetilen bir uygarlığı doğurmuştur. Yunanda görüldüğü üzere asla insan kurbanlara raslanmaz, suçlunun canının alındığı görülmez. Elbette cani olduğu hukuksal olarak kanıtlanmış kişiler hariç.</p>
<p>Roma&#8217;nın Cumhuriyetinden doğuşundan imparatorluğun çöküşüne kadar bir tutku, entrika , vahşilik ,taşkınlık ,aynı zamanda da işitilmemiş bir incelik ve kültür şehri olduğunu hafızalardan çıkarmamak gerekir. Yüzyıllar boyunca Roma modelinin takip edilmesi boşuna değildir. Roma Ulus devletin en tipik örneğidir, sitenin daha sınırlı modelini mükemmelleştirmekle meşul Yunan buraya pek aldırmaz. Roma özünde sömürgeleştirici fakat dikkatli encelendiğinde uygarlaştırıcı dehası içinde site&#8217;yi çok geniş boyutlara yaymıştır. Pax Romana böyle oluşmuştur fakat asla Pax gracea oluşmamıştır.</p>
<p>Bu yüzyıldan itibaren heyecansız bir dinden rahatsız olan çok sayıda tarihçi ve batı ideoloğu kendisini bunun gerçekte Roma dini olmadığını kanıtlamaya adamıştır.Bu tutum daha sonraları revizyonist olarak nitelendirilecektir. Romanın Ön-Hristiyanlaştırılması çalışmalarına yoğun olarak katılan Dumezil ; aslında Romanın dinsel duyuları olduğunu fakat süreç içerisinde bunu kaybettiğini ileri sürer. Dinsel duyu nedir sorularını ise cevapsız bırakır. Daha 1930 &#8216;larda Carcopino İmparatorluğun dinsel pratiğinin çöktüğünü savunur ; papazların kutsal ayinlerini atalarının kutsal günlerinden alarak devam ettirdiği söylemini yapacak kadar gözü dönmüştür. Ona göre Cumhuriyetten , imparatorluğa geçerken Roma dini değişmemiştir. Halkın bu dinin değerini anlamasıda on iki yüzyıl sürmeside tüm bu açıklamalar karşısında tebessümle karşılanacak bir gerçekliktir.  Bu paradoksal söylemler batı tarafından yazılan Hristiyan dini için olmazsa olmazlar arasındadır. Aslında Roma dinine yöneltilen eleştiri hem Tanrının hem de şeytanın olmamasıdır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1753" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/250-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1753" title="250" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/250.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;"><strong>Jérôme Carcopino </strong>(1881–1970)</p>
<p style="text-align:left;">Roma dininin boş bir iskelet olduğu , başlangıçtan itibaren yozlaşmış bir kurgu olduğu şeklindeki inatçı ve taraflı söylemlerin sonsuza dek rafa kaldırmak gereklidir. Fakat Roma dininde mistik bir damar olmadığını kavramakta güçlük çeken Üniversite Bilimi eskiyi tekrarlamaktan vazgeçmeyeceği görülmektedir.</p>
<p style="text-align:left;">181 yılında Janicum Tepesi yamacında bulunan Roma ikinci kralı Numa&#8217; ya ait mezarda esrarlı yazılarında bulunduğu söylenir. Şehir yargıcı Quintus Petilius tarafından yönetilen Senato bunları aceleyle yaktırmıştır.Yazılar kimse okumadan yok edilmişlerse de , Plutarkhos , Numa&#8217; nın hayatında bunlardan bahsetmiştir. hayal gücü birden devreye girerek yazıların ataların  dinine karşı çıktıkları için Senato tarafından yakıldığı ileri sürüldü . Çok sonrada bu kitapların Pythagorascı yazılar olduğu söylendi, çünkü Numa Pisagordan ilham almıştı.</p>
<p style="text-align:left;">Hipotez kronolojik olarak saçmadır , çünkü İÖ VIII yy ortalarına doğru kurulmuş ve ilk kralı Romulus&#8217;tur. Ardılı Numa , VIII yy sonunda VII yy başından önc hüküm sürmüş olamaz. Hükümranlığının geleneksel olarak kabul tarihleri İÖ 715-672 dir. Oysa Pisagor Güney İtalyanın Dor Kolonisi Crotone &#8216; da İÖ 530 doğru ders vermiştir. Aradaki 200 yıllık mesafe yorumu geçersiz kılar. Numa döneminde pisagorcu kimse yoktur.  Bu yüzyıl tarihçisi Armand Delatte bu konu üzerinde oldukça titiz bir çalışma yürütmüştür, bu araştırmada ünlü kayıp yazıların II. yy daki karanlık bir Roma yazarı Fulvius Nobilior &#8216;un ürünü olduğuyla ilgili yeterli nedenler gösterir. Bu , Numanın yıldız bilgisi nedeniyle pisagorcu olduğu söyleminin ortaya çıktığını söyler. Gerçektende Numa yıldızlarla uğraşır ve Roma yılını on iki aya bölmüştür. Fakat Plutarkhos &#8216;a inanılırsa Roam döneminden itibaren büyük bir astronom olarak kabul edilmez. Kısacası Fulvius ve dostu Ennius , tasarladıkları teorinin merkezine kendileriniin tasarladıkları tarif edilemez tanrıyı , Herkül Musagetus &#8216;u , yani müzlerin koruyucusu Herkül&#8217;ü yerleştirdiler. Bu kuraldışı bir bileşimdir ve aralarında Ovidius&#8217;un pisagor &#8216;ının da bulunduğu eski metinlerin hatalı yorumu temelindedir. Sanki Senato sahtekarlıklar yığınını yakmıştır. Pisagorcu öğretinin bir çom Romalı üzerinde etkisi kuşkusuz oldukça derindir fakat Numa &#8216;nın Gnostiklerin tarif edilemez tanrısına inandığı ve Senatonun tamamen Roma&#8217;lı bir tek tanrıcılığın bu yeniden doğuşunu tohum halindeyken bastırması düşüncesini ileri sürmek zırvalıktan başka bir şey değildir.</p>
<p style="text-align:left;">Roma&#8217;da hatta imparatorluk roma&#8217;sında hem dinsel pratik hem de din duygusu oldukça canlıdır. Bu Roma&#8217;nın kuruluşundan itibaren davranışlara önderlik eder, sözünü tutmamak Jupiteri kandırmak olarak kabul edilir. Asker olduğu kadar tüccar bir ulusta olan ve dolayısıyla şeref ve verilen sözlerin tutulması konusunu oldukça ciddiye alan Roma , mitologlardan çok özellikle ahlakçıları tatmin etmeye uygun bir tanrıya inanır ; Deus Fidius . Bütün italyada saygı gösterilen bu tanrıya ait yol boylarında bir çok sunak bulunur, bu ise Carcopino&#8217;nun Romalıların şenliklerine tanrılarını dahil etmediği savını bir kenara koymamızı söyler.</p>
