About
This is an example of a WordPress page, you could edit this to put information about yourself or your site so readers know where you are coming from. You can create as many pages like this one or sub-pages as you like and manage all of your content inside of WordPress.
Yorumlar

“Küreselleşme Karşısında Sosyalizm Çöptür”
dye başlık açmışsın.. küreselleşmenin gerçek olduğunu nereden çıkarıyorsun? halen emperyalist üretim ilişkileri hakimdir dünyaya. egemen sınıflar böyle bir slogan ortaya atınca, hemen gerçek mi oluyor?
sınırların felan kalkması lazım küreselleşme için, orduların pasifize olması vs. gerekli, şu an tam tersine emperyalist militarizm doruk noktasında.
üstelik sosyalizm emperyalizme değil, emek-sermaye çelişkisine dayanır. hayal ettiğiniz gibi küreselleşme olsa bile küresel sermayeye karşı küresel emek cephesinin savaşı kaçınılmaz olarak sosyalizme dönüşecektir.
post-modernite kendisini “gerçek dışılık” üzerine inşa ettiğinden, küreselleşme gibi ancak şirin baba köyünde gerçekleşebilecek hayali sloganlarla kitlelere dayatmaya çalışır. senin ateistforumda “türkiye’de müslüman mı var” demen, ya da küreselleşmeyi gerçek zannetmen bu post-modernist düşüncenin birer parçasından başkası değil. ama aynı zamanda zorunlu askerliği savunmaya kalkışında senin tutarsızlık yaparak kendi içinde bir post-modernite özü taşıdığını gösteriyor.
ulus-devlet sistemi halen sürüyor ve komünizmin yerleşmesine değin devam edecek. son yıllarda türkiye’de gerçekleşen değişiklik, kemalist rejimin burjuva demokratik görevleri geçmişte tam olarak yerine getiremememesi sonucu tepedan aşağı şekilde gerçekleşen bir elitizme karşı halkın tabandan yukarıya gerçekleşen köklü hareketinden başkası değil. yoksa 21.yüzyıl dünyasının 19 ya da 20.yy dünyasından teknolojik gelişmişlik dışında herhangi bir farkı yok. aksi durumların tamamı hayali, eşyanın doğasına aykırı şeyler. değerin üretilmesi için sınai emek zorunludur, makineler üretim yapsa bile sahiplerine kâr sağlayacakları ürünler üretmez. bunun için fiili emek gerekiyor. bu da sosyalizmi tarihsel zorunluluk olarak önümüze yerleştirmekte.
küreselleşmeninde işi bitti artık. geçmiş olsun herkese..
bir post modernizmdi deldi geçti peh peh peh .):)
zeitgeist gibi sadece gerçek belgesel bilgi ve görüntülere dayanan o filme bakmak bile küreselleşmenin nasıl doymak bilmez vahşi insan doğası/emperyalizmin kocaman bir oyunu olduğunu görür. hep bilginin insanı nerelere götürebileceğini bu çok bilenlerden korkarak görüyoum maalesef….
“1- Kolonyal düzen sonrası Küresel düzenin tek alternatifi Radikal islamdır, irana sürekli saldırılmasının TC ‘de Fetullah gibi ılımlı islam kılıfı adı altında ki, amerika tarafımdan söylenen kelimenin tam karşılığı Ilımlı değil kontrol edilebilir islamdır, pompalanmasının sebebi budur. Kolonyal düzende alternatif Sosyalizmdi ama kolonyal düzeni FED merkezli altın para standardının değiştirilmesiyle Ulusa kavramı bitirilerek son verildi.
Aslında bu forumda ki çoğu tartışmaların alayı boş, ulus devletlerin varlığı ve yaşamasının olmazsa olmazlarının yok edildiği ülkemizde hala bir takım şahsiyetlerin kemalizm üzerinden siyaset yapmalarıda beni oldukça güldürüyor. Ben de şamata olsun dye yazıyorum.”
- Radikal İslam denilen akım siyasi-ekonomik ve toplumsal bir sistem değil, dinsel bir ideolojidir. Sosyalizm ise ideoloji olmaktan uzak daha çok toplumun siyasal ve ekonomik dönüşümünden doğan durumdur.
