Çarpışan Dünyalar / Velikovsky

Posted: 18/11/2009 in Sıradışı

Tarihsel süreçler içinde mitlerin incelenmesiyle ortaya sıra dışı olaylardan bir taneside Venüs tür.
Dünyanın farklı yerlerinde Venüs le ilgili farklı mitlerde gezegenin yörünge değiş tirmesi nedeniyle olağan üstü olayların olduğu karşımıza çıkar.Venüsün yörünge değişimini sadece büyük bir sağlayacak büyük bir gezegene ihtiyaç vardır.Buda varlığındaki şüphelerin her geçen gün azaldığı gezegen X e dikkatleri çeker.

Bu teori venüsle ilgili ilk teori değildir.1950 yılında psikanaliz Velikovsky yayınladığı ve çok tepki çeken “Çarpışan Dünyalar ? adlı kitap göksel çarpışmayla ilgili çarpışmayla ilgili şaşırtıcı iddialarda bulunur.Ipuwer papirüslerinden yola çıkılarak hazırlanan ve EXODUS olayının aydınlatılmaya çalışıldığı kitapta ; yer kabuğundaki meydana gelen sıra dışı olaylar Venüsün Jüpiter ile çarpışması nedeni ile olduğu yönündedir.Söz konusu teoriye göre çarpış madan önce Venüs diye bir gezegen yoktur.Velikovsky a göre Venüs Jüpiterin kendi bünyesi içerisinde oluşturup dışarı fırlattığı gaz kütlesinden oluşan serseri bir gezegendir.

Velikovsky a göre Venüs fırlatıldığında dünyaya çarpacak derecede yakın geçmiş bu sırada dünya üzerine kızıl tozlar,kurbağalar,pireler,çekirgeler vb dolu gök taşları yağmıştır.Bu teyet geçiş EXODUS ta anlatılan yer küre hareketlerini meydana getirmiştir.İkinci karşılaşma 52 yıl sonra gerçekleşir ve Venüs kuyruklu yıldızı bugünkü yörüngesine yerleşmiştir.Ona göre İ.Ö 1500 yılından önce Venüs diye bir gzegen yoktur ve oluşumuyla bilikte serseri yörünge den rahatsız olan Mars dünyaya oldukça yakın geçerek dünyanın manyetik kutuplarını etki leyerek ,dönüş hızı ve katasforlara neden olmuştur.

Bilim dünyası Veliovsky ye alışılmadık derecede tepki gösterdi.Çarpışan dünyaların ya yınlanması engellendi.Gerçeklerin er keç ortaya çıkacağı bir bilimsellik ortamında gösterilen bu tepki oldukça şaşırtıcıdır.

Velikovsky olayında kötü olan kendilerine bilim adamı denen kişilerin kitabı ortadan kaldırmak istemeleriydi.Ortaya atılan düşünce ne olursa olsun her düşünce araştırmaya değer olma lıydı ve gerçek kaçınılmaz olarak çıkardı.Konuyla ilgili Carl Sagan ın görüşü “ Alışılmış fikir lere benzemediği için insanı tedirgin eden yeni fikirlerin boğulması ,din ve siyaset çevresinde görülebilir.Fakat böyle bir şey bilgiye götüren şey değildir.Bilimsel çaba kavramıyla bağdaşmaz.Yeni ufuklara götürecek görüşleri kimin öne süreceğini önceden kestirip atamayız “
Bu sözler Sagan a ait olup Veliovsky muhalifi olan uzay projelerinin başkanlığını yapmış olan Sagan ortaçağ zihniyetinden oldukça rahatsız olmuştur.Onun kafasındaki bilim adamı tipi ütopik prototipe bağlıdır.Bu kasta olan bağlılığı , nesnel ve sınıflarüstü bir bilimin olamayacağını fark ettirememiştir ona.Din ve siyasetten bağımsız tuttuğu bilimin bağımsız olmadığı ve içinde hiyerarşik yapısının inisiye okullarından farklı olmadığını görmek istememiştir.Bugün dahi akademik kariyere sahip olmayanların bilimle engellenmesi engellenmektedir.Ve bu en geller oldukça kesindir.Bilim onaması üniversitelerde yapılmaktadır ve akademik kariyerin n asıl yapıldığı tüm dünyada bilinen bir gerçektir.Artık bilim adamında bilgi ve sezgi kemikleşmiş durumdadır.