<p style="text-align:left;">Bununla birlikte Roamlıların tanrıları için yapmış olduğu tapınakları nedensiz yaptıklarını düşünmek için oldukça kötü niyetli olmak gerekir. Bu tapınaklarda sayısız şenlikler , törenler, arınma toplantıları düzenlenmektedir. Roma dininde doğma yoktur, ünlü tepe dışında vatikanları bulunmaz , tanrısallığa yapılan referanslarda şeytan ve cehennem kavramına raslanmaz. Cehennem şiirsel bir kavram olup kişi inanıp inanmamakta serbesttir. Cehennemin mucidi ise Vergilius&#8217;tur. O da teolog değil şairdir. Roma&#8217;ya cehennem virüsü yunandan  bulaşmıştır.Platon cehennemden üç yerde bahseder ; Phaidon, Gorgias , Devlet. Platonun Roma düşüncesinde teolog gücü yoktur, Akademik-Hristiyanlık öncesi Gnostisizmine doğru pisagorcu ve Orphikçi eğilimlerinin çok açık şekilde türevi olan asla ortaya çıkmayan asıl dünya ile asla gerçek olmayan algılanabilir dünya arasındaki kısmen manici ikiciliği ile Phaidonda eksiksiz biçimde bulunan Platon&#8217;un bize ulaşan düşünceleri hala tanımlanmayı bekler.  Nietzsche tarafından ortaya çıkarılan bu açık gariplik genellikle yanlış yorumlanan bir bölümde <span style="text-decoration:underline;">( Wagner&#8217;in Yahudi düşmanlığından duyduğu tiksintiyi açıkça haykırmış olan Nietzsche &#8216;nin elbette hayali yahudi düşmanlığının   kanıtı olarak)</span> ifade edilir :</p>
<p style="text-align:left;">&#8221; Bu Atinalının Mısırlıların &#8211; Büyük olasılıkla Mısır Yahudilerinin &#8211; okuluna katılmış olması bize pahalıya mal olmuştur. &#8221; (Ecce Homo)</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1764" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/abd8f10d02b242473e67b1ff48f8a0ae_1279726642/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1764" title="abd8f10d02b242473e67b1ff48f8a0ae_1279726642" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/abd8f10d02b242473e67b1ff48f8a0ae_1279726642.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;">Roma elitlerinin ve entellektüellerinin Yunan mitlerini kuşkuyla karşıladıkları kesindir. Olymposlular karşısında Helen ve dahası Helenistik saygısızlık onları şaşkınlığa düşürür. Romalılar tanrılarının kavranılır kılmak için her zaman çaba harcmışlardır, sağ duyu ve mantık başka halkların tanrısallıkla bağdaştırdıkları doğa üstü güçlere yer bırakmaz.</p>
<p style="text-align:left;">Roma religio&#8217; su bizim düşüncelerimizle hiç bir ilgisi yoktur, toplumu birleştirmeye yönelik ahlaki ilkeler topluluğudur. Tüm yasaların ruhu niteliğinde olup toplumsal bir bağdır.  Roma metinlerinde karşımıza çıkan bir başka sözcük pietas , Judeocu tanrı dindarlığı değil , site tanrılarına saygıdır. Daha çok kişinin yüklendiği sorumluluklarıyla olan daimi bağını ifade eden bir davranışsal eylemdir.</p>
<p style="text-align:left;">Romalı esas olarak filozoftur ve teolojiside hukuksaldır. Numa&#8217;nın mezarında senato tarafından yaktırılan ünlü kitaplar mistisizmin özünden dolayı değil tanrısallaştırılmış insanlar olan tanrılar olduğundandır. Senato , sapkınlık ve cılgınlıklara asla izin vermez. İmparatorların ciddi olarak kendilerini tanrı olarak görme eğilimleri vardır. Yine bazı tarihçilere göre Tacitus , yahudiliğe buradanda hristiyanlığa ilgi duyarak Roma dininin reddini yansıtır. Bu tür bir önermeyi öne sürebilmek için cahil olmanın ötesinde dürüst olmamak gereklidir. Çünkü Tacitus yahudilik ve Hristiyanlığı özdeşleştirerek Christ adı altında isayı tek zikrettiği yer de söylenti düzeyindeki bilginin tam aksini yazar ; &#8221; Bu gürültüyü bastırmak için Neron (Tacitusa göre Roma yangınından sorumlu kişidir) günah keçileri buldu ve halkın Hristiyan diye adlandırdığı ve canice geleneklerinden dolayı sevilmeyen insanları en büyük cezalara çarptırdı . Bu adın kaynağı ise Tiberius &#8216;un hükümdarlığı altında vali Pilatus tarafından ölüme mahkum edilmiş olan Christ&#8217;tir.</p>
<p style="text-align:left;">Tacitusun yahudi-Hristiyanlar için kullanmış olduğu- ilkel canice genekler &#8211; rezil -nefret gibi nitelendirmelerden sonra Carcopino&#8217;nun Ticatus hakkında bu dine nasıl bir hayranlık duyduğunu bulmasıda insanı gülümsetir.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1777" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/15-roma_imp/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1777" title="15-Roma_imp" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/15-roma_imp.jpg?w=614&#038;h=377" alt="" width="614" height="377" /></a></p>
<p style="text-align:left;">Roma dininden iki önemli ders çıkar , birincisi Şeytan olmadan çok iyi ve uzun süre yaşanabileceği ikincisi ise etnik kaçınılmazlığın olmadığıdır. İran gibi emperyalist ve Hint-Avrupalı olan Romalılar, Etrüskler, Latinler ve sabinler gibi aşırı mit zevki miras almadıkları gibi panteonlarını basitleştirme mirasıda almamışlardır. Ölü deniz sahillerinde güneşlenen şeytan İtalyan sahillerinde oldukça güç kaybederek Michelangelo&#8217;nun Sistine şapelinin tavanında bir komedyen olarak yardımcı bir rol vermeye yaramıştır,  fakat manzaranın göksel güçlerle ilişkisi ise farklı bir konudur.</p>
<p style="text-align:left;">
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/1696/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/1696/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1696&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/08/22/seytan-romanin-seytansiz-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/holy-roman-empire.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">holy-roman-empire</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/aeneas.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Aeneas</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/450.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">MINOLTA DIGITAL CAMERA</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/250.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">250</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/abd8f10d02b242473e67b1ff48f8a0ae_1279726642.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">abd8f10d02b242473e67b1ff48f8a0ae_1279726642</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/08/15-roma_imp.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">15-Roma_imp</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Tanrılar Savaşırken :  Osiris (Venüs) &#8211; Seth (Marduk)</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 00:42:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=1604</guid>