- Sanırım post modern dönem ile modern dönem arasındaki tezat karışıklığa yol açmıştır. post modern durum, modern durumun bunalımlarından doğmuştur ama temelden yoksun olduğu için muhtelemen kısa sürede çözülecek gibi görünüyor. Yani emperyalizm ve işbirlikçi tekelci burjuvazi, Türkiye özeli ve dünya genelinde duruma bakıyor, sonuç olarak modernizmin tarihsel materyalizm öğretisi doğrultusunda sosyalizme dönüşmeye “meyilli” olduğunu anlayınca, post modernizm diye bir şey icat ediyor
. ulus-devletin kalktığı söylemide söylem olmayı aşmaz açıkçası. ulus-devlet nerede kalkmış? zorunlu askerlik sürmekte, üstelik bu tüm dünya genelinde böyle. dünyada proffesyonel ordu diye bir kurum yok, ya gönüllü ya da zorunlu veyahut paralı özel birliklerden kurulan bazı ordular var. aynı şekilde ulus-devletin sınırları halen duruyor, yönetim şekli ve yürütme yasama organları (parlamenter demokrasi vs.) olduğu gibi sürmekte. sadece şu aralar uzaya uydu gönderme tank tüfek uçak felan üretme, f-16 ların yerine f-35 gibi çoklu amaç için üretilen jetlerin geçirilmesi vs. propaganda yapılmakta. bunlarında açıkçası toplumsal sistemle alakası olduğunu sanmam. post modernizm kendisini bu kılıflarla sürekli kılmaya çalışıyor, yoksa alayı modernizm zaten. f-16′da f-35′de modernisttir özünde.
ulus kavramı insan eliyle bitirilebilecek bir şey değildir. çünkü ulus kavramı henüz devlet ortaya çıkmadan yani antikite öncesinde bile vardı. ulus-devlet diye tabir ettiğiniz ulusal-devletler ise imparatorlukların çözülmesi yani feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde ortaya çıktılar. post modernizmin asılsız iddia ve propagandalarını es geçersek (bu propaganda gücünü SSCB’nin tarih sahnesinden çekilmesi sonucu elde etmiştir, ama önceki dönemlerdede şiddetle karışık şekilde sürdürüyordu.) ulus-devletler varlığını komünizme kadar sürdüreceğe benziyor. sosyalizm bile belli ölçülerde ulusal devlet kimliğini devam ettirir. devletin tam sönüşü komünizmde mümkündür.
2006-2011 arasında gerçekleşen post modern konjünktür kemalistlerin aktif hayatlarını büyük ölçüde sindirdi. ama temelsiz olması kısa süre içinde kemalistlerin ve dünyanın geri kalanında varlığını şu an ezik şekilde sürdüren modernistleri (ABD’de cumhuriyetçiler örneğin) tekrar iktidara getirecektir. aslında AKP hükümetide ilk başta modernist yapı sergilerken, uluslararası emperyalizmin içinde bulunduğu sıkıntılara post modern kılıf örmesi neticesinde politikasını değiştirmiştir. ergenekon operasyonları, davaları, tutuklamalar, yeni anayasa diye dayatılan 2010 anayasa değişikliği, küreselleşme, yeni dünya düzeni, liberalizm ve “teknolojik ilerleme” söylemi tamamen post modern konunktürün kitlelere basın aracılığıyla benimsettiği şeyler. Hatta cübbeli ahmetin gözden düşürülmesi ve seks kasetleri bile bunun bir parçasıdır diyebilirim.
neyse çok konuştum, umarım bir şeyler anlamışındır.
post modern durumun belirgin bir diğer özelliğide modern durumda sosyal açıdan imkansız gibi görünen olayların (bakın olgu demiyorum, olay) gerçekleştirilmesi ve pratiğe dökülüp kitlelere izletilmesinden ibaret. örneğin, on sene önce cübbeli ahmet zina vaazları verirken, 2011 başlarında kendisinin fuhuş kasedininin yayınlanması ya da mesela, televizyonlarda açıkça ahlaksızlığın ifşa edilip, teşhirciliğin yaygınlaştırılması gbii. modern binalar yerine daha çok post modern mimariyi kullanan ortamların yaratılması (market ve dükkanların yerini AVM diye tabir edilen toplu iş merkezlerine bırakması) tarzında değişiklikler göze çarpar. yine kozmetikte değişiklikler, -aslında gerçekliği olmayan- kadınların güzelleştiği gibi bir his
güncel siyasetin yerini daha çok yönetsel işlevlere bırakması tarzında şeylerede rastlanır. bunların tamamı mevcut konjunkturun yarattığı geçici yanılsamalardan ibaret diye düşünmekteyim, zamanla hatta kısa süre sonra herşeyi anlayacaksınız.
he hehe
bu mesele mayıs ayı içinde son ermiştir. herkeze geçmiş olsun
ne küreselleşmesi aq? türkiyenin sınırları olduğu gibi duruyor, hayal ürünü şeylere kafa yormayın. embesiller yeni anayasa başkanlık sistemi diye kıçlarını yırtsınlar. hepsi artık laf, ulusalcı-modernizm ve faşist dikta yerli yerine oturuyor.