Akademik kariyer sahibi olmayan kişilerin yaptıkları çalışmalar sahte bilim yani Pseudo-Science etiketi vurularak küçümsenmektedir.Bu nu yapanlarsa Carl saganında içinde bulunduğu bilim oligarşisidir.

Bilim dünyasının en açık fikirli ve idealist bilim adamı televizyondaki bir program hakkın daki görüşleri “ İşte rast gele bir örnek : Plutonun ardında büyük bir gezegenin olduğu ileri sürülen bir yazar ortaya sunuluyor.Kanıtı , teleskopun icadından çok önce oyulmuş eski Sümer silindir mühürleri.Görüşlerinin profesyonel gökbilimcilerince giderek artan oranda kabul gördüğünü söylüyor yazar.Neptün,Plüton ve bu iki gezenin ardındaki dört uzay aracının devi nimlerini inceleyen gökbilimcileri ,söz konusu gezegenin izine bile rastlayamadılar. ?

Sagan ın kimden söz ettiği açıktır.Göndermeleri ismini bile söylemeye korktuğu Zecharia Sitchin dir.Otuz yıllık bir araştırmayı inceleme nezaketini göstermeden sahte bilim ilan etmiş tir.Konuşması sırasında onuncu gezegene atıfta bulunarak deli saçması olarak alay eder.Amaç onuncu gezegen teorisini küçümsemektir. Tam bu sırada IRAS ın izini bulduğu ve dünyaya duyurduğu gezegen x in üzerinden 10 yıl geçmiştir , burada çok fazla kafa karıştrıcı soru orta ya çıkar ki ; bunları düşünmeyi size bırakıyorum.Sagan ın bir bilim adamı olarak 12 gezegen
Kitabını duymamış olması mümkünmüdür ? Tabiki değildir , bilim adamı olarak yıllarını ver dikleri çalışma alanlarına dışarıdan birilerinin müdahalesi ve üstelik birde teori geliştirmesi oldukça sinirlendirir.

Velikovsky olayına dönersek , Yahudi asıllı oldukça inançlı birisidir.Çarpışan dünyaları yaz masında en önemli etken Freud un musa ve tektanrıcılık tır.Venüsle ilgili metinleri Roma bil gelerinden Varro nun Maya yazıtları üzerine yazdığı yazıda ulaşır ve Ogyg leri eski ahitteki Ameliklerin kralı olarak adı geçen Agog olarak yorumlar ve macerası başlamış olur.İlginç ben zerlikte Velikovsky de Sitchen gibi tarihsel olayları eski ahite uydurma histerisine kapılmıştır.

Ne var ki bütün bu sansasyonel yapısına karşın kolay çürütülebilecek bir teoridir. ? Venüs kayalık ve madeni yapılı bir gezegendir ,hidrojen olarak fakirdir, oysa Jüpiter tümüyle hidro jenden oluşur ,jüpiterden komet yada enerji fırlamasına imkan yoktur.Velikovsky ın kitabında buna benzer bir çok önerme bulunur.

Velikovsky bir çok hata yaptığı çarpışan dünyalarda dayanaklardan yoksun olmakla beraber Kaos çağları adlı kitabında hatalarının yanında bir çok doğru tespitlerde yapmıştır.Yaşadığı 50 ve 60 lı yıllarda eskim mısır zamanında dünyaya bir kuyruklu yıldız yaklaştığına ilişkin teo risi ile alay edildi , Fakat söylediği pek çok şey gibi buda doğru çıktı.Sözgelimi kuyruklu yıl dızların kayalardan oluşmayıp bol miktarada hidrokarbon ve buz içerdiğini ilk o söylemiştir. Daha birkaç yıl önce Jüpitere çarpan kuyruklu yıldızın çekilen resimlerinde bu doğrulanmıştır.