		<description><![CDATA[Mısırda delta boyunca 3100 dolaylarında kurulan kralık hem aşağı hem de yukarı krallıkları birleştirerek hanedanlar devrini başlatmıştır. Mitolojik bir kişilik olan Menes  (Men) ve onu izleyen firavunların Büyük Tufan öncesi Ana Tanrıça kültüne yakın olduklarına dair oldukça fazla kanıt bulunmaktadır. Ninhursag Mısırda bilinen ilk büyük ilahi varlık ne kadar eski olduğu bilinmeyen Tanrıça Hathor karşımıza [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1604&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mısırda delta boyunca 3100 dolaylarında kurulan kralık hem aşağı hem de yukarı krallıkları birleştirerek hanedanlar devrini başlatmıştır. Mitolojik bir kişilik olan Menes  (Men) ve onu izleyen firavunların Büyük Tufan öncesi Ana Tanrıça kültüne yakın olduklarına dair oldukça fazla kanıt bulunmaktadır.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1609" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/ninhursag1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1609" title="Ninhursag1" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/ninhursag1.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Ninhursag</p>
<p style="text-align:left;">Mısırda bilinen ilk büyük ilahi varlık ne kadar eski olduğu bilinmeyen Tanrıça Hathor karşımıza çıkar. Hathor aynı zamanda Sümer Ana Tanrıçası Ninmah (Ninhursag) ile büyük paralellikler gösterir. Her iki tanrıçada İnek simgesiyle betimlenir ve yaratıcı güçlere sahiptir. Ninmah olgun ve sakin bir karaktere sahipken Hathor, ateşli ve savaşcıl bir role bürünmüştür.</p>
<p style="text-align:left;">İ.Ö 3000 dolaylarında tarihlenen Narmer Plakasında ; üst bölümlerde köşelerde inek Tanrıça Hathor &#8216;un boynuzlu iki başı yer almaktadır. Gök katları dört tanedir ve tanrıça dört defa gösterilerek ufku cevrelediği anlatılmak istenmiştir.hathorun sembolü Sümerde evcilleştirilmiş bir inek değil bataklıklarda yaşayan yabani bir inektir. Bölgesel farklılık özünde aynıdır.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1617" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/image1734/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1617" title="Image1734" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/image1734.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Namer</p>
<p style="text-align:left;">Namer plakasının her iki yüzünde yer alan kabartmada efsanevi kralın tanrıça Hathor&#8217;un desteğiyle iki ülkeye egemen olması betimlenir. Hothor incelemelerinde ikinci kişiliği Sekhmet&#8217;e dönüştüğü , Aslan tanrıçası halini alır. Bu kişiliği ile savaşcı ve kan dökücü bir kimlik kazanır. Yeniden Hathor kimliğine döndüğünde  Ninmah&#8217;la paylaştığı çok özellik olmasına karşın şaşırtıcı biçinde İnanna &#8216;ya da benzediği görülür ; Onun kadar güzel, baştan çıkarıcıdır, tıpkı inanna gibi şaraba ve biraya bayılmakta , eğlenceyi çok sevmektedir.</p>
<p style="text-align:left;">Bu durumda hathorun hem Ninmah hem de İnanna gibi ilginç benzerliklere sahip olduğunu söyleyebiliriz. İnanna&#8217; nın bilim ve sanatın gizli formülleri olan <span style="text-decoration:underline;">Me</span>&#8216;leri elde etmesi gibi o da Kozmik düzenin bilgeliğini simgeleyen <span style="text-decoration:underline;">Maat</span>&#8216;ın sahibidir.  Maat , mitolojik olarak inek tanrıça Hathor kişiliğinde canlandırılan ilkedir. Ebedi dünyayı ayakta tutan bu ilke ; <span style="text-decoration:underline;">dünyada işlev sahibi olan analık gücüdür, gerçekleşen tanrıyı doğurur, hem de onun eylemiyle üretkenliğin meyvesini verir. </span></p>
<p style="text-align:center;"><span style="text-decoration:underline;"><a rel="attachment wp-att-1624" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/2-1204785540-maat-on-a-sarcophagus/"></a><a rel="attachment wp-att-1625" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/2-1204785540-maat-on-a-sarcophagus-2/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1625" title="2.1204785540.maat-on-a-sarcophagus" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/2-1204785540-maat-on-a-sarcophagus1.jpg?w=614" alt=""   /></a><br />
Maat</span></p>
<p style="text-align:left;">Sümer&#8217; de Me , Mısır da Maat , İndüs&#8217;te Dharma olarak karşımıza çıkan kozmik düzen ve bilgeliğe ilişkin esas ve ilkeler her üç kültürde de Dişi sözcüklerdir. Mısır devleti Tufan sonrası ortaya çıkmış ve tanrıça kültü hala çok güçlüdür.</p>
<p style="text-align:left;">Birinci Krallık dönemindeki yaratıcı Tanrıça İlkin Sekhmet kişiliğindeyken tanrı Ptah&#8217; ın eşidir. Bu evlilikten <span style="text-decoration:underline;">Nefertum</span> doğmuştur ki , Üçüncü hanedan dönemindeki efsanevi mimar İmhotep ile özdeşleştirilir. Zacharia Sitchin&#8217;e göre Ptah ve Enki aynı figürlerdir. Mitler karşılaştırılınca makul olarak görülebilir. Ancak Hathor bölgede Ptah &#8216;dan çok önce var olan bir kişiliktir ve tıpkı inanna gibi kimliğinde özgürdür. İsmi , Hat ve Hor kelimelerinin birleşimi ile oluşur.  Hat , ev yada ülke , Hor ise Horus&#8217; tur, yani Osirisle İsis &#8216;in oğlu. Horus&#8217;un evi anlamına gelen ismi ortada daha Osiris-İsis kültü yokken Hathor&#8217;un Horusun annesi olarak düşünülür. Bu annelik biyolojik değil Kozmiktir .</p>
<p style="text-align:left;">Mısırda yaşanan ideolojik değişime paralel olarak  Eski Krallık döneminde , muhtemelen dördüncü hanedan ile panteona İsis-osiris modelinin dahil edilmesiyle olay dahada ilginç bir hale gelir. Babası olmaksızın her gün güneşi kendi bünyesinde doğuran Hathor birden geri plana çekilerek , Horus&#8217;un soy ağacıyla ilgili en çok bildiğimiz farklı bir mit ortaya çıkar. Anne olarak isis çıkmıştır ve kocası Osiris &#8216;in Seth tarafından parçalanan bedenini bir araya getirerek ondan hhamile kalmış ve Horus&#8217;u doğurmuştur. Horus ve Hathor ilişkisinin koprarılarak İsis-Osiris modelinin ikamesini açıklamaya çalışmak oldukça zor olsada , İsis-Osiris _ Seth-Horus modeli &#8221; göksel savaşın&#8221; fazlasıyla önemsendiğini ve yeniden yazıldığını gösterir. Savaşın bu Mısır versiyoununda Venüsün yerini belirlemek zordur. Seth ile Nibiru/Marduk birbirlerine yakın olabilirler , Seth doğu akdeniz kökenli olup Mısıra sonradan gelmiştir. Bu durumda doğulu Mezapotamyada yüceltilen onuncu gezegenin Seth ile paralel olması oldukça mantıklıdır. Osiris üzerindeki gizemse daha yoğundur , savaş sırasında hileyle öldürülmesinin ardından İsis &#8216;in çabalarıyla hayata döndürüldüğünde yeniden doğuşunu Orion takım yıldızlarında gerçekleştiren Osirisin hangi göksel durumda öldüğü ile ilgili Mısır kayıtları mevcut değildir. Savaşın diğer tarafı onuncu gezegense Venüs farklı bir  yörüngede bulunması muhtemeldir. Seth ( tezacatpolica gibi) onuncu gezegen yerini alır , Osiriste Venüs. Bu göksel senaryo ile ilgili <span style="text-decoration:underline;">Soochow Astronomi </span>haritası son derece uyumludur. Bu haritada Venüs Siriusla birleşecek ölçüde farklı bir yörüngededir.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1634" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/dunhuang-star-map/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1634" title="dunhuang-star-map" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/dunhuang-star-map.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Soochow</p>
<p style="text-align:left;">Tanrıça İsis &#8216;in göksel karşılığı Sirius (Sothis) yıldızıdır. Büyük aşklarının mutlu birlikteliği Sirius ve Osirisi temsil eden gök cisminin buluşmasıyla mümkün olacaktır. Çin kaynaklarında görüldüğü üzere ,  Venüs eski dönemlerde ekliptik çemberini kesen bir yörünge izleyip Sirius &#8216;a doğru yaklaşır. Osirisin göksel karşılığının Venüs olması her şeyi daha anlamlı hale getirir. Büyük buluşma yaşanmadan Sethh &#8216;in Venüsü yörüngesinden fırlatarak uzaklara atması İsis ve Osirisi fiilen ayırır. <span style="text-decoration:underline;">Reenkarnasyon</span> (Gezegen doğum) Osirisin , Orion takım yıldızında gerçekleşir. Artık Osiris ölüler dünyasındadır ve epliktiğin altında yer alan Orion &#8216;da yer alan <span style="text-decoration:underline;">&#8221; Duat &#8221; (Dwt)</span> adlı tanrısal yerde yaşayacaktır.  Bu fiziksel olarak İsisle bir daha asla buluşamayacak anlamınada gelir. Sirius ve Orion arasındaki mesafe fiziksel bir engel olup onlar artık Metafizik olarak buluşacak, bedenleri yerine Ruhları birşecektir.</p>
<p style="text-align:left;">Mısırda kullanılan çok dereceli ökültizm işleri oldukça zorlaştırır. Bu derinlikteki bir ezoterik yaklaşım sadece Mısır&#8217;a özgüdür ve oldukça erken gelişmiştir. Göksel bağlantılar sonucunda ortaya çıkan iki nokta ; Horus &#8216;un kimliği ve Venüsün sabah yıldızı olarak yeniden ortaya çıkış formunun mitlerdeki karşılığı. Çoğu kez Güneş , <span style="text-decoration:underline;">&#8220;Ra-hor-akhti&#8221;</span> adıyla İsis-Osiris mitinde  nitelendirilir.  &#8221; Ufuktaki Ra &#8221; anlamına gelen bu ad , Horus &#8216;uda Ra ile özdeşleştirir. İlk döneme ait mitlerde Hathor her sabah yeniden doğurduğu ve akşamlarıda yuttuğunu düşünürsek , bu durumda Horus güneş olur, Hathor ise bir babaya ihtiyaç duymaksızın bünyesinde her gün evren yaratan evren tanrıçası. Ancak mitler İsis-Osiris ile tekrar düzenlendiği vakit Horusun annesi İsis olacaktır. Hathor , Evren ana olarak Horus&#8217;u kendi bünyesinde yaratmıştır ama isis bunun için kocasının parçalanmış bedenini kullanmıştır. Yeni doğan varise Ra-hor-akhti adı verilir.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1651" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/1-1254532095-horus-with-isis-and-osiris/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1651" title="1.1254532095.horus-with-isis-and-osiris" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/1-1254532095-horus-with-isis-and-osiris.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Horus &#8211; İsis &#8211; Osiris</p>
<p style="text-align:left;">Tüm bu karmaşalar tek bir anahtaarla açılır ; Ufuktaki Ra , yani şafakla yükselmeye başlayan parlak gök cismi güneş değil , sabah yıldızı olarak yeni yörüngesindeki Venüs &#8216;tür. Çünkü Horus , babasının parçalarından onun yetki ve etkileriyle doğar. Bunun göksel karşılığı oldukça nettir ; Eski yörüngesinde Osiris olarak dolaşan Venüs&#8217;ün çarpışma sonrasında yok oluşunu takiben ölüler dünyasına gidişiyle paraleldir. Bu sürecin sonunda İsis onun parçalarını birleştirerek Horusu meydana getirmiştir. Horus , babası Osirisin bir parçasıdır.</p>
<p style="text-align:left;">Tüm bu göksel olaylar sonucunda hanedanlar döneminde mitler elden geçirilerek İsis-Osiris miti , ana-tanrıça kültünün yerini almıştır, tıpkı göklerde olduğu gibi. Bundan böyle yeryüzünde ölen her firavun Osiris olarak göklere yükselecek, onun yerine geçecek oğlu ise Horus kimliği taşıyacaktır. Ölen baba Orion&#8217;da sonsuzluğa çekilecektir.</p>
<p style="text-align:left;">Venüse , geçiş yapan ya da Geçen yıldız denir ve balıkçıl kusuna çok benzeyen Bennu adlı kuşun başıyla simgelenirdi.Sonraları Horusun şahin başı verilmiş daha sonrada çift şahin başı verilerek hem akşam hem sabah yıldızı olduğunun bilindiği  simgelenmiştir.</p>