Velikovsky doğru veriler ve mantıklı referans noktaları yakalamıştı aslında ama eski ahit inancı doğru verilerle yanlış sonuçlara ulaşmasına neden oldu ,tıpkı Sitchin in son kitaplarında Tüm tarihi eski ahite uyarlaması veya Daniken in para tatlı geldikten sonra yazdığı saçma sap an kitaplar gibi.

Bilim adamlarının çarpışan gezegenler yada gezegene çarpan kuyruklu yıldızlar konusunda garip bir tepkileri vardır.Oysaki kimi büyük doğal afetin başka bir açıklaması yok.Bundan 60 milyon yıl önce dinozorların nasıl birden bire ortadan yok olduğu konusunda hala bilinmez fa kat yanıtı büyük bir ihtimalle asteroit çarpması sonucu oluşan felaketin gizleniyor olduğu bü yük ihtimal doğrultusundadır.Tunguka ya düşen gök tasının etkileri bilinmektedir.Bilim adam larının evrende başıboş fazla kuyruklu yıldız olup çarpışma olmadığını söyleselerde Ay ve Mars ın yüzeyi incelendiği zaman çarpma izleri görülür.1994 yılında Shomaker kuyruklu yıldı zı Jupitere çarpmasını NASA fazla medyaya yansıtmamıştır.Konu bir korkutma teorisi yaratmak değil bu tür çarpışmaların dünya üzerinden milyonlarca yıldır izlendiğinin bilinmesidir.

Eğer dünyaya yakın olarak 75,000 yılda bir kuyruklu yıldız gördüysek 3661 yılda güneşin çevresinde turlayan gezegenin var olmayacağını öne sürmek bilimsel bir tavır değildir.Sagan ın mantığına göre teleskopu icat ettiğimiz 500 yıl boyunca böyle bir şey görünmediyse bu mümkün değildir.Kohutek i görmeseydik 75,000 yıl boyunca saf mitoloji olarak kalacaktı.

Gezegen X arayışları ve IRAS ın bulguları ile bilim dünyası elitleri Niburu/Marduk un varlığını bizden çok ayrıntılı olarak bilmekte ve aramakta iken ve net bulguları ellerinde iken şimdilik bize bilmemiz gerektiği kadarının verilmesi , kararları ve düşünceleri bizim yönetmediğimizdir

Yorumlar
  1. kadir diyor ki:

    sayın burak eldem velikovsky nin iddalarını mantıklı bir ölçüde çürütüyor sanırım.

  2. Abdullah Turut diyor ki:

    Immanuel Velikovsky’i anlamamak çok üzücü.Bilimin skolastik düşünceden çıkma zamanı geldi de geçiyor artık.

  3. cansel diyor ki:

    okuyamadım 2012de bizim dünyayla ve başka bir dünya çarpışaçak diyolar son 1,2 yılımız kaldı

  4. aşmunikal diyor ki:

    Burak Eldem, Velikovsky’nin iddialarını aslında bir yere kadar paralel giden düşüncelerle destekler örneklerde bulunuyor. Mardukla Randevu kitabı da bunun en iyi açıklamasıdır diye düşünüyorum. Benim üzüldüğüm nokta Eric Von Danken’in Tanrıların Arabaları kitabından sonra gerçek amacından sapıp belirttiğiniz gibi popüler kültüre alet olması. Zekeria
    Sitchin’i ise benzer katogoriye almanıza rağmen ben kesinlikle ciddi bulmuyorum. Tamamen ütopik geliyor bana
    Benim X gezegeninden bahsedilince aklıma gelen zaman dilimi M.Ö 1600’lü tarihler.Yeryüzü için oldukça önemli zamanlar. Mısır da başgösteren büyük boyuttaki kıtlık ( papirüslerde yer alan,nehirlerden kan akıyordu diye betimlenen şiirler) ve gelgit sonucu oluşan tusunamiler, mayaların atası olmeklerin aniden yok oluşu, Doğunun enbüyük gücü Persler’in, yangınlar ve kıtlıkla zayıflayıp küçücük bir toplum olan Hititliler’in işgaline bile savunmasız kalması, Orta Asya’dan batıya müthiş bir göç, Ege ve Anadolunun güçlü uygarlığı Minos’un, deprem ve volkanik patlamalarla yıkılması, Çindeki en güçlü hanedan olan Xia hanedanının eldeğiştirmesi ve Çin’de kuraklık ve göç vb. Tüm bu olaylar M.Ö. 1650 yılını tarif ediyor. Tüm dünyayı etkileyen bunun gibi aynı zamanlarda oluşan ve düzenleri değiştiren yine bir kaç zaman var. Özellikle astrolojik gözlem gücü yüksek medeniyetler, çok daha önceleri bu ve buna benzer dönemleri birinci,ikinci ve üçüncü çağlar olarak sınıflandırmışlar. Hatta Nuh Tufanı’ n ıda bu kategori içinde bulmak mümkün. Bu X gezegenin varlığı için bu dönemin önemli bir kanıt sunabilecek olayları gösterdiğini düşünüyorum

    • gizlibilgi diyor ki:

      aşmunikal, velikovski x gezegeni falan kabul etmez, musa nın dönemini deki venüs etkisini anlatır, oda tarihsel olarak ne minos uygarlığı nede mö 1600 yıllarını anlatır. burak erdem de musa dönemini değil yusuf dönemi öncesi hiksos dönemini anlatır. senin teorinin zaman olgusu yok, sınıfta kaldın yani….

  5. aşmunikal diyor ki:

    Sayın Gizlibilgi, benim bu tür fikirsel konularda pek fazla tartışma ortamına girdiğim bir deneyimim yok. Daha çok gözlemciyim diyebilirim. Ancak yersiz bulduğum uslubunuza dikkat ederseniz memnun olurum. Sizin kırmızı kurdele taktığınız bir sınıfta okumanın benim için bir ehemmiyeti maalesef olamaz. Dolayısıyla o sınıfta bırakılmamında… Sadece ilgiyle takip ettiğim bu yazı dizisine ait fikirlerimi paylaşmayı diledim o kadar. Ben de tıpkı sizin gibi bir bilim insanı değilim. Bu konuyla alakalı merakımdan kaynaklanan okuduklarım ve gözlemlerime dayanarak fikrimi sunuyorum. Konunun A-B-C sine dayanan temel dersiniz için teşekkür ederim Sanırım yanlış algılamadan veya yeterince net aktaramama kaynaklı bir sorun olabileceğini düşünerek son kez bir açıklama ihtiyacı hissettim. Sayın adminin yazısının ve sunduğu bilgilerin benim açımdan ilgimi çeken tarafı gerek Velikovsky, gerekse konuda adı geçen Burak Eldem’in kitaplarında gözlemdeğim özellikle zekheriya shitzine ait ayakları havada bazı konuları alıp düz dikmeye çalışan fikirlerin ve cevapların karşılığını bulabilmek. Zira Her ne kadar yanlı olabileceği şüphesi taşıdığım Yahudi asıllı olarak çalışmalarının çoğunu Filistin’de yapmış olması ve kaynağını oksidüs ve mısır yazıtlarından temel alarak beslemesi nedeniyle biraz mesafeli baktığım Velikovsky, kendisine yergi ve şüpheyle bakan bir çok bilim adamını şaşırtmış ve bazı teorilerin onun işaret ettiği şekilde meydana çıkması özellikle Eınsteın’ın başta uzay boşluğunun manyetik alanlarının etkisinde bulunduğu güneş ve gezegenlerin elektrik yüklü kitleler olduğu ve elektromanyetizmin uzay mekaniğini etkileyecek durumda olduğu varsayımına karşı çıkarken Jüpiterden gelen yoğun radyo sinyallerinden tespitinden sonra Velikovsky’nini teorilerinin denenmesi için çaba harcayacağını belirtmesi son zamanlarında çalışmalarını bu yönde yapması fikri ve daha sonra bilimsel olarak desteklenen şimdi burada bahsetmekle zaman alacağını düşündüğüm teorileri ilgimi çekmekte.Yani gerçeğin peşindeyim. Burak Eldemin , Velikovski ile paralel giden bazı düşüncelerinden bahsettim. Aynı dönemi anlattıklarını ya da her ikisinin de aynı x gezegeninden bahsettiklerini dair daha önce de bir yorumum olmadı.. :) Bazı fikirlerinde paralellikler oluştuğuna dayanağımda Eldem’in kitabında yer alan astronomiyle ilgili verileri yorumlayan toplumlardan bahsettiği özellikle Venüsle ilgili olan kısımların anlatıldığı yerlerdi ( Örnğin Venüsün Bilinmeyen serüveni Burak eldem Mardukla Randevu syf 392. Yine syf 490_ 525 sayfaları arasında da İbrani kaynaklarından ve papürüslerdeki olağandışı ve etkisi yadsınamaz olan olaylara dair yazıtlardan bahseder) Evet Burak Eldem son 5000 yıl içindeki antik bilgilerin üzerindeki okültizm örtüsünü aralamaya çalışmış mayalardan ,hititlere , babillden eski mısıra çin ve hint efsanelerinden kitabının son bölümündeki oldukça geniş bölümde Yahven’in bölünmesine ; Genesis ve Enoch’un kitabının bulunmasıyla değişen tarihi yazma sürecine; devamında da hrıstıyan Mesih olaylarının temelinde beslenen düşüncelere kadar geniş bir yelpazeden bakmaya çalışmış. Ancak her ikisinin de önem verdiği gezegen hareketleri ve Venüs kavramı fazlasıyla mevcut. Dolayısıyla bahsettiğiniz zaman kavramının varlığını bu kitaba ve velikovsky çalışmalarına göz atarak bulabilirsiniz sanırım. Sizinde ifade ettiğiniz gibi Velikovsky Tevrat(oksidüs) ve mısır papirüsleri üzerinden elde ettiği bazı verilere dayanarak , Venüs ve Jüpiterin şiddetli bir patlama sonucunda ondan ayrılmasıyla oluşan etkileri ve güneş etrafındaki yörüngesine oturmadan önce dünyamızın yolu üzerine çıkarak seri afetlere yol açtığından bahseder. Hatta bu görüşünü savunurken Mitoloji ve efsanelerdeki bir çok kaynaklarında ipucu teşkil ettiğini anlatır. İlk kitabı olan ‘’Ages in Chaos’’(Kaos ve Karmaşıklık Çağları) adlı eserinde de buna yer verdiğini görürüz. Afetlere ilişkin efsanelerin gerçeklik derecelerini incelemiş, aynı zaman dilimindeki afetleri deşmiş ve benzeri olaylarla karşılaşmış, bir çok yerde tarihsel gelişme sürecinde akışı değiştiren nitelikte dünyayı şiddetle etkileyen kozmik olayların varlığına inanmıştır. Çalışmalarının esasını da Tevrat ve eski mısır kaynaklı papürüslere (özellikle Puwer adlı bir yazmanın) dayandırmıştır. Yine bu eseri bilinen en eski tarihsel bulguları ve yorumunu kapsamakta olup ‘’Çarpışan Dünyalar’ın’’ hazırlanmasına yardımcı olduğu bilinir. Konuyu fazla saptırmadan özetle şunu söyleyeyim. Bahsettiğiniz zaman oturtma kavramının bununla pek ilgisi yok. Sadece biraz daha geniş bir perspektiften bakmaya çalışıyor ve belkide biraz sesli düşünüyorum diyelim hepsi bu…:)

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s