<p style="text-align:left;">Tüm bu yoğun ezoterk bilgi konusunda okuyucu tatmin olmazsa konuyu bir başka yönden doğrulamak için <span style="text-decoration:underline;">Mısır Tipi Reenkarnasyonun </span>sorgulanması konuya farklı bir açıklama getirir.</p>
<p style="text-align:left;">Eski krallık döneminin ezoterizm ve kült merkezi Heliopolis&#8217;tir. Büyüleyici bilgi ve felsefe merkezi olan bu şehir,  iskenderin şehri işgali ile yunanlıları nasıl etkilediği bilinmektedir. Mısıra egemen olan teozofik çözümlemeler buradaki astro-rahipler tarafından üretilerek geliştirilmiştir. Eski krallık döneminin resmi ideolojisini biçimlendiren Heliopolisin tufan öncesi çağda &#8221; Horusun İzleyicileri &#8221; Şem-su-hor olarak adlandırılan yarı-tanrılar tarafından kurulduğuna inanılır. Mırası devralan kent rahipleri İsis-Osiris mitini şekillendirerek Mısıra yaymışlardır. Heliopolis rahipleri tarafından kaleme alınan metinlerin en önemlileri beşinci hanedan zamanında piramit odalarına yazılan &#8221; Piramit metinleri&#8221; adıyla bilinen kutsal metinlerdir. temel olarak bu metinler evrenin varoluşuna ilişkin ezoterik yaklaşımların anlatıldığı ilahi ve dualardır. Hermetik düşüncenin merkezine yine Heliopoliste raslarız. Bu metinlerde bolca Atum &#8216; a övgüler ve bol miktarda Osiris&#8217; e ithaflar bulunur. Heliopolisin mısır dilindeki adı Innu &#8216;dur, Edfu metinlerinde bahsedilen ilahi şahinin konarak eski tanrıları yeniden canlandırdığı bir sütün bulunur.  Ezoterik düşüncede çok temel bir yere sahip olduğu Bennu kuşunun konduğu bir sütundur.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1662" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/bennu/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1662" title="bennu" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/bennu.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:left;">Kökeni Heliopolise ait olan Bennu kuşu , küllerinden yeniden doğan ünlü kuştur. Küllerinden yeniden doğmak Mısır&#8217;ın en temel düşünce sistemlerinde ölümsüzlüğün ve yeniden doğuşun simgesidir. Bennu&#8217; nun küllerinden kendi oğlunu yaratması Osirisin parçalarından Horus&#8217;u dünyaya getirmesi temasıyla özdeştir. Bir çok yönüyle Quetzalcoatl mitiyle aynıdır. Daha çarpıcısı açıklaması ise bennu kuşunun astronomik anlamında yatar; küllerinden doğan efsanevi yaratığın göksel karşılığı Venüstür. Kutsal ateşte yandıktan sonra küllerinden yeniden doğup Heliopolise dönmesi bir çağın bitişi , yenisinin başlamasını simgeler.</p>
<p style="text-align:left;">Eski çağın biterek yenisinin başlamasıyla ilgili diğer bir nesne , Benben taşıdır. Söz konusu nesnenin hem mitolojik hemde astronomik net karşılıkları bulunur.</p>
<p style="text-align:left;"><a rel="attachment wp-att-1663" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/ben-ben-stone-capstone-from-dashur/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1663" title="ben ben stone capstone from Dashur" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/ben-ben-stone-capstone-from-dashur.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p style="text-align:center;">Benben Taşı  (hanedan dönemi)</p>
<p style="text-align:left;">Benben göklerden gelen ve bu dünyaya ait olmayan tanrısal bir taştır , yani meteor taşı. Aynı zamanda Bennu kuşunun yeryüzüne düşen parçalarıdır. Demir içeren bu taş bazı yazarlar tarafından yıldız tapınımıyla ilişkilendirilsede bu henüz varsayım düzeyindedir. taşın orjinali piramit çağının çok öncesinde kaybolmuştur.Heliopolis rahipleri orjinal taşın yerine bir benzerini yaparak Heliopolis sütununa yerleştirmişlerdir. Bu taş mısırda bir çok yapı ve piramitlerde kullanılmıştır. Tüm piramitlerin tepesinde bulunan bu yeniden doğuşu simgeleyen taşın ölümsüzlüğü simgelemesi raslantı değildir.</p>
<p style="text-align:left;">Meteroidlerin genellikle iki tür yapısının olduğu bilinir, Benben büyük olasılıkla demir içeren bir meteroid olup Mısır dilindeki karşılığı bja sözcüğü demir anlamında Benbene atıfta bulunmak için kullanılır. Aynı zamanda tanrıların kemikleri olarak betimlenir.</p>
<p style="text-align:left;">Bütün bu ayrıntılarda ortaya çıkan kritik noktalar ; bennu kuşunun ölüp küllerinden doğması , Osiris ve oğlu Horusla ilişkilendirilmesi , yeniden doğumu gerçekleşen kuşun gökyüzünde venüsle özdeşleştirilmesi , bennu kuşunun parçalarının benben ile özdeşleştirilmesi , Benbenin tanrıların kemikleri olarak nitelendirilmesi İsis &#8211; Osiris mitine ait tüm verileri doğrular.</p>
<p style="text-align:left;">Ezoterik düşünce sistemi içerisinde şöyle şifrelenmiştir ; İsis (Sirius) , Osiris (Venüs) karı koca tanrılardır ve yetkiyi Seth (Marduk) ile paylaşırlar. Seth hakkına razı olmaz ve Osirisi parçalara ayırarak öldürür.İsis parçaları bir araya getirerek Osiristen hamile kalır, oğlu Horus &#8216;u doğurur. (Sabah yıldızı olarak venüs) tanrılar yönetim gücünü Horus&#8217;a verir, Seth gücünü yitirmemekle birlikte sürgüne gönderilir.  Eski Mısırda Tanrıça Hathor merkezli kültten İsis-Osiris mitine geçilmesi meksikada Quetzalcoatl-Tezcatpolica karşılığı ile bire bir örtüşür. Tüm göksel olgular iki farklı halkın anlatımlarında isimler farklı olarak aynıdır.</p>
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<p style="text-align:left;">
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/1604/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/1604/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1604&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/30/tanrilar-savasirken-osiris-venus-seth-marduk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/ninhursag1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Ninhursag1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/image1734.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Image1734</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/2-1204785540-maat-on-a-sarcophagus1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">2.1204785540.maat-on-a-sarcophagus</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/dunhuang-star-map.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">dunhuang-star-map</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/1-1254532095-horus-with-isis-and-osiris.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">1.1254532095.horus-with-isis-and-osiris</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/bennu.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">bennu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/ben-ben-stone-capstone-from-dashur.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">ben ben stone capstone from Dashur</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Venüs Niye Ters Döner</title>
		<link>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/</link>
		<comments>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 12:26:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neferkaminanu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sıradışı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://neferkaminanu.wordpress.com/?p=1372</guid>
		<description><![CDATA[Güneş ve Ay&#8217;dan sonra en parlak gezegen olan venüsün diğer gezegenlerin aksine olarak doğudan batıya doğru dönmesi konusunda Üniversite Bilimi venüsün bir uyduya sahip olmamasından dolayı ters döndüğünü söyleyerek konuyu geçiştirmeye çalışır. Bu konuda fikir beyan edenler teori öne sürenleri  &#8220;outsider&#8221;  olarak nitelendirerek aforoz eder.  İnsanoğluna yüzyıllar boyunca Dünyanın uydusunun Ay olduğunu söyleyen fakat Ay&#8217;ın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1372&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Güneş ve Ay&#8217;dan sonra en parlak gezegen olan venüsün diğer gezegenlerin aksine olarak <span style="text-decoration:underline;">doğudan batıya </span>doğru dönmesi konusunda Üniversite Bilimi venüsün bir uyduya sahip olmamasından dolayı ters döndüğünü söyleyerek konuyu geçiştirmeye çalışır. Bu konuda fikir beyan edenler teori öne sürenleri  &#8220;outsider&#8221;  olarak nitelendirerek aforoz eder.  İnsanoğluna yüzyıllar boyunca Dünyanın uydusunun Ay olduğunu söyleyen fakat Ay&#8217;ın dünyadan daha eski bir gezegen olduğunu gizleyen bu yapı gerçek astronomik bilgileri kendinde tutmak ister.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1375" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/venus1/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1375" title="venus1" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/venus1.jpg?w=614&#038;h=462" alt="" width="614" height="462" /></a></p>
<p>Kütle, boyut ve yoğunluk açısından dünyaya oldukça yakın değerler taşıyan bu gezegen yaşama olanak vermeyecek biçimde sıcak oluşu güneşe bizden daha yakın olmasından kaynaklanmaz. Güneşe ondan daha yakın olan Merkür bile Venüsün yanında serin bir gezegendir. Bunun sebebi venüsün bütün cevresinin yoğun ve kalın bir atmosfer tabakasıyla cevrili olmasıdır. En güçlü teleskoplarla bile yüzeyi görünmez. Bu kalın tabaka sera etkisi yaratarak ısıyıda içeride hapseder . Bu nedenle gezegende yüzey sıcaklığı 480 dereceyi bulmaktadır. Atmosferinde bulunan yoğun bulut tabakaları sanıldığı gibi yağmur bulutları değil hidroklorik asitle sülfirik asit karışımıdır.</p>
<p>Bu gezegenin yüzey incelemeleriyle ilgili olarak yapay uydulardan bize ulaşanlar hiç de azınsanmayacak nitelikte bilgilerdir. 1975 yılında Sovyetler tarafından yollanan Venera ilk yüzey fotoğraflarını elde etmiştir. Bu fotoğraflar radarla tespit edilmiş olup bildiğimiz anlamda fotoğraflar değil radarla tespit edilmiş yüzey görüntüleridir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1382" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/venera9/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1382" title="venera9" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/venera9.jpg?w=614&#038;h=304" alt="" width="614" height="304" /></a></p>
<p>Elde edilen verilere göre Venüs&#8217; te çok sayıda kıta (büyük) olduğu tespit edilmiştir. Yüzeyde sıradışı volkanik etkinlik olduğu , yüzeyin yüzde sekseninden fazlasının binlerce volkandan soğumuş ve katılaşmış lavdan düzlüklerle kaplı olduğu anlaşılmıştır.</p>
<p>Venüs&#8217;te diğer gezegenlerin hiç birine benzemeyen oldukça huzursuz bir Jeolojik yapı mevcuttur. Yakın zamanlarda Magellan uzay aracının gönderdiği daha net fotoğraflarda , çapları 40-50 km varan dev kraterler görülmektedir. Bunlar derin çatlaklarla birbirlerine bağlı durumdadır.</p>
<p>Carl Sagan Venüsle ilgili olarak  , insanoğlunun batıl inançlarında , kültürlerinde ve efsanelerinde yaratmış olduğu cehennem denen yer betimlemesi ile  benzer olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p>Tüm bunların yanında Venüs&#8217;ün yörünge hareketleride oldukça ilginçtir. Her şeyden önce kendi ekseni etrafındaki dönme hızı Güneşin cevresindeki dönme hızından daha azdır. Ekseni etrafındaki bir turu <span style="text-decoration:underline;">243 günde </span>Güneş cevresindeki bir tam turunu <span style="text-decoration:underline;">224 günde </span>tamamlayan bu gezegenin bir günü bir yılından daha uzundur, diğer taraftan tüm gezegenlerin aksine doğudan batıya doğru döner.</p>
<p>Venüs&#8217;ün dünyaya yakın olmasına karşın olumsuz koşullarının sebebi bugüne kadar bulunamamış belkide üstü kapatılmak istenmiştir. Güneş sisteminde esaslı bir atmasfere sahip dört tane dev olmayan dünya vardır : Yer, Venüs, Mars ve Titan. Eğer Satürn&#8217;ün en büyük uydusu Titan&#8217;ı saymazsak Venüs üç gezegenden biridir. Bu atmosfer tabakasının dünyanın atmosferinden daha yoğun hale gelmesinin sebebi bulutların ne zaman ve neden ortaya çıktığı , bu bulutların su içermeyip atmosferde su olsa dahi bunun çok üst tabakalarda ve buhar halinde olabileceği düşünülür.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1407" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/1solarsystem/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1407" title="1solarsystem" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/1solarsystem.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Diğer sıra dışı özellik gezegen yüzeyindeki çok sayıda iri krater ve derin çatlakların yanı sıra tüm hızıyla devam eden jeolojik aktivitidedir. Genel bir ilke olarak yoğun volkanik aktivitenin gezegenlerin genç aşamalarında görülen bir durum olduğu söylenebilir.  Laplace’ nin klasik Nebula teorisine göre Güneş sisteminde merkeze yakın gezegenler , uzak olan gezegenlerden daha gençtir. Bu durumda Dünya’nın Mars’tan , Venüsünde Dünyadan daha genç olduğu söylenebilir. Ama çok yoğun aktiviteyi gerçekleştirebilecek kadar değil.  <span style="text-decoration:underline;">Genel kurama göre gezegenler yaşlandıkça dıştan içe doğru soğuma ortaya çıkar ve kabuk giderek kalınlaşıp sertleşir </span>. Bu yüzeyde homojen olmayacağı için , sıvı kısmın üzerinde kalan plakalar oluşur ve bunlar süreç içerisinde birbiriyle çarpışarak yüzeyde depremlere sebep olur, kimi noktalarda büzüşerek yükselerek sıra dağları oluşturur. Yaşlanma sürdükçe kabuğun (Litosfer) sertleşip soğumasına paralel iç kısımdaki sıvıda yoğunlaşarak jeolojik etkinlikleri azaltır.</p>
<p>Venüs gezegenimizden daha genç bir gezegen olarak tanımlansa bile , durmak bilmeyen aktiviteyi açıklamak zordur. Venera ve Magellan uyduları sayesinde yüzeyin oldukça sert olduğu bilinmektedir ki, bu belirli yaşlanmayı gösterir. O halde jeolojik aktiviteyi o gezegenin yaşından bağımsız faktörlere ; mesela organik bileşimine ve yüzey ısısına bağlı olabileceği düşünülebilir. Laplace teorisine göre oldukça yaşlı gezegenlerden biri olması gereken Jüpiter ‘in uydularından İo ‘nun Güneş sistemi içerisinde volkanik açıdan en aktif gök cismi olduğu bilinmektedir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1555" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/planet_interiors/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1555" title="planet_interiors" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/planet_interiors.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>İo &#8216;nun yüzeyi bir çok kez kükürtlü lavlarla kaplanmıştır, uydunun içten dışa ısı akışı konusunda  incelemeler sonucunda oldukça bilgi sahibi olunmuş, bu enerjinin sebebi hakkında yeterli radyoaktivite görünmediği ortaya çıkmıştır. Bunun yerine astronomlar , volkanik enerjinin kaynağının Jupiter &#8216;in ve diğer uydularının İo üzerindeki çekimsel etkilerinden kaynaklanan gelgit sürtünmesi olduğunu öne sürmüşlerdir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Öne sürülen bu teori Venüs içinde kabul edilebilirmi. ? </span> Şuan itibariyle bunla ilgili hiç bir somut veri bulunmaz. Ama daha uzak geçmişlerde bugünkünden farklı bir yörüngedeyken yaşadığı yakın geçişler ve olası uydu çarpışmaları sırasında oluşan olağan üstü çekim etkilerinin bugün gözlenen yoğun aktivitenin başlıca sebebi olduğunu söylemek pekte haksız bir düşünce olmaz.</p>
<p>Sahip olduğumuz bilgilere göre evrende en fazla bulunan maddenin hidrojen ,hemen ardından helyum gelmektedir. Oksijen ve karbon gibi yaşamsal elementler görece azdır. mağnezyum, demir, silisyum ve alüminyum gibi gezegenlerin katı yapıları içinde bulunan elementlere ise gazlara göre ender rastlarız. İç gezegenler olarak adlandırılan kütleleri küçük olan Merkür, Venüs ,Dünya ve Mars ağırlıklı olarak kaya ve metalleri içerir. Gezegenlerin güneşe olan uzaklıkları arttıkça ve kütleleler büyüdükçe yapılarında uçucu maddelerin daha çok arttığını görürüz. Jüpiter, Satürn, Neptün gibi gezegenler büyük oranda bu gazlardan oluşur. Venüs metal bir çekirdeğin üzerinde kayalık bir örtü ile oluşmuştur. Bu sıkı bağlantı sayesinde onları bir arada tutabilmek için yerçekimine ihtiyaç kalmaz.</p>
<p>Venüs yüzeyinin 480 derecelik bir ısıya sahip olması yüzeyin hemen altındaki kaya ve metalleri akkor haline getirmeye yeterli değildir. Ergime için gerekli ısı miktarı demir için 1535 derece , bakır 1083 , nikel 1445 , gümüş 960 derecede ergimeye başlar. Budurumda yüzey sıcaklığının küçük çatlak ve çöküntü yaratarak metalleri yumuşatma ihtimali yoktur. Yoğun mağma hareketinin kabuğun iç kısmından kaynaklandığı açıklaması dışında başka bir açıklama getiremeyiz.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">O halde kabuğu sert metal ve kayalardan oluşmuş dünya boyutundaki bir gezegende yaşanan yoğun jeolojik aktivite , İo örneğinde olduğu gibi güçlü bir çekim etkisiyle açıklanabilirmi. ?</span></p>
<p>Böyle bir iddia için görünürde Güneş dışında bir gezegen yoktur. Ancak devasa kütlesiyle büyük bir çekim çekim gücüne sahip olsa bile Güneşin kabuğu katılaşmış bir gezegende böyle sıra dışı bir aktiviteye yol açacak oranda şiddetli bir etkiye sahip olması pek anlamlı gelmez, keza Merkür Güneşe daha yakındır. Dünya venüse göre biraz daha uzak mesafede olmakla birlikte Venüsünküne yakın bir etki almakta ve Dünya üzerindeki aktivitelerin güneş kaynaklı olmadığı bilinmektedir. Diğer bir konu Venüs milyonlarca yıldır bugünkü konumunda dönmekte ise güneşten aldığı yoğun etkiler ile denge noktasına çoktan gelmiş olması gerekir.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Durum böyle değilse ve Venüs bugünkü konumuna bir kaç bin yıl önce geldiyse. ?</span></p>
<p>Venüs yüzeyinde değişik tipte kraterler mevcuttur. Bunların bir çoğu kabuk hareketlerine bağlı olmakla birlikte büyük meteor çarpışmalarının izlerini gösteren kraterlerde mevcuttur. Bunlar geniş çaplı ve derin omayan izlerdir. Uydumuz Ay&#8217;ın yüzeyindede çarpışmalarla oluşmuş krater izlerine raslarız. Atmosferi olmadığı için Ay yüzeyi çarpışmalar karşısında koruma kalkansızdır. Venüs söz konusu olduğunda atmosfer kalkanının önemi artar ; dev meteoritlerin bu kalkanı aşarak yüzeye çarpabilmesi pek mümkün değildir. Olsa bile ender çarpışmalardır. Akla gelen soru bu kalkanın ne zaman oluştuğudur. ?</p>
<p>Dünyamıza çok büyük bir asteroid çarpsa dünya üzerinde yaşamın son buldurabilecek zincirleme etkiler yaratabileceği ve Venüsün bir kopyası olacağı bilimsel veriler ile sabittir. Venüsteki jeolojik aktivitelerin sebebi çarpışmaya bağlı zincirin bir sonucu olması oldukça yüksek bir ihtimaldir, kaldı ki böyle bir olaya somut kanıt getirilebilmesi imkansızdır.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Bilim dünyasının ısrarla görmeze getirdiği ve bundan bahseden kişiyi aforoz ettiği düşünce </span>, bundan 7.300 yıl öncesine dek oldukça farklı ve geniş bir  yörüngeye sahip , epliptikle çakışmayan ve 40 derecelik bir sapma gösteren ve konumu büyük ihtimalle Mars ve Jüpiter arasında bulunan ve bugün Asteroid kuşağı olarak bildiğimiz yerdeydi ve olasılıkla uydusuda mevcuttu.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1597" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/mercury-mag/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1597" title="mercury-mag" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/mercury-mag.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>İÖ 5310&#8242;da uzayın derinliklerinde çok uzun bir yörünge çizerek gelen ve Nibiru/Marduk/İxion olarak adlandırılan gezegenle tehlikeli bir yakın  geçiş gerçekleştirdi. Bu geçiş sonrasında Venüsün tüm dengesi bozuldu. Bu yörünge geçişi  sadece Venüsle ilgili kalmayıp , Merkür yapısını inceleyen bilim adamları milyonlarca yıl önce en az iki kez kendisi büyüklüğünde bir gök cismiyle çarpışma yaşadığını ve bu nedenle yüzeydeki metallerin çekirdeğe gömülerek sıvı çekirdekten mahrum kaldığını düşünürler. Bu çarpışma için en uygun aday Nibiru/Marduk uydularından biri olduğu düşünülebilir.</p>
<p>Yine teorilere bağlı olarak Marduk&#8217;un uydularından biriyle Venüs&#8217; ün uydusu çarpıştı ve bu çarpışma sonrasında bugünkü Asteroid kuşağı meydana geldi. Görece büyük parçalarda Venüs yüzeyine düşerek gezegenin yörüngesinden çıkartarak içlere doğru itmiştir. Eski konumundayken büyük olasılıkla Mars atmosferi gibi ince ve seyreltik olan yüzeyi çarpışmanın etkisiyle bügünkü haline gelmiştir.</p>
<p><a rel="attachment wp-att-1594" href="http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/carpisma/"><img class="aligncenter size-full wp-image-1594" title="carpisma" src="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/carpisma.jpg?w=614" alt=""   /></a></p>
<p>Diğer taraftan sistemin içlerinde yaşanan karmaşıklık nedeniyle Venüs önce marsa yaklaşmış , ardındanda Dünya ile yakın geçiş yaparak insanoğlunun Venüs için Tüten Yıldız imgelemi oluşmuştur. Güneşinde yoğun bir etkisiyle gökyüzünde 2,000 yıl süren bu göksel savaş Dünya tarafından itilen ve Güneşe yakalanan Venüs , Merkür ve Dünya arasında bugünkü konumuna oturmuştur.  Çarpmanın en büyük etkisi eski konumundan çıkmasıyla yaşanan gezegenin dönüş hareketlerinde yaşandı. Güneş sisteminin oluşumu sırasındaki saat yönündeki momentum kuralı bozmuştur.</p>
<p><span style="text-decoration:underline;">Astronomlar Venüsün ters dönüşüyle ilgili olarak dev bir asteroid veya kuyruklu yıldız tarafından gezegene şiddetle çarpıldığı ve bu çarpma sırasında momentumun tersine döndüğünü söylerler.</span> Bu felaketin yakın bir geçmişte değil milyarlarca yıl önce Güneş sisteminin ilk oluşumu sırasında olduğunu söyleyerek insanoğluna ait tüm bilginin somut gerçeklikten öte masa başında kuramsal olarak oluşturulmasına zemin hazırlarlar. Çarpışma fikri onlar için yabancı olmasada çarpışmanın zamanı yaşadığımız dünyada bir çok kuramsal bilginin değiştirilmesini gerektirmektedir. Venüse ait çarpışma izlerinin ise artık saklanamayacak kadar yakın geçmişte olduğğu bir gerçektir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/neferkaminanu.wordpress.com/1372/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/neferkaminanu.wordpress.com/1372/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=neferkaminanu.wordpress.com&amp;blog=10497400&amp;post=1372&amp;subd=neferkaminanu&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://neferkaminanu.wordpress.com/2010/07/26/venus-niye-ters-doner/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/4c55e504a01db563590efcd5557a7a94?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">neferkaminanu</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/venus1.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">venus1</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/venera9.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">venera9</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/1solarsystem.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">1solarsystem</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/planet_interiors.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">planet_interiors</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/mercury-mag.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">mercury-mag</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://neferkaminanu.files.wordpress.com/2010/07/carpisma.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">carpisma</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
